Malatya’da yaşayan Soner ve Ecrin Aladaş çifti, otizmli çocuklarının anaokuluna kabul edilmediğini iddia ederek yaşadıkları süreci kamuoyuyla paylaştı. İki çocuklarının otizmli olduğunu belirten aile, çocuklarının eğitim hakkından yararlanabilmesi için yaptıkları başvurulara rağmen aynı okulda benzer sorunlarla karşılaştıklarını öne sürdü.
Yaşadıklarını anlatan baba Soner Aladaş, ilk çocuklarının anaokuluna kaydını yaptırmak istediklerinde okul yönetimi tarafından kabul edilmediklerini iddia etti. Evin yakınında bulunan Şehit Ahmet Kurak Anaokuluna gittiklerini belirten Soner Aladaş, okul müdür yardımcısının çocuklarının konuşamadığını ve akran zorbalığına uğrayabileceğini söylediğini öne sürdü.
Bu olayın ardından daha fazla tartışma yaşanmaması için çocuklarının okul eğitiminden vazgeçtiklerini ve rehabilitasyon merkezine gönderdiklerini anlatan Soner Aladaş, ikinci çocuklarının da otizmli olduğunun belirlenmesi üzerine Rehberlik ve Araştırma Merkezine (RAM) başvurduklarını ifade etti.
Soner Aladaş, RAM'da yapılan kurul toplantısının ardından çocuklarının tam zamanlı kaynaştırma öğrencisi olarak Şehit Ahmet Kurak Anaokuluna yönlendirildiğini belirterek, “Ben de ilçe milli eğitim müdürlüğüne gittiğim zaman Yeşilyurt İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne çocuğumun kaydının Şehit Ahmet Kurak'a gönderildiği ve bu çocuğun yaş, ay, yıl gözetmeksizin kaynaştırma öğrencisi olarak oraya tam zamanlı eğitim için ilçe milli eğitim müdürlüğümüz karar vermiş. Ben de gittim çocuğumu okula kaydını yaptırdım” şeklinde konuştu.
“BİR SAAT KAPIDA BEKLETTİLER”
Çocuğunun kaydını yaptırdıktan sonra sabah saat 08.30'da annesinin çocuğu okula götürdüğünü söyleyen Soner Aladaş, okul yönetiminin çocuğu sınıfa almadığını ve aileyi başka okullara yönlendirdiğini iddia etti.
Okul müdür yardımcısının, rehberlik öğretmeninin ve yanlarındaki başka bir öğretmenin anneyi yaklaşık bir saat kapıda beklettiğini öne süren Aladaş, “Bu çocuk burada ezilir. Bu çocuk burada akran zorbalığına uğrar. Bu çocuk burada mağdur olur. Bu çocuk burada perişan olur’ diyerek başka anaokullarına, başka bir yerlere daha iyi eğitim alabileceği yerlere göndermesini talep edip bir saat anneyi kapıda oyaladıktan sonra çocuğu sınıfa almadan geri göndermişler” ifadelerini kullandı.
Olayın kamera kayıtlarında bulunduğunu belirten Soner Aladaş, okul yönetiminin çocuğunun başka bir okulda eğitim alması gerektiğini söylediğini iddia ederek yaşananlara tepki gösterdi.
“İKİ TANE ÇOCUĞUM OTİZMLİ”
İki çocuğunun da otizmli olduğunu belirten Soner Aladaş, ailesiyle birlikte zorlu bir süreçten geçtiklerini ve çocuklarının eğitim hakkından mahrum bırakılmasını kabul etmediğini söyledi.
Çocuklarını Allah'ın kendilerine verdiği birer emanet olarak gördüğünü söyleyen Soner Aladaş, “Benim iki tane çocuğum otizmli. Ben kendi çocuklarımın derdiyle zaten uğraşıyorum. Allah onları bana melek diye vermiş. Ben bir ömür, Allah bana bu nefesi verdiği sürece ben çocuklarımın devamlı yanındayım. Ama bir okul müdür yardımcısının veya bir insanın bu çocukları hor görerek, bu çocukları dışlayarak insanlardan uzak tutmasını ben hiçbir şekilde bunu kabullenmiyorum” şeklinde konuştu.
Çocukların dışlanmasına karşı olduğunu vurgulayan Soner Aladaş, yetkililerden konuyla ilgili gerekli adımların atılmasını isteyerek, “İnsan olarak ve vicdanım olarak ben bu çocukların böyle dışlanmasına kabul değilim. Gereğinin yapılmasını istiyorum. Bu çocukların böyle dışlanmasını istemiyorum. Bütün devlet büyüklerimden bu çocukları böyle dışlayan insanların cezalandırılmasını istiyorum” cümlelerine yer verdi.
“SANKİ OTİZMLİ ÇOCUKLARA KARŞI”
Aynı okulda ikinci çocuklarıyla da benzer bir durum yaşadıklarını iddia eden Soner Aladaş, okul müdür yardımcısının tutumunu eleştirdi. Çocuklarının eğitim hayatına devam edebilmesini isteyen Soner Aladaş, söz konusu tutumun bir eğitimciye yakışmadığını düşündüğünü belirtti ve “Şehit Ahmet Kurak Anaokulu'nun bana bu ikinci çocuğuma yapmış olduğu hatadan dolayı ve aynı müdür yardımcısının aynı şekilde sanki otizmli çocuklara karşı bir düşmanlığı var. Sanki otizmli çocukları istemiyor veya veliler arasında herhangi bir şey olur diye bu çocukları dışlamak bence hiç hoş bir değil ve ben bunu bir okul müdür yardımcısına, bir eğitimciye yani bir anne olarak kendisine yakıştırmıyorum. Ben nefretle kınıyorum kendisini” söylemlerine yer verdi.
Çocukların eğitim yoluyla topluma kazandırılmasını istediğini ifade eden ve yetkililere çağrıda bulunarak Aladaş, “Ben bütün devlet büyüklerimden buna çözüm bulunmasını istiyorum. Bu çocukların dışlanmamasını, bu çocukların eğitiminin fazladan alınmasını bu çocukların bir nebze olsa bile insanlara karşı kazandırılabilmesini istiyorum. Bütün devlet büyüklerimden tek temennim budur” diye konuştu.
“BÜTÜN ÇOCUKLARIN HAKLARINI SAVUNABİLMEK İÇİN BU ADIMI ATIYORUZ”
Yaşadıkları sürece ilişkin açıklamalarda bulunan anne Ecrin Aladaş ise mücadelelerinin yalnızca kendi çocuklarıyla sınırlı olmadığını vurguladı. Benzer durumları yaşayan bütün çocukların eğitim haklarının korunmasını istediklerini belirten anne Ecrin Aladaş, duygularını ifade etmekte zorlandığını söyledi.
“Eşimin anlattığı gibi ben de konuya şöyle dahil olmak istiyorum” diyen Anne Aladaş, “Sadece kendi çocuklarım için değil. Bütün buna benzer çocukların haklarını savunabilmek için bu adımı atıyoruz. Bizi görsünler diyoruz. Hani biraz da duygusalım aslında konuşamıyorum. Yani söyleyemiyorum. Ne söylesem bilmiyorum” dedi.
“ANNE OLARAK EMPATİ DUYULMASINI İSTİYORUM”
Çocukların eğitim almasını ve ailelerin yaşadıklarının anlaşılmasını istediğini belirten Ecrin Aladaş, sözlerini şöyle tamamladı:
“Eğitim almalarını istiyorum, sadece kendi çocuğum için de istemiyorum, bütün çocuklar için istiyorum. Anne olarak empati duyulmasını istiyorum. Bu kadının, bu öğretmenin empati duymasını, empati kurmasını istiyorum. Kendisi bizim gibi, bizim yerimizde olsa hani ne yapardı diye düşünüyorum, başka bir şey söyleyemiyorum.”
HANİFE SARI
