BUSABAH TV YouTube kanalında Sinem Hatun Davut’un sunduğu Haftanın Nabzı programına konuk olan Uzman Psikolog Sevgi Satılmış, depremden en çok etkilenen illerin başında gelen Malatya’nın üç yıllık süreçteki ruhsal değişimini masaya yatırdı.

Malatya’nın aslında güçlü bir dayanışma kültürüne sahip olduğunu belirten Satılmış, şehrin kendi küllerinden doğmaya çalıştığını ancak bu süreçte toplumsal sabrın tükenme noktasına geldiğini ifade etti. Yaşanan büyük maddi kayıpların ve belirsizliğin insanlar üzerindeki baskıyı artırdığını vurgulayan uzman, özellikle konteyner kentlerdeki yaşam koşullarının sosyal ve psikolojik gerilimleri tırmandırdığını dile getirdi.

"MALATYA KENDİ GÜCÜYLE DİRENİYOR AMA TAHAMMÜL AZALDI"

Haberin detaylarında Malatya’nın deprem öncesi ve sonrası profilini çizen Sevgi Satılmış, şehirdeki duygusal iklimin sertleştiğini anlatarak, "Malatya aslında bir dayanışma şehri, kendi kendine ayağa kalkan bir yer. Ancak Hatay'dan sonra ikinci büyük kaybın olduğu şehir Malatya oldu. Bu yıkımla beraber insanların birbirlerine karşı olan sabırları azaldı, hızlı öfkelenebilen bir yapı ortaya çıkmaya başladı. Ekonomik çöküş, ev, iş yeri ve araç kayıpları bu öfkeyi tetikliyor" ifadelerine yer verdi.

“DESTEK MEKANİZMALARININ KURULMASI ŞART”

Deprem sonrası Malatya’da gözlemlenen en acı tablolardan biri olan intihar vakalarına da değinen Satılmış, bu durumun temelinde yatan umutsuzluğu özetleyerek, "İntihar vakaları ne yazık ki arttı. İnsanlar artık mücadele etmekten yoruldu. İmkânlar kısıtlı kalınca bunu bir kurtuluş yolu gibi görmeye başladılar. Oysa bu asla bir çözüm değil. Psikolojik destek kısımlarının eksik kalması ve yakınların kaybedilmesi bu tabloyu ağırlaştırıyor. Ücretsiz ve sürekli destek mekanizmalarının kurulması şart" ifadelerini kullandı.

"TRAVMA NESİLLER BOYU SÜREBİLİR"

Sarsıntıların sadece binalarda değil, ruhlarda da devam ettiğini belirten Uzman Psikolog, gelecek nesillerin bu travmadan etkilenmemesi için profesyonel müdahalenin önemine vurgu yaparak, "Yaşanan deprem o kadar büyüktü ki etkileri yıllar geçse de devam ediyor. Artçı sarsıntılarda insanların yüzündeki o kaygıyı, 'Çocuklar ne olacak, nasıl çıkacağız?' endişesini hala görüyoruz. Fiziksel eksikliklerin yanında psikolojik boşlukları dolduramadık. Bu durum çocuklarda da şiddet ve öfke olarak kendini gösteriyor. Pandemi ve deprem üst üste gelince Türkiye için süreç çok zorlaştı" şeklinde konuştu.

Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT