Bu yıl yağışlar bol olsa da barajlardaki doluluk oranları yükselse de kuraklık tehlikesi henüz geçmiş değil. Ziraat Mühendisleri Odası (ZMO) Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek kapıdaki tehlikeyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan Çiçek önemli açıklamalar yaptı.
Kuraklığın uzun vadeli takip edilmesi gereken bir olgu olduğunu belirten Ziraat Mühendisleri Odası Malatya Şube Başkanı Fevzi Çiçek, bu nedenle bugün yağmur yağdı, su kaynakları doldu diye kuraklık tehlikesinin ortadan kalktığının söylenemeyeceğini, bu durumun sadece bu yıla mahsus bir rahatlama olarak değerlendirilebileceğini ifade etti.
“SU SIKINTISI YAŞAYAN BİR COĞRAFYADA BULUNUYORUZ”
Kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olmaya devam edileceğini söyleyen Çiçek,
“Normal şartlarda içerisinde bulunduğumuz coğrafya, bölgemiz de dâhil olmak üzere Türkiye'nin büyük bölümü yarı kurak iklim kuşağında yer alıyor ve su sıkıntısı yaşayan bir coğrafyada bulunuyoruz. Bu açıdan baktığımızda; yağış rejimleri, sıcaklık artışları, su kaynaklarımızın verimli kullanımı gibi birçok parametreyi birlikte değerlendirdiğimizde uzun vadede kuraklık riski geçmiş değil. Zaman zaman yağış rejimlerine bağlı olarak bu riski kısmen atlatmış gibi görünsek de uzun vadede her zaman kuraklık tehdidiyle karşı karşıya olmaya devam edeceğiz”
şeklinde konuştu.
“HER 5 YILDA BİR ŞİDDETLİ KURAKLIK YAŞANIYOR”
Geçen yıl kuraklık yaşanıldığını anımsatan Çiçek,
“Normal şartlarda gerek kişi başına düşen su miktarı gerekse tarımsal amaçlı ihtiyaç duyulan su miktarı açısından zaten sürekli kısıtlı bir dönemdeyiz. Geçmiş yılların seyrine baktığımızda bölgemizde yaklaşık her 5 yılda bir şiddetli kuraklık yaşanıyor, diğer yıllarda ise su kısıtıyla karşılaşıyoruz. Geçen yıl da bu anlamda ciddi bir kuraklık yaşadık. Önümüzdeki süreçte de geçmişte olduğu gibi benzer durumların tekrar etme riski hâlâ devam ediyor”
ifadelerine yer verdi.
“SU İSRAFI HER GEÇEN GÜN ARTIYOR”
“Bilimsel verilere göre suyun yaklaşık yüzde 77'si tarımsal sulamada, yüzde 11'i evsel kullanımda, yüzde 12'si ise sanayide kullanılıyor” diyen Çiçek sözlerine şöyle devam etti:
“Her geçen gün özellikle kentleşmeyle birlikte evsel su kullanımı artıyor. Sanayide kullanım nispeten sabit seyrediyor. Ancak tarımsal sulamada açık kanallardan kaynaklanan kayıplar, toprak yapısına uygun olmayan uygulamalar ve bitki desenine dikkat edilmeden yapılan üretim planlamaları nedeniyle su israfı her geçen gün artıyor. Bunun yanında sulama tesislerinin eski olması, kayıp ve kaçakların artması, sıcaklıkların yükselmesiyle birlikte baraj ve göletlerdeki suların buharlaşma yoluyla azalması da önemli sorunlar arasında yer alıyor.”
“KURAKLIK TEHDİDİ GİDEREK ARTIYOR”
Her gün kuraklık riskiyle daha fazla yüzleşildiğini kaydeden Çiçek,
“Aslında suyun azalmasına ve verimsiz kullanılmasına neden olan birçok faktör varlığını sürdürüyor. Bu nedenle her geçen gün kuraklık riskiyle daha fazla yüzleşiyoruz. Kuraklık tehdidi giderek artıyor. Bu yüzden sadece bir yıl yağışların iyi gitmesi ve su rezervlerimizin artması, kuraklık sorununu atlattığımız anlamına gelmiyor. Biraz önce de ifade ettiğimiz gibi su kullanımını evsel kullanım, sanayi kullanımı ve tarımsal sulama olarak değerlendirmek gerekiyor. Suyun yaklaşık yüzde 77'si tarımsal sulamada kullanıldığı için öncelikle su kaynaklarımızı verimli kullanmamız gerekiyor. Bunun için ürün desenini, yetiştirilecek bitki çeşidini, toprak yapısını ve sulama yöntemlerini doğru belirlemeliyiz”
diye konuştu.
“TASARRUF KONUSUNDA ÇOK DAHA HASSAS DAVRANILMALI”
Çiçek geçmişten beri uygulanan vahşi sulamadan vazgeçilmesini, kapalı devre sulama sistemlerine mutlaka geçilmesi gerektiğini söyleyerek,
“Hükümet politikaları kapsamında da açık sulama kanallarının kapalı sisteme dönüştürülmesi, deforme olmuş kanalların onarılması ve modern sulama altyapısının oluşturulması öncelikli projeler arasında yer almalıdır. Ayrıca vatandaşlarımızın hem evsel kullanımda hem de tarımsal sulamada su israfını önleyecek tedbirleri vakit kaybetmeden uygulamaları gerekiyor. Özellikle evsel kullanımda tasarruf konusunda çok daha hassas davranılmalıdır. Bildiğiniz gibi su; gri su, yeşil su ve mavi su olarak sınıflandırılıyor. Özellikle gri su dediğimiz, yeniden kullanılabilir nitelikteki suların çeşitli projelerle değerlendirilmesi büyük önem taşıyor”
söylemlerinde bulundu.
“ÇOK SAYIDA YEŞİL ALAN OLUŞTURULUYOR”
Peyzaj çalışmalarında kurakçıl bitkilere ağırlık verilmesi gerektiğine dikkat çeken Çiçek,
“Son yıllarda kentleşme ve yapılaşmanın etkisiyle peyzaj amaçlı çok sayıda yeşil alan oluşturuluyor. Ancak bizim bulunduğumuz yağış kuşağında çim bitkisi bu coğrafyanın doğal bitkisi değildir. Bu nedenle özellikle yerel yönetimlerin ve site yönetimlerinin peyzaj düzenlemelerinde kurakçıl bitkilere ağırlık vermesi gerekiyor. Ayrıca yağmur suyu hasadını sağlayacak sistemlerin kurulması ve burada depolanan suların peyzaj sulamasında kullanılması artık gündemimize alınmalı ve bu konuda radikal uygulamalar hayata geçirilmelidir”
şeklinde konuşarak sözlerini noktaladı.
TÜRKAN YILDIZ KAYA