Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programına konuk olarak katılan Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın ve gazeteci Remzi Hayta 100. Yıl parkına yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu.

100. Yıl Kent Parkı için konuşan Remzi Hayta,
“100. Yıl Parkı'nı Malatya'ya kazandıran Selahattin Gürkan'a teşekkür ediyorum; gerçekten on numara bir alan, insanların rahat nefes alacağı bir yer olmuş. Eksikleri yok mu? Var, çünkü Sümerpark yapımında da aynı hatalar yapılmıştı. Park akşamları çok karanlık oluyor, insanlar birbirini göremiyor ve bu durum çok tehlikeli. Allah'tan Malatya Emniyeti çok büyük önlemler alıyor ama üç metre önündeki insanı göremiyorsun, ışıklandırma sıfır. Konser organizasyonlarının orada yapılması bana göre çok daha iyi çünkü aracı olan var, olmayan var; orası geniş bir alan ve çok fazla insan alabiliyor. Ben konserlerin millet bahçesinde yapılmasına taraftarım. Orası uygun ve çok geniş bir alan olduğu için herkes sahneyi istediği yerden rahatça görebiliyor. Biz 100. Yıl Parkı'nı konuşuyoruz. 100. Yıl Parkı'nın, yani kent parkının etrafı hep kahve ve kafelerle çevrilmiş; sanki başka hiçbir şey yapılmıyormuş gibi. Bu durum araç trafiğini ve park sorununu oldukça olumsuz etkiliyor, zaten parkta büyük bir sıkıntı yaşanıyor. Fuar alanına gelince, orası tam bir cümbüşe dönmüş durumda. Tüm düğün salonlarını oraya vermişler; Orduzu yolu ve Pınarbaşı trafiği tamamen kilitlenmiş. Oraya her önüne gelen düğün salonu açmış. Peki, düğün salonu yapıyorsunuz da buna neden bir kriter koymuyorsunuz? En başta otopark kriteri olması gerekirken hiçbirinin otoparkı yok, herkes küçük caddelere park ediyor. 100. Yıl Parkı'ndaki ışıklandırma gerçekten çok rezil durumda. Akşamları gidin, üç metre önünüzdeki insanın yüzünü göremezsiniz; bu durum güvenlik açısından çok tehlikeli”
ifadelerine yer verdi.
“PARKLAR KONSER ALANI DEĞİLDİR”
Parkların halkın günlük yaşam kalitesini arttırmak amacıyla yapıldıklarına vurgu yapan Mehmet Aydın ise,
“Öncelikle parkın ne olduğuna, ne için var olduğuna bakmak lazım. Park, halkın günlük yaşam kalitesini artırmak için vardır; nefes aldığı yeşili korumak için yapılır. Çevremiz zaten çoğunlukla betonarme yapılardan oluştuğu için yeşili korumak adına park alanları inşa edersiniz. Parklarda bir sosyal denge de bulunur; normalde buralarda ücretli yerlerin olmaması gerekir ki zengini, fakiri, toplumun her kesimi burayı hep birlikte eşit şekilde kullanabilsin. Parklar konser alanı değildir, dünyada da böyle bir uygulama yoktur. ‘Çaresizlikten parkta yapılıyor’ fikrine kesinlikle katılmıyorum. 1990'lardan itibaren Orduzu, fuar ve festival alanı olarak kullanılmaya başladı. Ben çocukken fuar Kanalboyu'ndaydı; sonra Orduzu Pınarbaşı'na taşındı. Çünkü orada bizim büyük bir göletimiz var, orası yeşil bir orman gibidir; Malatya'nın nefes aldığı en önemli mesir yerlerinden biridir. Biz yıllarca festivallerimizi burada yaptık. Ulaşımda bu kadar çok otobüsümüzün olmadığı dönemlerde bile festival zamanı 3-4 gün boyunca ulaşımı ücretsiz yaparlardı, bütün şehir oraya akardı. Yüz binlerce insan bir araya gelir; İbrahim Tatlıses gibi en büyük sanatçılar sahneye çıkar, alan tıklım tıklım dolardı. İnsanlar sadece konsere gelmez, festival varken fuar alanlarını da gezerdi; bütün Malatya oradaydı. O dönemde ulaşım sorun olmuyordu da bugün neden oluyor? Nüfus mu arttı? Tam aksine depremden sonra nüfusumuz eksildi. Remzi abi, ‘Aracı olan var, olmayan var’ dedi ama durum tam tersi. Aracı olmayan vatandaşlar çoğunlukla Çevre Yolu’nun altında, yani Orduzu'ya daha yakın bölgelerde oturuyorlar. Bu semtte, parkın etrafında oturanların ise neredeyse kapısında ikişer aracı var. Geçenlerde bu parkta bir konser verdiler, izdihamdan 6-7 kişi yaralandı. Burada yaşayan insanlar var; bir sitede 60, 80, 100 daire bulunuyor, adeta bir köy kadar nüfus barındırıyor. Sen buralarda konser vererek bütün trafiği felç edeceksin. Ben buralarda konser verilmesine tamamen karşıyım çünkü insanların günlük hayatı altüst oluyor. Eğer mesele araç ve ulaşım adaleti ise Orduzu en adaletli yerdir. Eğer maksat her gün bir sanatçının çıkmasıysa, o zaman parkın içine bir gazino açalım. Eskiden Kernek Gazinosu veya Göl Gazinosu vardı, gazino derken yanlış anlaşılmasın Hürriyet Parkı'nda sanatçılar çıkardı, o dönem çok haberini yaptım. Fuarın ve festivalin yapıldığı yer olarak Orduzu'nun bu şehrin hafızasında çok önemli bir yeri var. Kent hafızası böyle oluşmuşken neden bu hafızayı silmek istiyorlar? Bizim fuarcılık alanımıza bugünün milyarlarıyla ifade edilecek yatırımlar yapıldı. 2022 yılında Kültür Bakanlığı kayıtlarında Mişmiş alanı, yani Orduzu, resmi festival alanı olarak geçiyor; biz bunu birdenbire niye değiştirdik? Fuarcılık genel müdürlüğünü de bildiğim için açıkça söylüyorum: Aslında birileri bir dönem festival yapmak istemedi, sanatçı gelmesini istemedi. Festivali getirip 100. Yıl Parkı'nda yapmak bu organizasyonu basitleştiriyor. Malatya Kayısı Festivali, Orduzu ile özdeşleşmiştir ve on yıllardır orada yapılmaktadır. Festival koca alanda yapılır. 90'larda kimsenin özel aracı yokken insanlar oraya gidebiliyorsa bugün neden gidemiyor? Bu durumun arkasındaki asıl nedeni, yapılan bir yanlışın başka bir yanlışı doğurmasını söyleyemiyorlar, itiraf edemiyorlar. Zamanında oraya ruhsat verenler kimler? Şehrin neredeyse bütün düğün salonlarını, evlenilecek mekanlarını götürüp oraya topladılar. Malatya'nın geleceğini düşünmediler. Düğüne gidiyorsun, araç park edecek yer yok. Şimdi oraya bir de konser eklendiğini düşünün; o trafiğe nasıl girilecek? Orada 50-60 tane düğün salonu yan yana bulunuyor. Her birinde biner kişi olsa, aynı anda 50 bin insan oraya hareket ediyor demektir”
şeklinde konuştu.
“BU PLANSIZLIK MALATYA'NIN GELECEĞİNE ÇOK CİDDİ BİR ZARARDIR”
Konserleri 100. Yıl Parkı'na taşımanın yanlış olduğunun altını çizen Mehmet Aydın akabinde,
“Durum zaten kendi başına vahim. Aslında bu sorunu çözmek isteseler, festival zamanı o 3 gün boyunca orada düğün yapılmamasını kural bağlayabilirlerdi. Ancak mesele sırf festivalle de sınırlı değil; yaz dönemi geldiği zaman üniversite trafiği, Elazığ yolu derken orası zaten İstanbul trafiği gibi kilitleniyor. Düğün salonlarımızı bile zamanında hiç düşünmeden, planlamadan tek bir noktaya yığmışlar. Stadyum orada, hastane orada, fuar alanı orada, üniversite orada; buraların göbeğinde bu kadar düğün salonu olur mu? Neden şehre dağıtmadınız? Bu plansızlık Malatya'nın geleceğine çok ciddi bir zarardır. Ancak çözümü getirip konserleri 100. Yıl Parkı'na taşımak da yanlıştır; bu durum festivali ve sanatçıları basitleştirmektir. 100. Yıl Parkı dediğiniz yerin sağında, solunda, karşısında binalar var, insanlar oturuyor. Oraya her gün konser koyarsanız o insanlar evine nasıl yürüyecek, nasıl dinlenecek? O zaman parkı niye yaptınız, açık hava gazinosu açsaydınız. Parkı amacı dışında kullanıyoruz. İnsanlar oraya nefes almaya, spor yapmaya, çocuğunu gezdirmeye, yeşilin içinde rahatlamaya geliyor; siz ise sürekli konser, fuar düzenliyorsunuz. Bu politikayı, bu kararları bu şehir adına insanlara sormadan kim belirliyor? Bir park kesinlikle konser alanı olamaz. Neredeyse her gün konser var; o semtlerde oturan insanları da düşünmek lazım. Birileri halka sormadan "Burada olacak" diyor ve yapıyor; bu kadar kolay olmamalı. 90'lardan bugüne festivallerin yapıldığı koca alanı bir anda terk ediyorsunuz. Kentin hafızasıyla çok oynuyorlar. Bu kararlar günübirlik kararlar değil; adeta birileri bu şehirden tamamen bihaber, bizim aklımızla dalga geçiyorlar. Eğer haklı bir gerekçeleri varsa çıksınlar halka bir açıklama yapsınlar. 100. Yıl Parkı güzel bir yerde, güzel bir düşünce olabilir ama harcanan o bütçeye baktığımız zaman o paraya Malatya'ya üç tane çok daha farklı park kazandırılabilirdi; bence bütçe kullanımı da yanlış bir karardı. Birileri geliyor, bu şehrin 30 yıllık alışkanlığını, kim akıl veriyorsa "Artık burada yapacağız" diyerek bir gecede değiştiriyor; bu olmamalı. Bizim elimizde çok güzel değerlendirilebilecek bir Orduzu göletimiz var. Oraya girdiğiniz zaman, her ne kadar küçük olsa da şehir için Sakarya gibi büyük bir zenginliktir ama maalesef değerlendiremiyoruz. Zamanında değerlendirdiler, bugün ise yapmıyoruz. Umarım bu düğün salonu ve trafik karmaşasıyla ilgili bir planları vardır ama bence bu yanlıştan bir an önce dönülmesi, toplumun tüm kesimlerinin oraya rahatça nasıl taşınacağının düşünülmesi gerekir. ‘Oradaki insanların arabası yok, o yüzden gelemiyorlar’ fikrine katılmıyorum; asıl aracı olmayanlar o bölgeye yakın oturuyor, bu taraftakilerin ise kapısında çifter arabası var”
diye konuştu.
HANİFE SARI

