Tespihin tarihçesi, tespihler hakkında bilinmesi gerekenler, tespihin özellikleri ve daha fazlası ile ilgili merak edilenleri Malatya Ticaret ve Sanayi Odası Kuyumcu ve Bankacılar Komite Başkanı İlhamin İlhan ile konuştuk.

İlhamin İlhan, Sonmanşet gazetesine özel önemli açıklamalarda bulundu. Öncelikle tespih merakının küçüklükten başladığını ifade eden İlhamin İlhan,
“Öncelikle Ramazan ayındayız. İnsanların Ramazan'ını kutluyorum. Allah tuttukları oruçları kabul etsin. Ben tespih alım satım işini yaklaşık 10 yıldır yapıyorum. Tespih önce babamızdan gelen bir merak. Babamız biz küçüktük elinde hep kaliteli tespihler bulunduruyordu. Oradan dolayı benim bir kaliteli tespihe karşı bir sempatim oluştu. Böyle böyle devam ettik, çoğalttık, ondan sonra bunun ticaretine başladık ama tamamıyla kaliteli ürünleri alıp satmaya başladık”
ifadelerine yer verdi.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TESPİH
Tespihin tarihçesinden, tespihin yapım malzemelerinden ve geçmişten günümüze kullanım şekillerinden de kısaca söz eden İlhamin İlhan,
“Tespihin öncelikle bir tarihçesini söylememiz gerekiyor. Tespih ilk Hindistan'da görülüyor, Hindular'da ondan sonra Budistler de. Bunlar daha çok meditasyon amaçlı tespihi kullanıyorlar. Daha sonra Hristiyanlarda bu tespihi görüyoruz, Hindistan'dan sonra Hristiyanlar da bir nevi yine dua etme amacıyla bu tespihi kullanıyorlar. Daha sonra Efendimiz dönemine geliyoruz. Bir grup diyor ki Peygamber Efendimiz tespih kullanmıyordu, parmak boğumlarıyla zikrini yapıyordu, tespihatını yapıyordu. Bir kısım da iplere düğüm atmıştı, öyle yapıyordu diyorlar. Tabii tam olarak bilmiyoruz. Onun haricinde biz Türklere tespihin ulaşması ise yine aynı şeyle başlıyor. Yani Türklerin eski güneş, ay, doğa olaylarına ibadet ettiği için tespihi yok ama daha sonradan İslamiyet'in seçmesiyle bu Talas Savaşı'yla Türklere yavaş yavaş tespih geçmeye başlıyor. O da 800'lü yıllara falan denk geliyor Türklerde tespih. Daha sonra öyle bir yere geliyor ki düşünün ki Osmanlı'nın 1600'lü yıllarında bu tespih artık bir sanat haline dönüşüyor. İlk bu tespih, zeytin çekirdeklerinden, ağaçlardan, doğal taşlardan yine aynı zamanda hayvan kemiklerinden yapılıyordu. Ama öyle bir hale geliyor ki 1600'lerde Türkler bu tespihini tamamıyla sanat haline getiriyor, işliyorlar, süslüyorlar. Ondan sonra da zaten tespih böyle merakı daha da insanlara bulaşıyor. Aslında önce tespih bir nevi dua etme amaçlı, dini sebeplerle yapılsa da günümüzde artık tespih şey amaçlı biraz daha aksesuar amaçlı kullanılmaya da başladı. Yine tespihatını çekmek isteyen, oradan zikrini yapıyor duasını ediyor. Tespih bazen insanlarda itici de olabiliyor yani şöyle insanlar elinde sallayıp karşı tarafa saygısızlık yapabiliyor ama tespih aslında bir efendilik, bir sabır göstergesidir. Günümüzde artık tespih erkeklerden çok kadınlarımızın da elinde bir aksesuar olarak kullandıklarını görüyoruz. Tespihler aslında birçok malzemeden yapılıyor. İlk zamanlar hayvan kemiklerinden yapılıyor. Daha sonradan ağaçlardan yapılıyor. Yine ağaç meyve çekirdeklerinden yapılıyor. Ondan sonra yavaş yavaş öyle bir ilerliyor ki fil dişlerinden, bilardo ıstakalarından, onun haricinde zultanitten, deve kemiğinden, bufalo boynuzundan, koç boynuzundan çeşitli tespihler yapılabiliyor. Bizde daha çok 33'lük ve 99'luk tespihler var. Tespihin 33 olmasının sebebi biz Müslümanların zikir etmeleri, toplamda 33'ü üç kez yaptığınızda 99 ediyor. O da Allah'ın 99 ismine hitaben olmasından dolayı biz Müslümanlarda 11'li, 33'lü ve 99'lu tespihler var. Hristiyanlarda da 33'lü ve 59'lu tespihler var. Hindu dediğimiz Budistlerde ise 108 taneli tespihler var. Bizde bir de 17'lik dediğimiz tespihlerimiz var. Bu tespihler de o günkü eski kabadayılar, Külhan Beyleri, Ege tarafındaki efeler kullanıyordu. O günlerde onlar bunu ellerinde aksesuar olarak taşıyorlar. Günümüzde artık tespihi bir aksesuar, bir zenginlik göstergesi. İnsanlar tespihi atık özel günler için de almaya başladı. Tespihi insanlar birbirlerine, eşlerine alıyorlar, kendi çalıştıkları kurumlardaki üst düzey arkadaşlarına veya amirlerine, müdürlerine alıyorlar ve yine artık tespih bir nevi çok güzel bir hediye. Akılda da kalan, sürekli elde olduğu için unutulmayacak çok güzel bir hediye”
diye konuştu.

“BİR ADET TESPİHE BİR LÜKS BİR ARACIN TAKASI YAPILDIĞINI GÖRDÜM”
Tespih fiyatlarından ve insanların tespih tercihlerinden de kısaca bahseden İlhamin İlhan,
“Tespih fiyatları gerçekten pahalı olabiliyor, ucuzları da var. Ama pahalı olan tespih emin olun kalitesinden dolayı öyle. Damla kehribarlar doğaldır. İçinde de fosil vardır. Bunlar güzel ustaların elinden geçince harika bir şaheser haline geliyor. Bu da doğal olarak o tespihin yine pahalı olmasını sebeplerinden biri. Yine aynı zamanda Osmanlı Kehribar dediğimiz tespitlerimiz var. Bunlar aslında çok eskiden yapılan malzemelerden, yapay reçineler olduğu için bunlar çok eski, Osmanlı'da olduğu için bunların artık formülleri bilinemiyor. Ondan dolayı da Osmanlı tespihleri değerli oluyor. Yine Osmanlı'dan kalma, insanların kullandığı tespihler günümüze kadar gelmiş bulunmakta. Kaliteli tespihlerden fildişi, oltu taşımız, damla kehribar var. Sıkma kehribarlar, ateş kehribarları, zar kehribarları, kukalar da çok değerlidir. Bunların pahalı olmasının sebebi az bulunması, doğal olması, Osmanlı kehribarların da antik değeri olması bunları pahalı yapmakta. Yine bazı ustalar gerçekten çok güzel işçilik yapıp şaheser ortaya çıkartabiliyorlar. Ustaların emek harcayıp güzel tespih çıkartması ve malzemelerin zamanla renk değiştirmesi, bunlar tespihlerin fiyatlarının yüksek olmasına sebep olabiliyor. Tespihte çok yüksek rakamlar da konuşuluyor. Bir adet tespihe bir lüks bir aracın takası yapıldığını gördüm. Dışarılarda satılan tespihler var 100 lira 200 lira da var ama bizim en ucuz tespihimiz bin 100 lirayla başlıyor, 360 bin liraya kadar elimde tespihim var. 360 binlik tespihim eski Osmanlı Kuka dediğim ta eskiden beri kullanılan bir tespihimiz. Yine elimizde 130 bin liralık bir tespihimiz var, eski Osmanlı Sıkma. Yine 110 bin dediğimiz eski Osmanlı Damla kehribar. Bunlar da var. Şu anda benim elimde mevcut 360 bin liralık tespihim var. Yani bin 100 ile başlıyor. 360 bine kadar tespihler mevcut insanlar gelip görmek isterlerse gelsinler, görsünler. Renk olarak biraz daha bal rengi dediğimiz kehribar rengi çok satılıyor, insanlar çok seviyor. Özellikle gençlerimiz ateş kehribarını seviyor. Niye, çünkü ateş kehribarı çok parlak, çok göze çarpıyor. Yaşlılarımız biraz daha sıkma kehribar dediğimiz böyle damarlı ürünleri daha çok seviyorlar. Onun haricinde tespihin büyüklüğüne, küçüklüğüne göre de tercihler değişiyor. En çok satılan bilek boyu dediğimiz tespihler. Onun haricinde bürokrat boy dediğim çok küçük, ince, kibar tespihler vardır. İnsanlar ceketlerinin o kürdan ceplerine koyarlar. Onlara da bürokrat boy deriz. Onları bürokratlarımız daha çok tercih etmektedir”
şeklinde konuştu.

“İNSANLARIN KANDIRILMASINA ÇOK MÜSAİT BİR SEKTÖR”
Tespih sektörünün dolandırılma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını da ifade eden İlhamin İlhan, şu cümlelere yer verdi:
“Tespih alınırken veya satılırken insanların dolandırılmasına, insanların kandırılmasına çok müsait bir sektör diyelim. İnsanlar internetten misal ateş kehribarı alıyor ama tespih boncuk çıkıyor. Bunlara üzülüyoruz. Onun için bildikleri yerden, kaliteli yerden tespih alsınlar. Böylelikle üzülmezler, hediye ettiği kişiye karşı da mahcup olmazlar. İnsanlar güvendiği, kaliteli tespih alabileceği yerlerden tespihlerini alsınlar. İnternetten çok tespih almasınlar çünkü çok kandırılıyorlar. Bu noktada biz 81 tane ile tespih gönderiyoruz, il dışlarına tespih satışımız çok oluyor, çünkü insanlarımız güveniyor, bizde bu güveni sarsmamaya gayret ediyoruz.”

“USTA BULMA KONUSUNDA SIKINTI YAŞIYORUZ”
Son olarak sektörün geleceğine yönelik de bazı değerlendirmelerde bulunan İlhamin İlhan şunları kaydetti:
“Gerçekten tespih artık günümüzde böyle çar çakal işi değil de efendiliğin, sabrın göstergesi. Ben öyle anılmasından taraftarım. Gerçekten ülkemizde çok güzel ustalar var, çıkarttığı ürünler şaheser şeklinde. İleriye yönelik de bu bir merak. Arap ülkeleri tespihe çok meraklı, çok para veriyor, Katar'dı, Birleşik Arap Emirlikleri'ydi, Suudi Arabistan'dı. Orta Doğu ülkeleri de gerçekten çok önem veriyorlar. Sektör olarak Malatya'mızda şöyle bir sıkıntı var. Depremle beraber ustalarımız dağıldı. Kimisi Ankara'ya gitti, kimisi başka illere gitti. Şu anda o ustalarımızın çoğu yok. Çoğu da konteynerde yapmaya çalışıyor. Yani onların da bir düzeni bozulduğu için Malatya'da tespih konusunda büyük sıkıntı yaşıyoruz. Çünkü belli isimler vardı. Şu anda usta bulma konusunda bir sıkıntı yaşıyoruz, deprem olmasından dolayı ama inşallah düzelecek. Ama sektör olarak da ileriye yönelik devam edecek, bir ömür devam edecek sektörlerden biri tespih sektörü. Biraz da keyfe keder olmasından dolayı isteyen, sevenler ona para ödüyor ama ihtiyacı olmayan da almayabiliyor.”

MUHABİR: HANİFE SARI
