Hicri takvimin başlangıcı olan Muharrem ayı, Müslümanlar için önemli bir aydır. Muharrem ayının önemi hakkında bilgi veren Ali Kapısı Derneği Başkanı Muhsin Topalcengiz, BUSABAH gaztesine önemli açıklamalarda bulundu.
Muharrem ayının, İslamiyet içerisindeki haram aylardan biri olarak kabul edildiğini belirten Topalcengiz, Muharrem ayının aleviler için oruç ayı olduğunun altını çizdi.
“MUHARREM AYINA, YAS-I MATEM DERİZ”
Muharrem ayına aynı zamanda yassı matem dediklerini kaydeden Topalcengiz, “Bakara Suresi 183’ten 185’e kadar olan oruç ayetlerinde der ki; Hazreti Peygamber Efendimiz iki cihan serveri, ‘Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılınmıştır’. Bu ayet indiği zaman Kur'an-ı Kerim'in inişinin 13’üncü yılıdır. Çünkü Kur'an-ı Kerim 20 yılda tamamlanmıştır. Bu dönem içerisinde Hazreti Peygamber Efendimizle beraber Âdem Safiyullah’tan, Hatem-ül Enbiya’ya kadar yani iki cihan serveri de dahil omak kaydıyla bütün nebiler, veliler, erler, evliyalar gelmiş geçmiş tüm oruç tutmuşlardır ki bu tarihlerin yazdığını, değişik fıkıh kitaplarında, hatta İncil'de, Tevrat'ta, bunlarda yazdığına göre ki Muharrem ayına tekabül eder. İşte bizler de o nedenle nasıl ki ‘Sizden öncekilere farz kılındı’ dediği gibi Muharrem ayındaki orucu Peygamber Efendimizinde tuttuğu oruç olarak kabul ettiğimizden kendimize farz kılaraktan Muharrem ayında oruç tutarız. Fakat Hazreti Hüseyin'in yani Hazreti Peygamber Efendimizin ciğer köşem dediği Hazreti Hüseyin'in, Kerbela'da şehit edilişiyle beraber bizler için ayrıyeten yas olmuştur. Orucu Allah için tutarız. Çünkü oruç Allah için tutulur. Farz kılınmıştır. Fakat yas olduğu için yasa Hazreti Hüseyin'i çekeriz. Ondan dolayıdır ki bizler Muharrem ayına, yas-ı matem deriz. Yasla matem ayın geçse de yas; sessizlik, sükunet gerektiren bir içselliktir. Fakat matem, şivanlarla, ağıtlarla devam eden sürecek ki onun için yassı matem deriz” şeklinde konuştu.
“EVVELİYETEN BERİ 10 GÜNDÜR”
Muharrem ayındaki orucun 10 gün olduğunu dile getiren Topalcengiz, “Muharrem ayı, Alevi Sayfiyullah ile Hazreti Adem ve Havva anamızın buluşmasında varlığını göstermiştir. Nuh'un tufandan kurtuluşuyla varlığını göstermiştir. Yunus peygamberin, balığın karnından kurtuluşuyla göstermiştir. Bununla beraber Kurban Bayramı'na tekabül eden yıllara geldiği zaman Hazreti İbrahim Halîlullah'ın ateşten kurtuluşunun denk geldiği olayları takip eder. Hatta Kur'an-ı Kerim içerisinde de yazar ve İncil'de de vardır. ‘And olsun ki o 10 güne’ der. İşte bizce söylebilen o 10 gün, bu 10 gündür. Muharrem ayındaki oruç normalde evveliyeten beri 10 gündür. Fakat bizde 12 gün olmasının sebebi her ne kadar 12 imamlara atfedilse de aslında Hazreti Hüseyin'in şehit edildikten sonra mübarek naaşlarını kaldırılıp definlerinin yapılması Hakkın kucağına konmalarının süresi 12’nci günü tekabül etmiştir. Bundan dolayı 12 olarak anılır. Fakat canlarımız bunu 12 imamlar aşkına, 10’u yas, 2’de 12 imamlara afedilerek tutulur derler önemli olan niyettir. Bunda bir yanlışlık yoktur” ifadelerine yer verdi.
“KUTSAL AYLARDAN BİRİDİR”
Hazreti Hüseyin ve Kerbela hakkıda bilgi veren Topalcengiz, “Hazreti Hüseyin, Hazreti Peygamber Efendimizin ciğer köşesi olan Hazreti Fatıma bint Zehra’nın amacası Ebu Talip’in oğlu Ali Er Murteza’dan dünyaya gelen ikinci çocuğudur ki Hazreti Hasan’dan bir yaş küçüktür ve Peygamber Efendimizin ‘Bunlar benim öz oğullarım, evlatlarım’ dediği ve cennet gençlerinin efendileri olarak atfettiği bir varlıktır ki insan üstü diyebilirim ki bunu bütün dünya alemi kabul etmiştir. Varlıkları, hasletleri kendisinde bulunduran bir zattır. Bir Hıristiyan din adamı der ki; Eğer Hazreti Hüseyin bizim olsaydı, bayrağını dağa taşa diker her gün o sancağın bayrağının altında toplanırdık’ der. Yani bu Hazreti Hüseyin'in varlığının, değerinin önemini gösterir. İngiltere Cambridge Üniversitesi’nde Sosyoloji bölümünde Türk bir doçent der ki, ‘Bizde Kerbela vakası, Hazreti Hüseyin'in oradaki şehadeti, mazlumun zalime karşı baş kaldırısının miladı olarak geçer’ Bu ders konusu olarak kitaplardadır. Hazreti Hüseyin Kerbela'ya yürüdüğü zaman Kûfelilerin daveti ile gittiğinde daha sonra Kerbey’e İranlı şair Ferezdak’tan durumu öğrendikten sonra Müslim vakfının çocukları ile beraber Akîl’in çocuklarla katledilmesini öğrendikten sonra hür kendisinin yolunu çevirir, onunla anşalır ayrılmak için fakat boron, toz ve ışıksız bir gece de bir gözünü açarlar ki Kerbela’dalar. Orada sorar; ‘Bu bulunduğumuz yer neresidir’ der. İçlerinden biri ‘Burası Kerbela’dır’ der. Hazreti Hüseyin, ‘Ben dedemden duymuştum burada kalacağız, çadırlarımızı buraya koyacağız’ der. Orada kaldıkları süre zarfında çarpışmaya girinceye kadar Hazreti Hüseyin’e defalarca teklifler gelir. Saraylar vadediler, sarayda yerler vadedilir, gelecek, maaşlar, her şey vadedileir ancak Hazreti Hüseyin hiçbir zaman bunlara tenazül buyurupta kesinlikle kabul etmez, ‘Bunun sebebi nedir, buranın dönüşü yok’ dedikleri zaman Hazreti Hüseyin der ki; ‘Eğer ki ben dönecek veya bunlar biat edecek olursam dedeme inen ve babamın uğruna şehit olduğu din batar olur’. 72 şüheda kendisi ile birlikte orada şehit olmuştur, 72 şühedanın neredeyse 15-20’si kendi evladı, çocukları ve yeğenidir. Bunlara bir insanoğlunun tahammül göstermesi hat safhada bir cüret, yürek ister. O yüreği de Hazreti Hüseyin göstermiştir. Batılla, hakkın birbirinden ayrılarak bugüne kadar gelmesini sağlamıştır. Bunun için Muharrem ayı kutsal aylardan biridir. Haram aydır, Haram ayının kelime anlamı da her türlü kötülük yasaklanmıştır, men edilmiştir” diye konuştu.
“ORUÇLAR TAMAMEN BİTTİKTEN SONRA YAPILIR”
Muharrem ayı içerisinde yer alan aşure gününe ilişkin de bir açıklama yapan Topalcengiz, “Muharrem ayı, Hicri yılbaşının birinci ayı olmasına rağmen Hazreti Hüseyin'in şehadetiyle ve tutulan oruçlarla, yaslarla birlikte kutsaliyetini bin 400 yıldır bugüne kadar taşımıştır. Bunun önemi, güzelliği, varlığının bütünlüğü, birliği Hazreti Hüseyin'in taşımış olduğu sancağıdır. Muharrem aynda aşure yapılır. Aşure ile ilgili biraz çelişkiler yaşansa da İslamiyet içerisinde farklı yorumlar, fıkıhlar vardır. Bir kısmı bunu Nuh’a dayandırırlar. Nuh'un gemisinden kalanlara son kurtuluş lokması olarak acı, tatlı, her şeyi birbirine karıştırarak, çeşitlendirerek yaptıklarına ve dağıttıklarına dair söylerler. Fakat biz de işin aslı aynı şeyin Kerbela'dan bize karışılır ki Hazreti Hüseyin'in şehadetinden sonra aşure lokmasını onun aşkına ve şehitlerinin aşkına yapmış olduğumuz lokmadır ki son kalan şeyler ile yaptıklarıdır bu. Ayakta kalanların yaşayacakları o kadar acı şeyler vardır ki ondan önce bir tatlı tatmak için yapılan bir aştır ki biz birazda orada inancımıza bir el, dil uzatma hissediyoruz. Muharrem ayının 10’uncu günü aşure dağıtılır. Maalesef bizden de alet olanlar vardır. Halbuki Hazreti Hüseyin 10’uncu gün şehit olmuştur. Şehit olduğu gün, aşure dağıtılması sanki bir kutlamaya girilmiş gibi oluyor. Halbuki asıl alevliğin temelinde 12’si bittikten sonra 13’üncü günü, oruçlar tamamen bittikten sonra yapılır. Bazı canlar vardır ki öğlen yaparlar onunla orucunu açarlar. Fakat orucu da bir ibadet olarak kabul ettiğimiz için yarım ibadet olmaz. Onun içindir ki 13’üncü günü yapılması makbuldür. Biz yine İslamiyet içerisinde olan diğer fıkıhlardaki dostlarımızla da ayrı düşmüyoruz. Çünkü Nuh Nebiyullah’da bir peygamberdi, Hatemül Enbiya'da Hazreti iki cihan serveri Muhammed Mustafa’da peygamberdir ve bu onların evlatları için aynı nesilden geldikleri için biz bunları birbirlerinden ayrı tutmuyoruz. Kapılar aynı yere gider. Bütün yollar Allah’a çıkar”söyleminde bulundu.
