Malatya Eczacılar Odası tarafından deprem bölgesi Malatya’da eczacıların yaşadığı sorun ve sıkıntılar hakkında bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Türk Eczacıları Birliği merkez heyeti üyeleri, Denetleme Kurulu üyeleri, Yüksek Haysiyet Divanı üyeleri, Bölge Eczacı Odalarının Başkanları ve yöneticilerin katılımı ile gerçekleştirilen basın açıklamasında vatandaşların sağlık kapısı olan eczanelerin kapatılmaması için mücadele edilmesi gerektiği belirtildi.

Malatya Eczacılar Odası Başkanı Ebru Sönmez tarafından gerçekleştirilen basın açıklamasında öncelikle Bolu Kartalkaya’daki bir otelde meydana gelen yangın felaketinde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır temennileri dile getirildi.

“EN YAKIN SAĞLIK DANIŞMANLARIYIZ”

Gerekli önlemler ve tedbirler alınmadığı takdirde 2025 yılının eczanelerin ışığının karardığı ve sağlık kapısının kapandığı bir yıl olacağını belirten Ebru Sönmez, “Bizler köylerden kentlere, ilçelerden mahallelere, ülkemizin dört bir yanında kesintisiz hizmet sunan, toplumla iç içe, birinci basamak sağlık hizmet sunucusu olan eczacılarız. Bizler, hastalarımızın ihtiyaç duydukları ilaçlara en güvenilir ve en hızlı şekilde ulaşmalarını sağlayan, en yakın sağlık danışmanlarıyız. Birinci basamak sağlık hizmetinin ayrılmaz bir parçasıyız. Ancak mevcut ekonomik koşullar ve artan maliyetler karşısında eczanelerimizi koruyan, onları ayakta tutan, gerçekçi önlemlerin alınmadığı bir noktadayız. Defalarca dile getirmemize, taleplerimizi ısrarla ifade etmemize rağmen eczanelerdeki kan kaybı görmezden gelindi. Bu anlamda 2024 yılı hem hastalarımız hem de bizim açımızdan çok zor geçti. 30 bini aşkın eczanemiz sunduğu ilaç ve eczacılık hizmetlerini sırtındaki mali yüklerle boğuşarak sürdürebildi. Ama daha da kötüsü sesimiz duyulmazsa, gerekli önlemler alınmazsa, 2025 yılı daha da karanlık bir yıl olarak anılacaktır. Eczanelerimizin ışığının karardığı, sağlık kapısının kapandığı bir yıl” şeklinde konuştu.

“TAM BİR MUTABAKATLA İMZALANACAK PROTOKOLE BAĞLIDIR”

Eczacılar olarak SGK adına muayene ücretlerini vatandaşlardan tahsil etmek istemediklerini kaydeden Sönmez, “Türk Eczacılar Birliği ile Sosyal Güvenlik Kurumu arasındaki ilaç temin protokolü 1 Ekim 2024 tarihinde sona ermiştir. 4 aydır yeni bir protokol üzerinde mutabakat sağlanamamıştır. Buna rağmen eczanelerde ilaç  ve eczacılık hizmetleri halen büyük bir özveri ile sürdürülmektedir. Eczanelerimizin ilaç ve eczacılık hizmetlerini sağlıklı bir şekilde sürdürebileceği, günün ekonomik koşullarına uygun bir protokolün ivedilikle hayata geçmesini hem kendimiz hem de hastalarımız adına talep ediyoruz 30  bini aşkın eczanemizin ayakta kalması ve hastalarımıza hizmet sunmaya devam edebilmesi ancak gerçekci koşullarda ve tam bir mutabakatla imzalanacak protokole bağlıdır. Sosyal Güvenlik Kurumuna bir sorumluluğunu daha hatırlatmak istiyoruz, Sosyal Güvenlik Kurumu mevzuatta bulunmasına rağmen kamu kurum iskontosunu ülkeden çekilme tehdidiyle uygulamayan aradaki fiyat farkını vatandaşlarımızın sırtına yükleyen ilaç firmalarına izin vermemelidir. Sosyal Güvenlik Kurumu'nu göreve davet ediyor, kamu kurum iskontosundan doğan fiyat farklarını vatandaşlarımızın cebinden çıkmasını istemiyoruz. Bunun yanı sıra sağlık uygulama tebliğinde son yapılan düzenleme ile hasta katılım paylarına yüzde 542’ye ulaşan artışlar yapılmıştır. Emekli, asgari ücretli ve özellikle kronik hastalığı bulunan vatandaşlarımızı çok zor durumda bırakan bu artışların geri çekilmesini istiyoruz. Ayrıca söz konusu muayene ücretlerinin tahsilatı hiçbir ilgisi olmamasına rağmen eczanelere yaptırılmakta, vatandaşlarımızla meslektaşlarımızı karşı karşıya getirmektedir. Eczacılar olarak muayene ücretlerini SGK adına vatandaşlardan tahsil etmek istemiyoruz” ifadelerine yer verdi.

“SESSİZ KALIRSAK ECZANELERİMİZ BİRER BİRER KAPANACAKTIR”

Eczacılar olarak haklı mücadelelerine devam edeceklerini dile getiren Sönmez, “Hem bölge eczacı odalarımızın başkanları hem de Türk Eczacıları Birliği yöneticileri olarak bizler yaşadığımız bu zorlukları konunun yetkilerine, siyasi partilerin değerli temsilcilerine defalarca aktardık, ancak ne yazık ki ne hastalarımız ne de meslektaşlarımız adına kalıcı ve gerçekçi bir çözüme henüz ulaşamadık. Bugün sessiz kalırsak hastalarımız ilaçlarına erişimde çok daha büyük sorunlar yaşayacaktır. Bugün sessiz kalırsak eczanelerimiz birer birer kapanacaktır. Bu nedenle burada tüm üye eczacılarımızla birlikte haykırıyoruz ilaç ve sağlık hizmetlerinde bilginin, emeğin ve güvenin ilk adresi olan eczanelerimizin bu şartlarda ayakta kalması mümkün değildir. Acil önlemler alınmazsa eczane iflaslarının başlaması an meselesidir. Bu talebimiz sadece meslek grubumuz adına yapılan bir çağrı değildir, bilinmelidir ki ülkemizde halk sağlığı sisteminin etkinliği ve ayakta kalması da ancak bu şekilde mümkündür. Biz eczacılar halkımızın sağlık kapısını açık tutmak için buradayız ve mücadelemize devam edeceğiz. Haklı taleplerimizin karşılanması için gerekli adımlar atılsın, sağlık kapınız açık kalsın” diye konuştu.

“ARTIK SESİMİZİ DUYUN VE GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALIN”

Son olarak basın mensuplarının sorularını da yanıtlayan Sönmez, Malatya’da 49 eczanenin konteynerde hizmet vermeye çalıştığını söyleyerek, “Şu an 49 tane eczanemiz konteynerde hizmet vermeye devam ediyor. Malatya'da rezerv alan ilan edilen yerlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bir bölge rezerv alan ilan edilince maalesef o bölgedeki eczanelerimiz yerinden olmak durumunda, eczacılarımızda betonarme binalara gitme şansı olmadığından çünkü merkezde henüz işletme alanları yapılmadığından dolayı da mecburen o eczanelerimizin de yavaş yavaş konteynerlere geçmeleri söz konusu olacak ve şu anki 49 sayımız büyük ihtimalle 60’lara kadar ulaşacak. Çünkü biz 6 Şubat 2023 depreminden sonra 48 eczaneyle başlamıştık şu an 49 eczane olduk yani 2 yılda bir azalma söz konusu değil artış söz konusu. Malatya ya da diğer deprem bölgelerinde bir iyileşme söz konusu değil biz tüm Türkiye'de bu ekonomik sıkıntıları yaşarken aslında deprem bölgeleri olarak ekstra sıkıntı yaşıyoruz. Biz burada vergilerle mücadele etmeye çalışıyoruz, SGK primleri dağ gibi birikti onlarla mücadele etmeye çalışıyoruz,  büyük bir şekilde artış gösteren kiralarla mücadele etmeye çalışıyoruz. Bu sürekli oluşturulan rezerv alanları ile mücadele etmeye çalışıyoruz. Hem psikolojik olarak çok yıprandık hem ekonomik olarak çok yıprandık biz Malatyalı Eczacılar olarak artık yetkililerimizin sesimizi duymasını istiyoruz. Mücbir sebep hali sadece 2,5 milyon ciro altındakiler için uzatıldı 2,5 milyonun üstünde ciro yapan mükelleflerin mücbir sebep hali uzatılmadı onlar yavaş yavaş sigorta primlerini de vergilerini de ödemeye başladılar. Bizim isteğimiz hiçbir kademe yapılmadan tüm mükelleflerin hepsinin mücbir sebep halinin devam etmesi. Taksitlendirmenin 24 taksit değil daha artan taksitler olması. Maalesef ki dün defterdarlık ile yaptığımız görüşmede taksitlendirmenin de tüm mükelleflere yapılmayacağını öğrendik. Buradaki herkes mücadele ediyor, herkes sıkıntı yaşıyor, herkes ekonomik olarak bunalmış durumda, hiçbir kategori yapılmadan tüm mükellefleri bağlayan taksitlendirme yapılması lazım. Ben buradan bakanlarımıza ve Cumhurbaşkanımıza sesleniyorum deprem bölgesi hala 6 Şubat sabahındaki karanlığı yaşıyor. Maalesef ki düzelmedik daha da ciddi oranda ekonomik sıkıntılarımız artıyor. Lütfen artık sesimizi duyun ve gerekli önlemleri alın” açıklamasında bulundu.

 

muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ