Yeniden Refah Partisi Genel Başkan Yardımcısı Bilal Yıldırım, Duruş Medya’ya gerçekleştirdiği ziyarette Malatya’nın geleceğine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.
“BELEDİYE BAŞKANLARI, MİLLETVEKİLLERİ VE İL BAŞKANLARINI BİR ARADA GÖRDÜĞÜMÜZ BİR FOTOĞRAF YOK”
Deprem sonrası yeniden yapılanma sürecini değerlendiren Bilal Yıldırım,
“6 Şubat depremi kolay bir deprem değildi, yani zor bir zor bir sınavdı. Hükümet de aslında zor bir sınavdan geçiyor bu dönemde. Çünkü şimdi biz tam o depremden sonra iki tane seçim atlattık. Özellikle milletvekilliği seçimi biraz daha tazeydi. Hemen depremden 1-1,5 ay sonra olmuştu. Orada verilen vaatler biraz havada kaldı. Özellikle belediye seçimlerinde belediye başkan adayları, Hükümetteki yetkililer bol keseden atıyorlardı, bir yıl içerisinde toplayacağız, iki yıl içerisinde Malatya toplanır... Hatta bazıları 2025 yılının Şubat ayında çarşıdaki esnaflar hepsi yerine geçecek, dükkanları teslim edeceğiz diye vaatlerde bulundular. Ama bugün geldiğimiz noktada hala daha bitmiş değil, yani birçok yerde bir sürü eksikler var. Tabii biz bunu aslında iyi niyetimize söylüyoruz, muhalefet olsun diye söylemiyoruz ancak ortada da ciddi mağduriyetler var. Mesela önceki akşam Şirepazarı’nın etrafında dükkanları olan arkadaşlar kendilerine kurada dükkanlarının çıkmadığını, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Malatya İl Müdürlüğünün ‘kurada çıkmadınız size farklı bir yerde dükkan vereceğiz’ dediğini, halbuki 40 yıldır babadan kalma dükkanının orada olduğunu, en gözde yerdeki dükkanının yok olduğunu, şimdi gidip başka bir yerde nasıl dükkan alacağını soruyor. Böyle mağduriyetler var ama bunlar daha tam gün yüzüne çıkmadı. Yarın bir gün şehir merkezi açıldığı zaman asıl mağduriyetleri o zaman göreceğiz. Yani devlet bir şeyler yapmaya çalıştı. Devlet diyorum ben. Hükümet olarak bu işi görmüyorum. Çünkü Hükümet, kim gelse bunu yapmak zorunda. Yapacaksın ama burada önemli olan devlet yani devlet üzerine düşeni yapıyor aslında. Ama bizim Malatya'da özellikle şöyle bir sıkıntı var: Malatya'da yıllardır bunu hep söylüyoruz, iktidar partisinin belediye başkanları ile milletvekilleri, il başkanları arasında ciddi bir uyumsuzluk var. Yeniden Refah Partisi'nin Genel Başkan Yardımcısı olduğumuz için bütün illere gidiyoruz. İllerdeki siyasetlere bakıyoruz. Elazığ'da Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Milliyetçi Hareket Partisi'nin, AK Parti'nin bütün milletvekilleri, belediye başkanları bir araya gelip Elazığ'ın sorunlarını konuşabiliyorlar. Ama bizim Malatya'da iktidar partisinin belediye başkanları, milletvekilleri ve il başkanlarının hepsini bir arada gördüğümüz bir fotoğraf yok. Belki Cumhurbaşkanımız geldiğinde bir fotoğrafları olur, onun dışında hiçbir fotoğrafları yok. Hep birbirinde kopuklar, hep bir ayak oyunları içerisindeler. Bu da Malatya'ya zarar veriyor ve bunun zararını biz ileriki günlerde daha çok göreceğiz. Şu gün olmuş hala Malatya'da depremin izleri her tarafta görünürken bakıyoruz yani diğer siyasi partileri boş verin, iktidar partisinin yöneticileri bile bir araya gelemiyor. Bu Malatya'ya ciddi zarar veriyor. Geldiğimiz noktada Adıyaman'a da gittim, Hatay'ı takip ediyorum, Kahramanmaraş'a gittim her ne kadar biz onlardan ileriyiz, ileri durumdayız deseler de ben onu gidip gözlerimle gördüm. Adıyaman'daki konutların, şehrin, altyapının, Kahramanmaraş'taki altyapının bizim Malatya'dan çok daha iyi olduğunu kendi gözlerimle gördüm. Malatya daha iyi olabilirdi. Malatya çünkü iktidara her zaman en üst düzeyde oy vermiş bir şehir. Hep iktidarları desteklemiş bir şehir. Ama maalesef dediğim gibi yöneticilerin birbiriyle olan kişisel mücadeleleri yüzünden Malatya böyle bir yarayı almıştır ve devam ediyor. Ama geldiğimiz noktada çok geride gidildiğini görüyoruz. Çünkü az önce de dediğim gibi, 2025'in Şubat ayında buna bakabilirsiniz kayıtlarda var, belediye başkanlarının hep vaatlerinde vardı, 2025'in Şubat ayında dükkanları teslim edeceğiz diye. 2026'nın Şubat ayı bir yıl üzerinde geçmiş, daha hiçbir şey yok. Yani hiçbir şey yok derken aslında yapılmış, edilmiş ama teslimat anlamında bir şey yok diyoruz. Yoksa tabii yapılan bazı şeyler var. Yapılacak tabii ki sonuçta ülkemiz güçlü bir devlet, Ortadoğu'nun ve dünyanın önemli aktörlerinden biri devlet, yani bunların yapılması normaldir, biz daha çoğunun yapılmasını istiyoruz”
ifadelerine yer verdi.
“ORGANİZENİN NÜFUSU 12 BİNLERE KADAR GERİLEDİ”
2018 yılında Yeniden Refah Partisi’nin Malatya’daki kurucu il yapılanmasında görev alarak İl Başkanlığı görevini 7 Eylül 2024 tarihine kadar sürdüren ve o dönem muhalefetini değerlendiren, bunun yanında Malatya için temel amaçlarını da sıralayan Bilal Yıldırım,
“Biz muhalefetlik yaparken aslında tatlı bir muhalefetlik yapıyorduk, yani artılarını da söylüyorduk, doğrularını da söylüyorduk, yanlışlarını da söylüyorduk. Şimdi geldiğimiz noktada bakıyorum geriye döndüğümüz zaman ya bazen iyi mi ettik, kötü mi ettik diye kendi kendime böyle bir muhasebe yapıyorum. Niye? Birçok insanlarla kötü olduk bu muhalefeti yaparken. Ama yıllar sonra yani üç yıl, dört yıl aradan sonra o dönemin milletvekilleri, belediye başkanları ile şu anda yine görüşüyoruz. Yani birçoğu değişti tabii. Belediye başkanları değişti. Benim için asıl önemli olan; ‘başkanım gerçekten sen bak bizim belediye başkanlığımız zamanında bu tür sıkıntıları dile getiriyordun, gerçekten doğruymuş, aslında bizim faydamıza bunu söylemişsiniz’ deniliyor. O zamanlar nefislerine ağır geliyordu ama şimdi diyor ki ‘gerçekten Malatya'nın faydasına bunu söylemişsin.’ O dönemlerde güzel bir il başkanlığı yaptığımızı düşünüyoruz. Bunu da Malatya'mız gördü. Bize yüzde 9,5 oy verdiler milletvekilliğinde. Belediyede de yüzde 9.36 oy aldık Büyükşehir'de. Tabii İl Genel Meclisinde yüzde 15'e yakın oy aldık, bunu Malatyalılar da gördü, bize oy verdiler, sıfırdan kurulmuş bir partiydi. Aslında kökleri 40 yıl, 50 yıl öncelere dayanan bir parti ama tabii teşkilatlarıyla sıfırdan kurulmuş bir partiydi. Biz kuruluşunu burada yaptık, güzel de oy aldık ama Malatya için güzel şeyleri de söyledik, söylemeye de devam edeceğiz inşallah. Şimdi bu saatten sonra biraz daha artık eskisi gibi değil de şimdi biz sadece Malatya'da değil Türkiye'nin 81 vilayetini dolaşmak zorundayız. Çünkü partide genel başkan yardımcısıyım. Ama Malatya da bizim özelimizdir. Malatya'yı terk etmiyoruz. Depremden sonra iş yerimizi de, evimizi de Malatya'da götürmedik. Çünkü Malatya bizim özelimiz. Bizim için farklı bir yeri var. Onun için siyasi partilerin bir araya gelmesi için milletvekillerinin, belediye başkanlarının onlar bir araya gelmiyorlar, gelemiyorlar ama biz bunların bir araya gelebilmeleri için bir girişimde bulunacağız. Malatya'nın sıkıntılarını bu sefer sadece Malatya'nın özelinde değil de dosyalar halinde hazırlayıp Mecliste bizim partimizin milletvekillerine sunmayı düşünüyoruz, bu şekilde devam edeceğiz inşallah, Malatya'nın daha iyi olabilmesi için. Özellikle mesela ben bu noktada sanayiyi de önemsiyorum. Bundan 4 yıl önce şöyle bir açıklama yapmıştık, Malatya 6. Yatırım Teşvik Bölgesi, evet, güzel, yatırımcılar hep Malatya'ya geliyorlar, gelmeleri güzeldir ama o dönemlerde özellikle Sanayi Odası ve arsa tahsisinde bulunan, organize müteşebbisi daha çok tekstilciler üzerinde gittiler, tekstilcilere yer verdiler. Ben o zaman bir açıklama yapmıştım, yani şimdi hep tekstilcilere veriyorsunuz ama yarın bir gün tekstilde bir sıkıntı olursa Organize boşalır diye. Bugün 2025'in sonunda, 2026'nın başında Organize’de birçok tekstil fabrikası kapatıp gitti. Organize’nin nüfusu 17 bin-18 binlerden şu anda 11 bin-12 binlere kadar geriledi. Bu tür problemleri biz paydaşlarımızla, il başkanlarıyla, milletvekilleriyle, belediye başkanlarıyla görüşmeye devam edeceğiz Malatya için inşallah”
şeklinde konuştu.

“ÖNCE ÜRETİMİNİ ARTTIRACAKSIN, ARKASINDA İHRACAT YAPACAKSIN”
İhracat rakamlarının Malatya’da geriye doğru gitmesini de değerlendiren Bilal Yıldırım,
“O biraz tekstil fabrikalarının kapanmasından dolayı, kayısının bu yıl olmamasından dolayı… Bir de işin ilginç bir yanı, ben de bir ihracatçıyım. Biz de et ürünleri, et işleme tesisi, et ürünleri ihracatı yapan bir firmayız, hem yurt içine hem de yurt dışına. Şimdi Ticaret Bakanlığı geçen hafta bir anda tavuk fiyatlarını yurt içinde dengelenmek için bir açıklama yapıyor. Diyor ki, ‘Biz tavuğun ihracatını yasakladık.’ Halbuki diğer ülkelerde nasıldır? Senin önce üretimi artırman lazım. Biz hep ne diyoruz? Biz diyoruz ki, üretim, istihdam, ihracat… Yani önce üretimini arttıracaksın. Üretim arttığı zaman ne olur, yeni fabrikalar olur, istihdam oluşur, ondan sonra arkasında ihracat yapacaksın ki ülkene dolar girişi olsun, yabancı para girişi olsun. Biz öyle yapmıyoruz. Şimdi tavuk fiyatlarına bakıyorsun 100 TL'nin altında. Yani tavuk fiyatları şu anda neredeyse domatesle, bir meyveyle eş değerde gidiyor. Ama yan tarafında kırmızı ete bakıyorsunuz, kırmızı et bin liraya dayanmış, onunla ilgili bir çalışma yok. Sadece tavuk etinin fiyatını dengelemek için yasak getiriyoruz diyorlar. Malatya'da da tavuk etinden ciddi bir ihracat rakamları vardı. Şimdi tavuk eti yasaklandı, tekstilciler kapattı, gitti, kayısı zaten olmadı, ister istemez bir önceki yıla göre aynı ocak ayında yüzde 20-30 gerilemesi gayet normaldir”
diye konuştu.
“MALATYA’DA 2 MİLYON 750 BİN, ELAZIĞ’DA 250 BİN, KAHRAMANMARAŞ'TA 600 BİN LİRA”
Organize Sanayi Bölgesindeki yatırım izinlerine ve arsa fiyatlarına yönelik de bazı değerlendirmelerde bulunan Bilal Yıldırım,
“Aslında bu sorunun tam muhatabı benim. Çünkü 2018 yılında yani burada ben arsa istiyorum. Bizim önceki yatırımımız Elazığ'daydı. Elazığ'daki yatırımı Malatya'ya taşımak istiyorum, arsa istiyoruz, bize arsa vermiyorlardı, sen kimsin, necisin, soyadın ne gibi sorulara muhatap oluyorduk. Biz de o zaman Ticaret Bakanı Sayın Bülent Tüfenkci’nin yanına gittik, o zaman bakandı, sağ olsun Bülent Bey hemen bize yardımcı oldu, bize orada 12 dönüm arsa tahsisinde bulundu. Tabii paranla alıyorsun. Bir arsa ama onun bir telefonu yetti o zaman. Bize 12 dönüm arsa tahsisinde bulundu. Sonra arsa bize yetmedi. O 12 dönümü dondurduktan sonra bir yan tarafımızda 14 dönüm bir yer vardı. Burada o zamanlar Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuzhan Ata Sadıkoğlu yönetimdeydi. Oğuzhan Bey de bizi ziyarete gelmişti. Biz de bir talepte bulunduk. Başkanım bu yan taraf 14 dönümü bize verin biz büyümek istiyoruz diye, bize tahsis ettiler. O zaman orayı da aldık, hemen yaptık. Tabii o arada güzel bir ortam da vardı. Bizim ürünlere rağbet de vardı. Biz biraz da arttırmak istiyorduk, arka tarafımızda da 33 dönümlük bir yer daha vardı, orayı da istedik. Orayı bize tahsis ettiler, birkaç gün sonra orada OSB'de, bir yönetim değişikliği oldu. Sanayi Odası Başkanı yönetimden çıkarıldı ve onların tahsis ettikleri arsalarda iptal edildi. O 33 dönüm arsalardan biri de bizimdi, iptal edildi, tekrardan mülakat yapacağız dediler, mülakat yapıldı. Mülakatta o dönemin Valisi Aydın Baruş, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan vardı, bir de OSB yönetimi vardı, Sanayi Odasından kimse yoktu. Bana o zaman sordular bu 33 dönümde ne yapacaksın? Ben onlara güzelce izahatlerini yaptım. ‘Ben burada işlenmiş et ürünleri yapacağım. İki tane yeri biz doldurduk. Şimdi yan tarafı da verirseniz işletmeyi büyüteceğim. Burada ek olarak 150 kişi çalıştıracağız. İhracat yapacağız’ diye. Herhâlde ikna edemedim veya bana inanmadılar ki bize o arsayı vermediler. O zaman arsanın bedelleri 50 bin liraydı 2019 veya 2020’ydi. Ben o zaman bana vermemelerini siyasete bağlıyorum. Bana siyasetten vermediler. Çünkü ben orada muhalif bir il başkanıydım, açıklamalar yapıyordum, bana vermediler. Daha sonra o arsa öyle bomboş duruyor. Şimdi bana diyorlar ki ‘o arsayı sana istiyorsan verelim, büyüteceksen fabrikanı.’ Tamam verin, diyorum. Biz Elazığ’da da mesela bir yatırım yapmak istedik aslında çünkü burada bize arsa vermediler. Araştırdık orada 150-200 bin lira arsanın dönümü. Arsa vermedikleri için Elazığ'a gitmeyi bile düşündük. Yani ek yatırımı oraya yapmayı düşündük. Şu anda bildiğim kadarıyla 250 bin lira sanayi bölgesinde. Diğer illere de bakıyorum, Kahramanmaraş'ta 500 bin 600 bin lira. Ama Malatya'da 2 milyon 750 bin lira bir dönüm ihale başlıyor diye biliyorum. Şöyle söylentiler var, bunu ben söylemiyorum, Malatya'da kamuoyunda duyuyorum, kendilerini istediklerini alıyorlar, yapıyorlar ama istemediklerine vermiyorlar diye. Ama bize vermediler. Yani kime verdiklerini bilmiyorum da çok ama bize vermediler. Böyle bir durum maalesef var. Zamanında tekstilcilerin hepsine vermeleri böyle sıkıntılı oldu. Şimdi tekstil fabrikalarının birçoğu icrada, birçoğu bankalarda satışa sunulmuş öyle boş boş duruyor. Ama biz bir şeyler yapmak istiyoruz bize vermediler. Şimdi vermek istiyorlar. Verelim diyorlar. Diyelim 33 dönümlük yer bundan 7 yıl önce 50 bin lirayken şimdi 2 milyon 750 bin lira, 65 katı neredeyse”
cümlelerine yer verdi.

“TÜKETİCİNİN MALATYA KAYISISI’NI ANLAYACAĞINI TAHMİN EDİYORUM”
Malatya kayısısına yönelik bazı açıklamalarda bulunan ve bu kapsamda sahte kayısı için konuşan Bilal Yıldırım, son olarak şunları kaydetti:
“Malatya'da kayısı olmadıktan sonra yaklaşık 5-6 aydır Malatya'nın hep gündeminde. Malatya'nın kayısısı dünyada bir numara. Şimdi piyasada kayısı olmayınca tabii Malatya kayısısı adı altında bazı kayısılar satılıyor ama ben tüketicinin kayısıyı tüketirken Malatya kayısısını anlayacağını tahmin ediyorum. Çünkü çok farklı diğer kayısılarla Malatya kayısısı çok farklı. Çok bilgi sahibi olmadığım için bir şey de söylemek istemiyorum. Geçenlerde Malatya Ticaret Borsası Başkanı Ramazan Özcan’ı bu konuyla ilgili aradım. O da: ‘Başkan, araştırıyoruz’ dedi. Son neticesini de bilmiyorum.”
MUHABİR: SİNEM HATUN DAVUT
