Malatya’da yeni eğitim-öğretim yılının başlamasına kısa bir süre kala şehrin eğitim altyapısı, öğrencilerin yaşadığı nakil ve kayıt krizleri, liyakatsiz kadrolaşma ile tırmanan özel okul ve servis maliyetleri sert tartışmalara sahne oldu. Gazeteci Nejdet Akboğa’nın sunduğu Gündem Malatya programına konuk olan Malatya Olay Haber İmtiyaz Sahibi Ali Aladağ, Malatya Flaş Haber İmtiyaz Sahibi Remzi Hayta ve Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu, kentin eğitim alanındaki acı tablosunu tüm detaylarıyla kamuoyunun gündemine taşıdı.
6 Şubat depremlerinin ardından Malatya’da yıkılan ya da ağır hasar gören okul binalarının yerine yenilerinin inşa edilmesi, kentteki eğitim sorununu çözmeye yetmedi. Betonarme yapıların ayağa kaldırılmasının tek başına bir çözüm sunmadığı; asıl krizin Milli Eğitim Bakanlığı’nın uyguladığı dayatmacı kayıt ve yerleştirme sisteminde yaşandığı vurgulandı. Adres dayatması ve kılavuzdaki esneklik eksikliği yüzünden binlerce veli ile öğrenci, yeni eğitim dönemine büyük bir belirsizlik içinde giriyor. Eğitimin niteliğinden ziyade bürokratik engellerle boğuşmak zorunda kalan aileler hem maddi yüklerin altında eziliyor hem de çocuklarının geleceği adına derin bir psikolojik yıpranma yaşıyor.
“SİSTEM ÇOCUKLARI AĞLATACAK NOKTAYA GELDİ, EĞİTİM TİCARİLEŞTİRİLEMEZ”
Mevcut adres dayatmalı kayıt sisteminin işlevsizliğine dikkat çeken Ali Aladağ,
“Puanı tutmuyor ya da adresi uymuyor gerekçesiyle çocuklarımız kendi mahallesindeki okullardan mahrum bırakılıyor. Geçenlerde yanıma liseye kayıt yaptırmaya çalışan bir öğrencimiz geldi; sistem tıkanıklığı ve bürokratik engeller yüzünden çocuk gözümün önünde ağlayarak odadan çıktı. Sen bu yaşta bir çocuğu eğitim hakkı için ağlatırsan, o çocuk hayat boyu adalet duygusunu kaybeder. Eskiden mahallemizde hangi okul varsa oraya giderdik; şimdi Çöşnük’te oturan bir çocuğu Akçadağ’a, Arapgir’e yönlendiren akıl dışı bir sistem var. Ayrıca bir devlette eğitim paralı olmamalıdır. Özel okullara gittiğinizde adeta tatil köyü konseptiyle karşılaşıyorsunuz. Eğitime özel sektörün bu kadar girmesi disiplini ve fırsat eşitliğini yerle bir etti. Devlet okullarındaki niteliğin acilen artırılması ve eğitime yeniden bir nizam getirilmesi şarttır”
dedi.
“EĞİTİM İNSAN TARLASIDIR; SİYASET VE CEMAAT ELİ BU TARLAYI KURUTUYOR”
Eğitimin bir ülkenin geleceğini inşa eden en stratejik alan olduğunu belirten Remzi Hayta, sistemin velileri kural dışı yollara sevk ettiğini ifade etti. Eğitim ve sağlık kurumlarının siyasi hesaplaşmalara kurban edilmemesi gerektiğinin altını çizen Hayta
“Eğitim sistemi deyip geçemeyiz; burası bir milletin insan tarlasıdır. Devlette iki alana asla siyaset girmemelidir: Sağlık ve eğitim. Bugün veliler, çocuklarını biraz daha iyi imkanlara sahip bir okula yazdırabilmek için akrabalarının yanına geçici ikamet aldırmak, sahte fatura düzenlemek zorunda kalıyor. Mevcut sistem, vatandaşı resmen usulsüzlüğe ve özel okulların kucağına itiyor. Okullara idareci veya öğretmen atanırken kariyer ve liyakat değil, siyasi referanslar ve torpil belirleyici oluyor. Eğitimin cemaati, torpili veya siyaseti olmaz. Öte yandan Malatyalı hayırsever iş adamlarımız okullar yaptırmak için sıra beklerken, mülki amirlerin ve belediye başkanlarının bu insanlara arsa gösterip davet etme noktasında pasif kalmasını kabul edemiyoruz. Şehirde bürokratik ziyaretler ve protokol açılışları yapmaktan, kentin gerçek ihtiyacı olan okul yatırımları için hamle yapılmıyor”
sözleriyle değerlendirmelerde bulundu.
“MAHALLE KÜLTÜRÜ YOK EDİLDİ, SERVİS BASKISI EKONOMİK ZULME DÖNÜŞTÜ”
Umut Bozkurtoğlu ise yerleştirme sisteminin sosyal dokuya verdiği zararlar ile velilerin sırtına binen ağır mali yüklere dikkat çekti. Eğitimin niteliksizleştirildiğini ve liyakatsiz yöneticilerin koltuk koruma sevdasıyla kurumlara zarar verdiğini belirten Bozkurtoğlu,
“Eski dönemlerde okul sadece bir eğitim yuvası değil, mahalle kültürünün ve toplumsal oto-kontrolün merkeziydi. LGS ve adrese dayalı sistem bahanesiyle çocukları mahalle ortamından koparıp şehrin öbür ucuna taşıdılar. Bu durum sadece pedagojik bir sorun yaratmakla kalmıyor, ciddi bir ekonomik külfeti de beraberinde getiriyor. Bugün Malatya’da en kısa mesafe servis ücreti aylık 3.000 TL sınırına dayanmış durumda. 9 aylık eğitim süresinde bir çocuk için sadece 27.000 TL servis parası ödemek açık bir ekonomik zulümdür. Veliler bu maliyetlerin altından kalkamıyor. Eğitim yöneticilerinin atama süreçleri tamamen siyasallaşmış durumda. Şehre gelen İl Milli Eğitim Müdürü, eğitimin kalitesini artırmak yerine kendisini oraya atayan milletvekillerinin ve siyasi aktörlerin peşinde gezmeyi görev sayıyor. Koltuğunu koruma derdindeki bürokratlarla Malatya eğitimi ileriye gidemez. Sınav odaklı bu sistem yüzünden mesleki eğitim de çöktü; bugün sanayide veya inşaatta çalışacak usta bulunamıyor. Meslek liselerinin acilen Fen Liseleri statüsünde prestijli hale getirilmesi gerekmektedir”
şeklinde konuştu.
“GÜÇLÜ GELECEK İÇİN KURUMLARDAN SİYASET ELİ ÇEKİLMELİDİR”
Programın sonunda genel hatlarıyla konuyu özetleyen moderatör Nejdet Akboğa,
“Cumhuriyeti kuran iradenin en temel düsturlarından biri; okula, camiye ve kışlaya siyasetin sokulmamasıdır. Bir ülkenin toplumsal yapısını ve geleceğini yıpratmak isterseniz bu üç kurumu siyasallaştırmanız yeterlidir. Malatya’da ve genel olarak ülkemizde eğitimin yeniden şahlanabilmesi için torpilden, liyakatsizlikten ve kontrolsüz ticarileşmeden vazgeçilmelidir. Yetkililerin bir an önce adil bir kayıt sistemi kurması, servis tarifelerini denetlemesi ve eğitimin özüne dönmesi şarttır”
ifadeleriyle sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN
