Teknolojinin günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle birlikte çocukların ekran karşısında geçirdiği süre artarken, uzmanlar çocukluk çağı obezitesine karşı aileleri uyarıyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Endokrinoloji Uzamanı Uzm. Dr. Murat Yılmaz, sağlıksız beslenme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi tetiklediğini belirterek önemli açıklamalarda bulundu.

Sözlerine “Öncelikle obezite nedir diye bakacak olursak, obeziteyi en basit tabiriyle bir kişinin olması gereken kilodan daha fazla kiloya sahip olması olarak tanımlayabiliriz” diyerek başlayan Çocuk Endokrinoloji Uzamanı Uzm. Dr. Murat Yılmaz, bu tanımlamanın oldukça kaba bir tanımlama alacağını söyledi.

“ÖNCELİKLE BOYUNA GÖRE KİLOSUNU DEĞERLENDİRİYORUZ”

Obezitenin tanımını biraz daha detaylandıran Dr. Yılmaz,

“Sağlıklı bir çocuğun yaşına ve boyuna göre olması gereken kilodan daha fazla kiloya sahip olması durumunda çeşitli hesaplamalar yapıyoruz. Bu hesaplamalar sonucunda değerlendirdiğimiz birkaç kriter var. Öncelikle boyuna göre kilosunu değerlendiriyoruz. Boyuna göre olması gereken kilodan fazlaysa obez diyebiliyoruz. Bunun yanında yaşına göre de değerlendirmeler yapabiliyoruz. Yaşına göre olması gereken kilonun üzerindeyse yine obezite sınıfına dahil edebiliyoruz”

diye konuştu.

“OBEZİTENİN CİDDİYETİNİ VE DERECESİNİ SAPTAYABİLİYORUZ”

Obezitenin dereceleri olduğunu belirten Dr. Yılmaz,

“Tabii obezitenin dereceleri de var. Vücut kitle indeksi dediğimiz hesaplamaları kullanıyoruz. Bu hesaplamalar boy ve kilo üzerinden yapılıyor. Vücut kitle indeksine göre yaptığımız değerlendirmeler sonucunda obezitenin ciddiyetini ve derecesini saptayabiliyoruz. Obezitenin altında yatan en sık nedenlere bakacak olursak; çok nadir görülen bazı durumlar haricinde, obezitenin büyük ölçüde çevresel faktörlerden ve beslenme düzenimizden kaynaklandığını görüyoruz. Bazı genetik ve metabolik hastalıklar da obeziteye neden olabiliyor ancak bunlar oldukça küçük bir kısmı oluşturuyor. Büyük çoğunluğu ise maalesef günümüzde bozulan yeme alışkanlıklarından kaynaklanıyor. Burada özellikle dikkat etmemiz gereken en önemli neden; paketli gıdaların, hazır gıdaların ve fast food tarzı yiyeceklerin fazla tüketilmesidir. Bununla birlikte hareketsiz yaşam, egzersiz sürelerinin azalması ve günlük hareket miktarımızın düşmesi de önemli etkenler arasında yer alıyor. Özellikle çocukluk çağında ekran maruziyeti; telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen sürelerin artması da bu duruma katkıda bulunuyor”

ifadelerine yer verdi.

“İLAÇ SEÇENEKLERİMİZ OLDUKÇA KISITLI”

Kullanılan ilaçların çoğunlukla obezitenin nedenine değil, sonuçlarına yönelik olduğunu dile getiren Dr. Yılmaz,

“Obezitede en önemli nokta, obezite ortaya çıkmadan önce bunu önlemektir. Bunun için de beslenme düzenimizi sağlıklı bir şekilde oluşturup sürdürmemiz gerekiyor. Çocukluk çağı obezitesinin tedavisinde ilaç seçeneklerimiz oldukça kısıtlıdır. Kullandığımız ilaçlar da çoğunlukla obezitenin nedenine değil, sonuçlarına yöneliktir. Örneğin; beslenme dengesindeki bozukluklara bağlı olarak insülin direnci gelişebilir. Bu durumda insülin direncine yönelik tedaviler uygulanabilir. Kolesterol yüksekliği ya da tansiyon yüksekliği gelişmişse bunlara yönelik ilaçlar kullanılabilir. Ancak obezitenin temel nedenine yönelik ilaçlar oldukça sınırlı durumlarda ve daha çok belirli genetik ya da metabolik hastalıklarda kullanılmaktadır. Bunun dışında daha çok yaşam tarzı değişiklikleri, sağlıklı beslenme alışkanlıkları ve düzenli egzersizle bu süreci yönetmeye çalışıyoruz”

söylemlerine yer verdi.

“PAKETLİ GIDALARLA İLGİLİ ÖNEMLİ BİR SORUN VAR”

Çocukluk obezitenin en sık nedeninin beslenme alışkanlıklarından kaynaklandığını söyleyen Dr. Yılmaz,

“Anne babalara ve burada özellikle bir parantez açmak istediğim anneannelere, babaannelere ve dedelere de birkaç öneride bulunmak isterim. Çocukluk çağı obezitesinin en sık nedeni beslenme alışkanlıklarındaki değişikliklerdir. Bunun başında da paketli gıdaların aşırı tüketimi gelmektedir. Paketli gıdalarla ilgili önemli bir sorun var. Bu ürünlere çok kolay ulaşılabiliyor, çok hızlı tüketilebiliyor ve çocuklara kısa sürede keyif verebiliyor. Ayrıca bu ürünlerin içerisinde halk arasında ‘Çin tuzu’ olarak bilinen monosodyum glutamat (MSG) gibi çeşitli katkı maddeleri bulunabiliyor. Bu katkı maddeleri çocukların damak tadını değiştirebiliyor. Ailelerden sıkça duyuyoruz: ‘Çocuğum peynir yemiyor, zeytin yemiyor, evde yaptığımız yemekleri yemiyor.’ Bunun altında yatan en önemli nedenlerden biri, çocukların erken yaşlarda hazır ve paketli gıdalarla tanışmalarıdır. Bu ürünler çocukların damak tadını değiştirdikten sonra doğal ve sağlıklı gıdalar onlara cazip gelmemeye başlıyor”

şeklinde konuştu.

“ŞİKÂYET ETMEK ÇOK ANLAMLI OLMUYOR”

“Bu gıdalar yalnızca damak tadını değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda bağımlılık benzeri etkiler de oluşturabiliyor” diyen Dr. Yılmaz sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Çocuklar bu tatlara alıştıktan sonra sürekli aynı lezzetleri arıyor ve farklı gıdalardan yeterince keyif alamıyorlar. Sonuç olarak sağlıklı besinlerden uzaklaşıyorlar ve uzun vadede bu ürünlerin aşırı tüketimi obeziteyi kaçınılmaz hale getirebiliyor. Dolayısıyla, az önce de bahsettiğim gibi, obezitenin tedavisinde medikal seçeneklerimiz sınırlı olduğu için en etkili yaklaşım önlemektir. Bu da çocukları en baştan hazır ve paketli gıdalara alıştırmamakla mümkündür. Bu ürünleri eve almamak en sağlıklı yöntemlerden biridir. Çünkü eve girdikten sonra çocukların bunları tüketmek istemesi son derece doğaldır. Sonrasında ‘Çocuk sürekli bunları istiyor’ diye şikâyet etmek çok anlamlı olmuyor. Dedeler, anneanneler ve babaanneler de çocukları sevindirmek istiyorlarsa bunu paketli ve hazır gıdalarla yapmaya çalışmamalıdır. Bunun yerine çocuklarla birlikte yürüyüş yapabilir, parka gidebilir, oyun oynayabilir ya da bisiklet sürerken onlara eşlik edebilirler. Böylece hem kendi sağlıklarına hem de çocukların sağlığına önemli katkılar sağlayabilirler.”

HÜSEYİN KOCAMAN