Eğitimci ve KırmızıTürk Spikerler Platformu Kurucusu Cengizhan Kaya, Gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk oldu. Programda medyanın sorunları değerlendirildi.
Konuyla ilgili “Geldiğimiz dönem öyle ki etik kurallar tamamen dışarı çıktı” diyen Berkman Dulcan’ın söylemini, bunun yanında İstanbul ve Ankara gibi şehirlerle Malatya'daki gazeteciliği kıyaslayan Cengizhan Kaya:
“Bu bahsettiğiniz konularla ilgili de biz çalışmalar yapıyoruz. Bu konuyla alakalı bir çok kişiyle bir araya geldik. Zaman zaman onlarda da bu az önce bahsettiğiniz durumlardan dolayı bir ümitsizlik belirmiş. Diyorlar ki ‘biz iletişim fakültesini seçtik ama yarın bir gün gazetelerde, internet sitelerinde ya da televizyonlarda, radyolarda kendimize yer bulabilecek miyiz? Oralarda birçok farklı alandan insanlar var, bunu nasıl aşacağız?’ Biz onlarla sohbetimizde de tam bu konunun özüne yönelik bir diyaloğumuz var, hep şunu söylüyorum elbet zor bir alan bunu kabul ediyoruz, bazen böyle başka alanlardan insanlar da olacak ama er ya da geç bir gün mutlaka bu rayına oturacaktır, rayına geçecektir. Bunu da hep beraber göreceğiz. Bunu zaman nasıl anlıyoruz? Mesela, gazetecilik öyle lafta söylenecek bir meslek değildir 4. kuvvet olarak adlandırılır. Toplumun inşasını sağlayan alanlardan biridir. Gazeteci sorduğu sorularla, yaptığı haberlerle, açtığı vizyonla birçok şeye istikamet verir. Bugün o farklı alanlardan geliyor dediğiniz insanların zaten en temel hatası bu. Onlar belki, reklamcılık yapıyor olabilir ama habercilik, gazetecilik, vizyon katmak bunlar çok farklı şeylerdir. Bunları yegane insanlar yapabilir. İstanbul, Ankara'da da o anlamda olumsuz örnekler yok mu, var. Bunu yok sayarsak zaten hani bunu kabul etmemiş oluyoruz. Bugün artık belki de medya dünyamızın da yaşadığı sıkıntıların temelinde yerelde yaşadığımız bunun bir anlamda ulusala taşınmış halini görüyoruz, o yüzden bu sıkıntıları yaşıyoruz ve gazetecilik mesleğine yönelik bütün bu olumsuz şeyler bütün toplumu etkileyen bir özelliğe sahip. Siz doğru bir gazeteciye değil de başka bir gazeteciye yer verdiğiniz zaman sizin adınıza sorma yetkisini de elinden almış oluyorsunuz. Yanlış soruların doğru cevabı olmaz. Doğru soruların ancak doğru cevabı olur. Dolayısıyla gazeteciliği sıradan bir meslek, hor görülen bir meslek ya da ya ‘ben de yaparım’, ya ‘o da yapar’, ‘şu da yapar’ gibi bir meslek olarak algılatmak gerçekten bir ülkenin belki de kendine yapabileceği en büyük kötülüklerden bir tanesi olur. Bu yüzden mesleki etik değerler anlamında daha herkesin kabul ettiği ortak noktalar bulunmalı. Bazı şeylerde öncü olmak lazım. İstanbul'da, Ankara'da, Elazığ'da, şurada burada Malatya öncüsü olsun bu işin. Bu iyi örneğin öncüsü olsun. Malatya medyası anlamında birlik beraberlik olsun, nedir, ne değildir, kıstaslar nelerdir, kimler yer almalıdır? Bunlarla ilgili az önce sizin sözünü ettiğiniz gibi hem resmi cemiyetler, dernekler buna öncülük edebilir. Yine bu sektörde çalışan, emek harcayan ekran önünden köşe yazarına, gazeteciden muhabire, kamera arkasındaki kameramandan, orada televizyonda görev yapan servis yetkilisine, herkesi içine alan bir çözüme dönüşürse ancak o zaman medya ayağa kalkar. Medya ayağa kalkınca toplumda da hareketlenme olur. Toplum da ayağa kalkar. Bu yüzden bu farklı alanlardan insanların buraya geçişine yönelik gerçekten çok ciddi radikal tespitler yapılmalı. Bu iş keyfe kader olmamalı. Buna biraz daha farklı yaklaşıp buna göre ilerlememiz lazım”
ifadelerine yer verdi.
“CANI İSTEYEN HERKES İNTERNET SİTESİ AÇABİLİYOR”
Konuyu değerlendiren Sinem Hatun Davut ise,
“Canı isteyen herkes internet sitesi açabiliyor yasal boşluktan dolayı. Biz buradan bütün yetkili birimlere, cumhurbaşkanlığına, iletişim başkanlığına, gazetecilikle ilgili bütün STK ve derneklere buradan çağrı yapalım eğitimini almayan insanların bu işe, ‘Benim canım gazeteci olmak istiyor. Ben bir haber internet sitesi açayım, oradan bu işi icra edeyim’ mantığıyla yaklaşılmamalı. Gerçekte kişi doktor, gerçekte kişi avukat, gerçekte kişi ev hanımı, gerçekte kişi öğrenci ama bu işi icra edebiliyor. Hayır efendim bu kadar kolay olmamalı. Ben nasıl 4 yıl iletişim fakültesine gittim, okudum, eğitimini aldım. Şu an nasıl canım doktor olmak istiyor ama olamıyorum, olamam mümkün değil ya da hemşire olmak istiyorum olamam, olamıyorum mümkün değil. İşte bu işi yapmak da bu kadar kolay olmamalı. Şu an Türkiye'nin bütün illerinde iletişim fakültesi var. Şimdi biz herkesin bu işi yapmasına olanak sağlarsak, kanunlar ve düzenlemeler koymazsak yarın o iletişim fakültesinden mezun olan öğrenciler ne yapacaklar? Bir de böyle bir durumumuz var bizim. O zaman bizim iletişim fakültelerini şu anki mantıkla kapatmamız gerekiyor. Gerek yok. Çünkü isteyen herkes gazeteci olabiliyor zaten. Eğitim almaya gerek yok. Yani o iletişim fakültesinde akademisyen çalıştırmaya gerek yok. Onlara devlet bütçesinden ödeme yapmanıza gerek yok. O öğrenciler zaten mezun olunca bu sektöre giremiyorlar. Çünkü canı isteyen herkes girebiliyor zaten. Eğitim almaya gerek yok bu kafayla. Yani şu an gördüğümüz medyadaki tablo karşısında bu işi eğitim alan veya almayan herkes kolaylıkla yapabilecekse lütfen iletişim fakültelerini kapatalım. Boşu boşuna akademisyenler de orada zaman kaybı yaşamasın. Devletin kasası da zarar etmesin”
diye konuştu.
TÜRKAN YILDIZ KAYA