Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü yaptığı Haftanın Nabzı programının konukları gazeteci Güler Hazar Doğan ve yenimalatya.com muhabiri Onay Ozan oldu. Programda şehrin en önemli can damarı olan kayısı ihracatındaki dramatik düşüşü ve yerel yönetimlerin sorumluluklarını masaya yatırıldı. Ağaç sayısının artmasına rağmen ihracat rakamlarının yarı yarıya çakılmasını sert bir dille eleştiren gazeteciler, Ticaret Borsası'nın resmi verileriyle gözler önüne serilen tablonun Malatya ekonomisinin ve üreticinin karşı karşıya olduğu büyük krizi bir kez daha gözler önüne serdiğini dile getirdiler.
Ziraat Odaları Koordinatörü Yunus Kılıç’ın TMO’ya yönelik çağrısına ve Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz’ın kayısı ihracatının yüzde 40 azaldığı yönündeki açıklamalarına değinilen yayında, bu işin başındaki yetkililerin asli görevlerini bırakıp başka işlerle uğraştıklarını ve bu durum dile getirildiğinde rahatsız olduklarını belirten Güler Hazar Doğan, Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Bey’in kendi esas işi olan kayısıyı bırakıp başka odaların seçimleriyle ilgilenmesini eleştirdiklerini vurguladı. Kamu bütçesiyle ve halkın parasıyla halk adına görev yapması gereken kişilerin görevlerini ihmal edip savsaklamaları durumunda gazeteciler olarak bunu söylemekle yükümlü olduklarını belirten Doğan, bundan birileri rahatsız oluyorsa rahatsız etmekten onur duyduklarını, rahatsız etmeye devam edeceklerini ve bu durumdan dolayı özür dilemediklerini ifade etti.
“ÇÖZÜM ÜRETMELERİ GEREKİYOR”
Ramazan Özcan’ın Ticaret Borsası Başkanlığı’na seçildiği yıllardan sonraki ihracat rakamlarını gösteren tablo, bizzat Ticaret Borsası’nın kendi resmi verileri olduğunu ifade eden Güler Hazar Doğan, “Malatya’da henüz 6 milyon 300 bin küsur kayısı ağacı varken 2005 yılında kayısı ihracatı 115 bin tondu. 2011 yılında, ağaç miktarı hemen hemen aynıyken ihracat 127 bin tona yükseldi. 2012’de 160 bin ton ile zirve yaptı, 2017’de ise 152 bin ton olarak gerçekleşti. Malatya ekonomisi tamamen kayısıya bağlıdır; 2014’teki zirai dondan sonra adeta bir deprem yaşanmışçasına hayatın nasıl durduğunu hep birlikte gördük. 2017 yılı itibarıyla şehirde 7 milyon 687 bin kayısı ağacı bulunuyordu. 2017’den 2018’e geçtiğimizde ise ihracatta aniden yüzde 50’lik bir düşüş yaşanarak rakam 80 bin tona geriledi. Bu veriler hazırlanırken zirai don yaşanan ve ağaçların çiçek açmadığı olağanüstü yıllar tabloya dahil edilmedi; tamamen işlerin normal seyrettiği yıllar esas alındı. 2018 sonrası ihracat sırasıyla 87 bin, 85 bin, 86 bin, 75 bin ve 2023’te 77 bin ton seviyelerinde seyretmiştir. Oysa aynı dönemde Malatya’daki kayısı ağacı sayısı yaklaşık 2 milyon adet artarak 8,5 milyona, hatta 9 milyona yaklaşmış. Olağan akışta ağaç sayısı arttığında üretimin ve ihracatın da artması beklenir. Ancak veriler, Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz’ın belirttiği yüzde 40’lık düşüşün de ötesinde, ihracatta yüzde 50 oranında sistematik bir gerileme olduğunu kanıtlamaktadır. 2024 yılında ağaç sayısı 8,5 milyona ulaşmışken ihracat sadece 107 bin ton seviyesinde kalmıştır. Kayısıdaki bu gerileme; kuyumcudan eczacıya, bakkaldan pastaneye ve perakende sektörüne kadar Malatya’da yaşayan herkesi doğrudan ilgilendirmektedir. Ramazan Özcan göreve geldikten sonra ihracatta peyderpey ciddi bir azalma yaşanmış. Şehrin yöneticilerinin bu düşüşün nedenleri üzerine düşünmesi ve strateji geliştirmesi gerekiyor. ‘Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kayısı alsın’ deniliyor; ancak TMO’nun aldığı 3 bin ton kayısı hangi derde derman olabilir? Depolar kayısı dolu ama Avrupa Birliği 2000 ppm üzerindeki kükürtlü kayısıyı kabul etmiyor. Bu sorunu çözmek, çiftçiyi ve ihracatçıyı eğiterek 2000 ppm kükürt sınırının altında üretim yapılmasını sağlamak Ticaret Borsası’nın asli görevidir. Yöneticilerin her mikrofon uzatıldığında ağlamak yerine çözüm üretmeleri gerekiyor. Ağlayacaksanız istifa edin, Malatya bu sorunu çözecek insanları çıkarır. Siyasi desteklerle göreve gelip kimse kendisini ‘bulunmaz Hint kumaşı’ sanmasın” şeklinde konuştu.
“MALATYA KAYISISI UÇURUMA DOĞRU GİDİYOR”
Konuşmasına devam eden Güler Hazar Doğan, Özbekistan gibi ülkelerin kuru kayısı üretiminde ciddi birer rakip olarak öne çıktığını ve kendilerinin ellerindeki ürünü satamadıklarını belirtti. İspanya ve İtalya gibi ülkelerin çok daha az miktardaki yaş kayısıyla, Türkiye'nin kuru kayısıdan kazandığının 10 katını kazandığına dikkat çeken Doğan, “Biz kayısımızı hâlâ ambalajsız, çuvallarla satıyoruz. Kayısı Araştırma Geliştirme Tanıtma Vakfı gibi kurumlar pasif durumdalar. İhracatçılar bu üründen para kazanırken kayısıya kaç kuruşluk yatırım yaptıklarını izah etmelidir. Başka ülkelerde stratejik tarım ürünleri için büyük bütçeli vakıflar kurulup tanıtım ve reklam çalışmaları yapılırken, Malatya’da kriz anlarına karşı A, B, C planları hazırlanmıyor. Sonuç olarak; ağaç sayısı 6 milyon iken 115 bin ton olan ihracat, ağaç sayısı 8,5 milyona çıktığında ortalama 85 bin tona gerilemiştir. Malatya kayısısı uçuruma doğru gidiyor. Yetkililerin başkalarının seçimleriyle veya koltuk sevdasıyla uğraşmayı bırakıp, bilim insanları ve akademisyenlerle bir araya gelerek acilen ortak bir yol haritası çizmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı.
“KAYISI OLDUĞU YERDE SAYMIŞ”
10 yıl öncede kayısı ile ilgili aynı sorunların olduğunu halen de aynı sorunları konuştuklarını ifade eden Onay Ozan, “Yaklaşık 10 yıl önce Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Feyzi Çiçek ile yaptığım bir değerlendirmeyi çok iyi hatırlıyorum. Kayısı ile ilgili olarak bana hızlıca kuru kayısı dışında mamulleşmeye gitmemiz gerektiğini söylemişti. Kayısıda sadece kuru kayısı ile sınırlı kalmayıp ürün çeşitliliğini artıracak çalışmalar yapmamız gerektiğinin altını çizmiş ve ‘İleride bu durum bize çok büyük sorun teşkil edecek’ demişti. O zaman 2000 ppm kükürt sınırı örneğini de vermişti. Aradan yıllar geçmesine rağmen halen aynı mevzuları konuşuyoruz. Kayısı olduğu yerde saymış; hiçbir çalışma, hiçbir mamulleşme yapılmamış. Satış ve pazarlama konusunda da çok geride kalmışız, gerçekten Malatya’ya yazık oluyor. Önceki yayında da bahsettiğim gibi; bir kuyumcu esnafına işlerinin nasıl olduğunu sorduğumda bana, ‘Bu sene kayısı gelmedi, kayısıcılar ucuz olduğu için ürünlerini satmak istemediler. Onlar satamayınca biz de iş yapamadık’ demişti. Malatya’da hayatın ve ticaretin tamamen kayısıya bağlı olduğu gerçeği ne yazık ki bir kez daha karşı karşıya kaldığımız bir tablo olarak karşımıza çıkıyor” diyerek sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN