Her bin 500 ila 2 bin doğumdan birinde görülen doğumsal kalp deliği (ASD), modern tıp sayesinde kasıktan girilerek yapılan yaklaşık bir saatlik girişimle kapatılabiliyor. Ameliyatsız şemsiye yöntemi sayesinde kapatılan bu yöntemle ilgili veren Malatya Turgut Özal Üniversitesi (MTÜ) Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (MEAH) Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, önemli açıklamalarda bulundu.
Halk arasında "kalp deliği" olarak bilinen ASD (Atriyal Septal Defekt) rahatsızlığının kalbin 2 kulakçığı arasında bulunan ve doğumsal (konjenital) bir defekten kaynaklanan bir durum olduğunu dile getiren Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi İbrahim Aktaş, her bin 500 ila 2 bin canlı doğumda bir görülen bu hastalığın kalbin 2 kulakçığı arasındaki yapının tam kapanmaması sonucu, ortada var olan deliğin erişkin yaşlara kadar taşınmasıyla kendini gösterdiğini söyledi.
HASTALAR BU YÖNTEMLE BÜYÜK BİR AMELİYAT SÜRECİNDEN KURTULUYOR
Uygulanan bu yöntemin son derece konforlu olduğunu ifade eden Dr. Aktaş,
“Hastanemizde bu defektleri, herhangi bir cerrahi ameliyata gerek kalmadan, perkütan yolla (kasıktan girerek) ‘şemsiye yöntemi’ ile başarılı bir şekilde kapatmaktayız. Hatta yaşları 24, 28 ve 32 olan üç erişkin hastamızın kalp deliğini aynı gün içinde yaptığımız müdahalelerle kapattık. Hastalarımız sağlıklarına kavuşarak ertesi gün taburcu oldular. Hastanemizde uyguladığımız bu yöntem, hastalarımız için son derece konforludur. İşlem sonrasında hastalarımız aynı gün ayağa kalkıp yürüyebilmekte ve ertesi gün evlerine dönebilmektedir. Bu vesileyle hastalarımız büyük bir ameliyat sürecinden de kurtulmuş olmaktadır”
şeklinde konuştu.
“ŞEMSİYE YAPRAKÇIKLARININ ÖRTÜŞMESİYLE DELİĞİ KAPATIYORUZ”
İşlemin nasıl gerçekleştirdiğini anlatan Dr. Aktaş,
“ASD kapatma müdahalelerinde; kasık toplardamar sistemine bir iğneyle giriyor ve oradan gönderdiğimiz bir kateter (tüp) vasıtasıyla kalbin sağ kulakçığından sol kulakçığına geçiyoruz. Ardından deliğin her iki tarafında şemsiye mekanizmasını açarak, bu şemsiye yaprakçıklarının örtüşmesiyle deliği kapatıyoruz. Genellikle genel anesteziye ihtiyaç duymadan gerçekleştirdiğimiz bu konforlu yöntemle, hastanemizde bugüne kadar çok zorlu vakaları başarıyla yönettik ve kapattık. İşlem sonrasında hastalarımızın 3 ila 6 ay boyunca 2 adet kan sulandırıcı ilaç kullanmasını planlıyoruz”
ifadelerini kullandı.
“BELİRTİLER GENELLİKLE ERİŞKİN YAŞLARDA ORTAYA ÇIKAR”
Bu rahatsızlığın belirtilerini dile getiren Dr. Aktaş,
“Bu delikler genellikle çocukluk çağlarında belirgin bir şikâyete yol açmazlar. Rutin kontroller esnasında yapılan fizik muayenede üfürüm duyulması sonucu hastalıktan şüphe edilir. Belirtiler genellikle erişkin yaşlarda ortaya çıkar. İlerleyen dönemlerde ise hastalarda; Nefes darlığı, Çarpıntı ve daha ileri aşamalarda kalp yetmezliği semptomları söz konusu olabilir. Polikliniklerimize bu gibi şikayetlerle başvuran veya rutin muayene esnasında ekokardiyografi (EKO) ile deliği tespit edilen hastalarımızı, delik büyüklüklerine ve anatomilerine göre değerlendiriyoruz”
söylemlerine yer verdi.
“CERRAHİ YÖNTEM DEVREYE GİRMEKTEDİR”
Cerrahi müdahalenin ne zaman yapılacağını kaydeden Dr. Aktaş,
“2 kulakçık arasındaki bu defektin, kasıktan girilerek (perkütan yolla) kapatılmasına uygun olmayan bir anatomiye sahip hastalarımızda ise diğer bir tedavi metodumuz olan cerrahi yöntem devreye girmektedir. Bu durumda da kapatma işlemi hastanemizde ameliyatla (cerrahi müdahale ile) başarılı bir şekilde gerçekleştirilmektedir”
dedi.
HÜSEYİN KOCAMAN