Kayısı üretiminin kalbi Malatya’da alarm zilleri çalıyor. Pütürge ve Doğanyol’da yapılan saha incelemeleri, yağışların da etkisiyle monilya hastalığının bahçeleri hızla sardığını ortaya koyarken Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın dikkat çeken bir iddiayı gündeme taşıdı. Ayaydın, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak Malatya’da merdiven altı tarım ilaçlarının yaygın olduğunu öne sürerek bu konuda gerekli olan tedbirlerin alınmasını istedi.

Pütürge ve Doğanyol ilçelerinde yaptıkları çalışmalar neticesinde monilya hastalığının fazla olduğuna, çiçeklerde ise tozlaşmanın az olduğuna rastladıklarını dile getiren Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın, şu anda kayısı var veya yok demenin erken olduğunu söyledi.

“ÇİFTÇİLERİMİZİ BİLGİLENDİRMELERDE BULUNUYORUZ”

“Bu yıl Cenabı Allah bizden rahmetini esirgemedi”

diyen Ayaydın,

“Yağışlarımız çok güzel oldu. Bu bir anlamda çok iyi. Monilya gibi bir hastalık yaygınlaşıyor. Bununla ilgili çiftçilerimizi bilgilendirmelerde bulunuyoruz. Çiftçilerimizin ilaçlama zamanlarını ve ilacını mutlaka iyi ayarlamaları lazım. Gittiğimiz her ortamda bizler, ‘Bütün sektörlerde herkes çalar, ama çalmayan tek bir sektör vardır bu da tarım sektörüdür’ diyoruz. Çiftçi asla ve asla kötü ilaç kullanmaz. Çiftçilerimiz ürünü için asla ilaçtan kaçmaz. Ağaçlara bir ilaç atması gerekirken bu ilacı 2 defa atar. Ama bu ilacı satanlar denetlenmeli. Merdiven altı diye tabir ettiğimiz ilaçlar monilya hastalığının artmasına neden oluyor”

diye konuştu.

“BİR ANDA HER ŞEYİN FİYATI YÜKSELDİ”

Zirai ilaç fiyatlarının yükselmesiyle çiftçilerin merdiven altı ilaçlara yönlendirildiğini ileri süren Apaydın,

“Biz geçen yıllarda merdiven altı ilaçlara çok şahit olduk. Piyasada fiyatlar bir anda yükseldi. İlaç fiyatları başta olmak üzere birçok ürünün fiyatı bir anda yükseldi. Bu durum, tarım ilacı sektöründe çiftçilerin daha ucuz ve ‘merdiven altı’ olarak tabir edilen ürünlere yönlendirilmesine neden oldu. Bu tür ürünlerin ise çok hızlı ve acil bir şekilde denetlenmesi gerekmektedir. B-reçeteye rağmen merdiven altı ilaçlar hala var. Çünkü bizler B-reçeteye çiftçilerimizi alıştıramadık. Çiftçi reçeteden bihaber. Malatya bir tarım ili. Malatya’da tarımla uğraşan 50 binin üzerinde aile var. Fakat bu 50 bin ailenin içerisinde 2 bin ailenin reçeteyi kullandığını söyleyebilirim. Burada da kayısıyla ilgili kim konuşuyorsa onun eksikliği var. Bazen lüzumsuz konuşanlar var, hadi bunun hakkında da konuşsunlar. Kayısı rekoltesi ve kayısı fiyatıyla ilgili konuşacaklarına, kayısıyı çok seviyorlarsa bu konu hakkında da konuşsunlar”

ifadelerini kullandı.

“MONİLYA KAYISININ KANSERİ”

Monilya hastalığına yakalanan bir ağacın 2 yıl sonra verime başladığını belirten Ayaydın,

“Malatya zaten kayısısını kaybetti. Malatya geçen yıl Özbekistan’a, Tacikistan’a kayısı fidanı göndermekle Malatya kayısısını yüzde 25 oranla kaybetti. Cenabı Allah bize öyle bir mikroklima iklim ve toprak vermiş ki Malatya dışında aroması güzel, lezzetli bir kayısı yetişmiyor. O ülkelerdeki kayısılar bizim kayısılarımızın değerinin üçte biri kadar. Kalitesi beşte bir değerinde. Bizim kayısımız böyle bir kalitede ama onlar daha ucuz olduğu için rağbet eden çok. Bu da kayısımıza bir zarar. En büyük zarar da şimdilik monilya hastalığı. Monilya zamanın en kötü hastalığı olan kanserdir. Monilya kayısının kanseri. Ağacın ucundan başlar her yerini kaplar. Monilya hastalığına yakalanan ağaçlar verime 2 yıl sonra başlıyor. Bu hastalıkla ilgili çok önemli tedbirlerin alınması lazım. Bu tedbirler de birincisi ilaçlar denetlenecek, ikincisi çiftçilerimiz bilinçlendirilecek, üçüncüsü tarımın paydaşları çiftçileri teşvik edecek”

söylemlerinde bulundu.

“ÇİFTÇİLERİMİZİN HAKKINI KİMSEYE YEDİRMEYECEĞİZ”

Ziraat odaları olarak dışlandıklarını da ileri süren Ayaydın,

“Monilya hastalığı özellikle baraj kenarlarında daha çok yaygın. Biz çiftçi temsilcileriyiz. Maalesef bizim bürokratlarımız çiftçi temsilcilerini değil de farklı farklı kurumları yani çiftçinin emeğine göz dikenleri kale alıyorlar. Toplantılar yapılıyor ziraat odaları çağrılmıyor. Neden çağırmıyorsunuz, bizler sahadayız. Sadece bana bağlı olan 4 bin 500’ün üzerinde çiftçi var. Ben bu çiftçilerle her yıl mutlaka 3-4 defa görüşüyorum. Çiftçilerimizin sorunlarını dinliyorum. Sektörü dinliyorum. Ama maalesef ziraat odaları olarak sürekli dışlanıyoruz. Niçin tehlike olarak görülüyorsak bunu bilmiyorum ama çiftçilerimizin sorunlarını her yerde dile getiriyoruz. Çiftçilerimizin hakkını, emeğini kimseye yedirmeyeceğiz, yedirmeyiz”

açıklamasında bulundu.

MUHABİR: SİNEM HATUN DAVUT