Malatya’da bal üretimi yapan arıcıların yıllardır çözüm bekleyen yayla sorunu yeniden alevlendi. Resmi izinlerini alarak yaylalara ve kırsal bölgelere yerleşen arıcılar, bazı kişilerin baskıları, asılsız itirazları ve sabotajları nedeniyle üretim yapamaz hale geldiklerini öne sürüyor. Kovanların devrildiği, arıların zehirlendiği, ekipmanların çalındığı ve zarar gördüğü olayların her sezon tekrarlandığını belirten üreticiler, emeklerinin adeta hedef alındığını savunuyor. Arıcıların “yayla eşkıyaları” olarak iddia ettikleri kişiler nedeniyle sektörün büyük zarar gördüğünü ifade eden Malatya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Çolak karşı karşıya kaldıkları sorunu Malatya Sonmanşet gazetesine anlattı.

Devletten konaklama izni aldıklarını dile getiren Malatya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Çolak, daha sonra arılarını bir köye, mezraya ya da bir mahallenin kenarına götürüp yerleştirdiklerini ifade etti.

“HUZURLU VE RAHAT ÇALIŞAMIYORUZ”

Konaklama için muhtarlarla da görüştüklerini kaydeden Çolak,

“Muhtarla da gerekli görüşmeleri yapıyoruz. Ancak köylerde bazen bir kişi çıkıp, ‘Benim bir tane, 2 tane arım var. Siz buraya geldiniz, benim arılarım aç kalacak.’ diyerek itiraz ediyor. Bu kişilerle anlaşmak çoğu zaman mümkün olmuyor. Karşı çıktığınızda ise gece gelip arılarınıza zarar verebiliyorlar. Kovanları deviriyor, arıları zehirliyor, malzemeleri çalıyor ya da yakıyorlar. İnsanları görünmez şekilde taciz ediyorlar. Bu durum sadece birkaç kişinin başına gelen bir olay değil. Malatya’da da var, Türkiye’nin genelinde de var. Arıcıların yaşadığı yaygın bir sorun. Bu nedenle istediğimiz yere kovan koyamıyoruz. Huzurlu ve rahat çalışamıyoruz. Huzursuz bir insanın verimli üretim yapması da mümkün olmuyor”

şeklinde konuştu.

“BU TÜR SORUNLAR ANCAK EĞİTİMLE AŞILABİLİR”

Bu sorunun önüne eğitimle geçilebileceğini söyleyen Çolak,

“Devlet her vatandaşın başına bir görevli koyamaz. Bu tür olaylarla tek tek uğraşmaları kolay değil. Ayrıca gece meydana gelen zararları tespit etmek ve suçluları yakalamak da her zaman mümkün olmuyor. Bu nedenle sorunun temel çözümünün eğitimden geçtiğine inanıyoruz. İnsanlara ilkokuldan itibaren kimsenin rızkına zarar vermemeyi öğretmeliyiz. Arıcılığın doğaya ve üretime katkısını anlatmalıyız. Paylaşma kültürünü geliştirmeliyiz. Bu tür sorunlar ancak eğitimle aşılabilir”

açıklamasında bulundu.

“VATANDAŞLARA GEREKLİ BİLGİLENDİRMELER YAPILMALI, ARICILAR DA RAHATLATILMALI”

“Tarım teşkilatlarının da bu konularda daha yapıcı yaklaşması gerekir” diyen Çolak sözlerini şöyle tamamladı:

“Arıcıların konaklamasına yönelik gereksiz şikâyetlerin önüne geçilmeli. Çünkü hava ve bitki örtüsü uygun olduğunda bir bölgede sadece 5 değil, 500 kovan da konaklayabilir. Arılar doğayı tozlaştırır ve çevreye önemli katkı sağlar. Bir arıcının kovanı, başka bir kişinin arılarından bir şey eksiltmez. Bu nedenle şikâyet eden vatandaşlara gerekli bilgilendirmeler yapılmalı, arıcılar da rahatlatılmalı. Tarım İl ve İlçe Müdürlükleri bu konuda daha etkin rol üstlenebilir.”

SİNEM HATUN DAVUT