Malatya kayısının sorunları bir türlü bitmiyor. Kayısıda fiyat konusunda endişelerini dile getiren ziraat odaları bu düşüncelerini her geçen gün daha yüksek sesle getirmeye devam ediyorlar. İlk olarak Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın, daha sonra da Battalgazi Ziraat Odası Başkanı Bayram Alışık, siyasilerin mutlaka kayısı için bir araya gelmelerini isteyerek, dün bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Ziraat Odaları İl Koordinasyon Merkezinde Yönetim Kurulu üyelerinin, Battalgazili çiftçi ve mahalle muhtarlarının da yer aldığı basın açıklamasında önemli değerlendirmelerde bulunan Alışık, kayısının bakımını zahmetli ve meşakkatli olduğunun altını çizdi.

“AŞIRI SICAĞA DAYANAMAYAN BİR MEYVEDİR”

Kayısı ağaçlarının yaz mevsiminde en az 2 kez sulanması gerektiğini belirten Alışık, “Bu toplantı bir siyasi ya da bir propaganda toplantısı değildir. Burada toplanmamızın amacı çiftçimizin, üreticimizin haklı bir talebi olan Güncel kayısı fiyatları nedeniyle emeklerinin karşılığını alamamalarından dolayı epkimizi güzel bir lisanla anlatma ve ifade etme toplantısıdır. Haklıyız, dik duracağız, dikleşmeden derdimizi herkesin anlayacağı bir dilde ifade etmeye gayret göstereceğiz. Kayısı dünyanın en narin, en lezzetli, en zahmetli ve emeği en çok çalınan bir meyvesidir. Şimdi müsaade ederseniz bu başlıklar altında kayısıyı bilimsel olarak tanımlayalım. Malatya olarak dünyadaki kayısının yaş kayısı olarak yüzde 20’sini kuru kayısı olarak da yüzde 80’ini biz karşılıyoruz ve ihracata yaklaşık olarak 500 milyon dolar katkı sağlıyoruz. En narin meyvesi dedik. Çünkü kayısı çiçek öncesi ve çiçek döneminde soğuğa, aşırı yağış ve aşırı sıcağa dayanamayan bir meyvedir. Bu yüzden herhangi bir don olayı ya da aşırı yağış sonucunda çiçeklerin yanması ve çürümesi sonucu çiftçinin bir yıllık emeği alın teri ve umudu yok olabiliyor. Hele hele küresel mevsim değişikliğinin yaşandığı son zamanlarda bazen bir bazen 2 yıl kayısının tutmadığı da oluyor. Bu yüzden dünyanın en narin meyvesidir. Dünyanın en zahmetli meyvesi dedik. Bakın bir kayısı ağacının tam verim verme yaşı nerden baksanız 8 yaştır. Yani bir kayısı ağacından tam verim alabilmek için 8 yaşına kadar bir çocuk gibi bakım yapmak gerekiyor. Çapası, gübrelenmesi, ilaçlanması ve yaz mevsimi itibariyle ayda en az 2 defa sulanması gereken bir ağaçtır” şeklinde konuştu.

“DEPOLARA TAŞINIR VE YIĞIN HALİNE GETİRİLİR”

Kayısının ağaçtan tezgâha kadar olan aşaması hakkında bilgi veren Alışık, “Kayısıya yıllık olarak iki veya üç defa çapa yapılması, kış öncesinde; gübreleme ve soğuğa karşı ağacın ilaçlanması, İlkbahar mevsiminde ise; çiçek öncesi, çiçek dönemi ve çağla döneminde ilaçlama yapmak gerekmektedir. Meyve olgunlaşınca; birinci işlem kayısı ağacı büyüklüğüne göre iki veya üç kademede kayısı silkeleme işlemi yapılır. Silkelenen meyveler teker teker elden geçerek kasalara doldurulur. Doldurma işleminden sonra kasalar fırınlama işlemi için islim damlarına taşınır. Burada 24 saat bekletilerek en az iki defa kükürt yakılarak fırınlama işlemi yapılır. 24 saatten sonra tekrar kayısılar güneşe serilmek için sergi alanına taşınır ve brandalar üzerine ince bir şekilde serilir. 3 veya 4 gün bekletildikten sonra tekrar elle toplanarak kasalarla belli bir alana taşınır ve kasalardan boşaltılarak bir yığında toplatılır. Yığında kayısının birbirini bulması için günlerce bekletilir. Daha sonra çekirdek çıkarma işlemine geçilir. Bu kayısılar tek tek elden geçirilerek çekirdekleri çıkarılır ve çekirdek çıkarma aşamasında kayısı 4 bölüme ayrılır: temiz kayısı, kesmelik dediğimiz lekeli kayısı, elek altı ve ıskarta olacak şekilde ayıklanır. O günün akşamında çekirdeği çıkarılan kayısılar tekrar güneşte kurutulmak için sergi alanına taşınır ve ince bir şekilde tekrardan brandalara serilir. Daha sonra güneşte kurutulan kayısılar yine elle toplanarak kasalara doldurulur. Depolara taşınır ve yığın haline getirilir. Ondan sonra ise satış aşamasına geçilir. Çiftçi bu kayısıları tekrardan çuvallara doldurarak kimi 10, kimi 20, kimi 50, kimi ise 100 kilometre mesafede kayısıyı araçlarla Şire Pazarı’na getirir. İşte şimdi çiftçi üretici bir yıllık alın terini, emeğini, masrafını çuvallara koyup pazarda birkaç tüccarın merhametine, insafına ve vicdanına terk eder” ifadelerine yer verdi.

“İKİ ÇAĞRI YAPIYORUZ”

Tüccarlara seslenen Alışık, “Kayısının gerçek sahibi olan çiftçi ve üretici bir yıllık emeğinin karşılığını alabilmek için o tüccarın merhametine sığınır. Peki, buradan tüccarlara sesleniyorum, geçen sene hatta bir kaç ay öncesine kadar kayısıyı 200 TL ye kadar alıyordunuz. Ne oldu da yeni ürün çıkınca bu kayısının fiyatını 120 TL’ye kadar indirdiniz? Geçen yıl ıskarta 40, kesmelik 70, elek altı 120, iyi mal 150 TL oldu ve daha sonrasında ise fiyatları 200 TL'ye kadar yükselttiniz. Geçen yıla göre mevsimlik işçi yevmiyeleri yüzde 150 TL arttı. Mazot fiyatları, elektrik fiyatları, sulama ve nakliye fiyatları arttı. Yani üretim maliyetleri artarken kayısı fiyatları düştü. Siz ise bu yıl fiyatları; ıskarta 20, kesmelik 40, elek altı 70, iyi malı ise 120 TL'ye kadar düşürdünüz. Buradan iki çağrı yapıyoruz. Birinci çağrımız kayısı tüccarlarına; ticaretinde bir ahlakı, bir vicdanı, bir merhameti ve bir kar sınırının olması lazımdır. Geçen yıl kayısıyı 67 dolara kadar dışarıya sattınız. İnsan biraz Allah tan korkar. Bizler kayısı fiyatlarını aşırı derecede yükseltin demiyoruz. Elbette tüccarında dış piyasayı kaybetmesini istemeyiz. Sonuçta kayısı dış ticarete giden bir meyvedir. Bizim isteğimiz burada çiftçinin emeğine saygı duyulması ve eğer hala biraz merhametiniz kaldıysa, biraz vicdanınız varsa en azından geçen yılki fiyatlara kayısıyı çıkarmanızdır. Yok, eğer merhamet ve vicdan kalmamışsa da sizlere diyecek bir kelime bulamıyorum” söyleminde bulundu.

“BİLMEDİĞİNİZ BİR KONU VAR”

Malatya’nın siyasilerine de bir çağrıda bulunan Alışık, “İkinci çağrımız ise, iktidarıyla, muhalefetiyle Malatya'yı temsil eden il başkanlarına, milletvekillerinedir. Neden iktidar ve muhalefet kelimesini kullandım? Çünkü tarımın siyaseti olmaz. Tarım, sağlık kadar herkese lazım olan bir alandır. Belki birileri diyebilir ki kardeşim kayısı bir temel ihtiyaç maddesi değil. Bir yönüyle doğrudur ama herhalde bilmediğiniz bir konu var. Belki bir temel ihtiyaç maddesi değil fakat temel ihtiyaç maddeleri de kayısı geliriyle ancak giderilebiliyor. Ona bakarsanız fındık da, incirde bir temel ihtiyaç maddesi değildir. Ama devletimiz tarafından her yıl bir taban fiyat açıklaması yapılıyor. Bu işin kesin çözümü ve Malatya kamuoyunu böyle konular ile meşgul etmemek için, naçizane fikrim şudur: Biran önce Malatya'yı temsil eden siyasilerimizin zaman kaybetmeden bir araya gelerek, Sayın Cumhurbaşkanı, Maliye Bakanı ve Tarım Bakanımızla görüşerek, TMO ofisi tarafından fiyatlara alım müdahalesi için bir bütçe ayırmalarını istemeleridir. Her yıl fındık ve incirde olduğu gibi kayısıya da girdi maliyetleri ve enflasyon etkileri hesaplanarak bir taban fiyatı açıklanmasını istiyoruz. Tek çözüm yolunun da bu olduğuna inanıyoruz. Sonuçta bizler icra makamı değil, rica makamıyız ve bu konuda sayın vekillerimizin de en kısa sürede kamuoyunu bilgilendirmelerini de bekliyoruz. Gereğinin de yapılmasını arz ve talep ediyoruz” diye konuştu.