Gönüllülüğü bireylerin herhangi bir maddi çıkar beklemeksizin, kendi iradeleriyle toplumsal yarara hizmet eden faaliyetlere destek vermesi olarak tanımlayan Prof. Dr. Oğuzhan Göktolga, “Gönüllülük zorunlu olmaması ve maddi bir karşılık beklenmemesi gibi temel özelliklerinin yanında, kurumsal bir yapı içerisinde ve kamu yararı amacıyla yürütülmesi açısından önemlidir” dedi.

Gönüllülüğün yalnızca kişinin istediği zaman faaliyetlere katılması anlamına gelmediğini vurgulayan Göktolga,

“Gönüllülük keyfilik demek değildir. Çünkü gönüllü olmakla bir sorumluluğu kabul etmiş oluyorsunuz. STK’larda insan kaynağı büyük ölçüde gönüllülerden oluşuyor. Gönüllüler bu bakımdan kuruluşların faaliyetlerinin yürütülmesinde önemli bir yere sahiptir. Gönüllülük faaliyetlerinin sistemli bir biçimde yürütülmesi gerekmektedir. Bu kapsamda gönüllülerin tespit edilmesi, kuruma oryantasyonlarının sağlanması, görevlendirme yapılması, kurum içi eğitim verilmesi, motivasyonlarının desteklenmesi ve performanslarının değerlendirilmesi gibi aşamalar çok önemlidir”

dedi.

 “ZAMANIMIZ VAR ASLINDA AMA ZAMANI PLANLAYAMAMA SORUNUMUZ VAR”

Zamanın herkes için eşit şekilde dağıldığına dikkat çeken Göktolga, STK’lar açısından zaman yönetiminin daha da önemli olduğunu belirterek

“Sivil toplum faaliyetleri çoğunlukla kişilerin temel iş ve sorumluluklarının yanında yürütülmektedir. Zamanımız var aslında ama zamanı planlayamama sorunumuz var. Zamanın etkin kullanılabilmesi için işlerin önem ve aciliyet durumuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Acil ve önemli işlere yeterli zaman ayrılması, acil olmayan ancak önemli olan planlama ve projelendirme çalışmalarının ertelenmemesi, daha az önemli işlere ise gereğinden fazla vakit ayrılmaması gerekmektedir”

dedi.

 “Sivil Toplum Atölyeleri” projesi kapsamında gerçekleştirilen ikinci ders, katılımcıların gönüllülük faaliyetlerini daha sistemli yürütmeleri ve sahip oldukları zamanı daha etkin değerlendirmeleri konusunda önemli başlıkların ele alınmasıyla tamamlandı. (Bülten)