Türkiye’nin kayısı başkenti Malatya’da üreticiler adeta ayakta kalma mücadelesi veriyor. Yıllardır ülke ekonomisine milyonlarca dolarlık ihracat geliri sağlayan kayısı, iklim değişikliğinin ağır darbeleriyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. Peş peşe yaşanan don ve dolu afetleri üreticiyi çaresiz bırakırken, önceki gün etkili olan dolu yağışı ise çiftçinin son umudunu da kırdı. Bahçelerde meyveler yapraklarıyla birlikte yere dökülürken, üreticiler şimdi “Kayısının geleceği ne olacak?” sorusuna yanıt arıyor. Malatya Sonmanşet gazetesine konuşan Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç, dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Bu yıl ciddi iklim değişiklikleri yaşandığını dile getiren konuşan Malatya Ziraat Odaları İl Koordinasyon Başkanı Yunus Kılınç, geçmişte de kuraklıkların olduğunu, afetlerin yaşadığını hatırlattı.

“GERÇEKTEN BÜYÜK BİR AFET YAŞADIK”

“Geçen yıl yaşananların ardından bu yıl da ülkenin her tarafında büyük sorunlar meydana geliyor” diyen Kılınç sözlerine şöyle devam etti:

“Sadece Malatya’dan bahsetmiyoruz. Bugün Amasya başta olmak üzere birçok il su altında kaldı. Nehirler taşıyor, ciddi afetler oluşuyor. Tabii Malatya’mızda da göz bebeğimiz olan kayısıdan bahsetmek istiyoruz. Bu yıl kayısıda gerçekten seyrek bir meyve vardı. Özellikle ova kısmında ciddi bir tutum oluşmamıştı. Bunun üzerine dolu afeti yaşandı. Dünkü dolu afeti Malatya’nın büyük bir bölümünde, aynı zamanda Akçadağ’ın bazı bölgelerinde ve Organize Sanayi Bölgesi çevresinde meyveyi yaprağıyla birlikte yere indirdi. Gerçekten büyük bir afet yaşadık. Artık bu şartlarda üretim yapmak, para kazanmak hayal oldu. Çiftçi ne yapacak, nasıl bir yol bulacak? Bu iklim şartlarında açık alanda üretim yapmak büyük bir sıkıntıya dönüştü. Elbette sigorta sistemi var ama insanların ihtiyaçlarına tam olarak cevap vermiyor. Maddi durumu iyi olmayan bazı üreticiler sigorta yaptıramıyor. Sigorta yaptıranların da zararları bazen kapsam dışında kalıyor. Sonuç itibarıyla çiftçi artık ne yapacağını şaşırmış durumda.”

“KAYISI YAPRAK AÇMADAN ÇİÇEK AÇIYOR”

Kayısı ağaçlarının çok erkenci olduğunu ve bu nedenle de çiçek açtığı için afetlere maruz kaldığını belirten Kılınç,

“Yıllarca emek verilmiş kayısı ağaçları artık bu iklim şartlarına cevap vermiyor. Çünkü kayısı çok erkenci bir ağaç. Yaprak açmadan çiçek açıyor. Ben hep söylüyorum; küresel ısınmayla gelen iklim değişikliklerinden en büyük zararı Malatya gördü. Elbette arpa, buğday, mercimek ve nohut gibi bir yıllık ürünler de afetlerden zarar görüyor. Ancak onlar bir yıllık ürünler. Bizim ise yirmi, otuz yıllık kayısı ağaçlarımız var. Şimdi biz nasıl bir çözüm bulacağız? Bu ağaçları nasıl söküp yerine başka ürün ekeceğiz? En büyük problem Malatya’da yaşanıyor”

şeklinde konuştu.

“BUGÜN ARTIK ÜRETTİKLERİ ÜRÜN KENDİLERİNİ GEÇİNDİRMİYOR”

Her yıl ülkeye yüz milyonlarca dolar kazandıran kayısı için bir çalışma yapılması gerektiğini söyleyen Kılınç,

“Siyasilerimizin, Tarım Bakanlığımızın, hatta Cumhurbaşkanlığımızın Malatya için özel bir çalışma yapması gerekiyor. Bu insanlar yıllardır bu ürünü üreterek ülkemize yılda yüz milyonlarca dolar gelir sağladı. Ancak bugün artık ürettikleri ürün kendilerini geçindirmiyor. Çiftçiyi her yıl zarar ettirip bankalara ve tarım kredilerine borçlandırarak bir yere varamayız. Bu yıl da gerekli başvurularımızı yaptık. Cumhurbaşkanlığımızla görüştük, Tarım Bakanlığımızla görüştük. Dedik ki en azından ÇKS’de kayısı üreticisi olarak kayıtlı çiftçilerin borçları bir yıl faizsiz ertelensin. Biz her yıl destek verilsin demiyoruz. Ama artık burada herkesin sorumluluk alması gerekiyor. Üretici için bir çözüm bulunmalı”

ifadelerini kullandı.

“BURADA MUZ, MANDALİNA YA DA PORTAKAL YETİŞTİREMEYİZ”

Malatya kayısısına alternatif ne olabilir diye düşünülmesi gerektiğine dikkat çeken Kılınç,

“Artık kara kara düşünmeye başladık. Çünkü bunun bir sonu görünmüyor. Her yıl aynı afetleri yaşıyoruz. Bu şekilde devam edecekse Malatya’da kayısının alternatifi ne olabilir diye düşünmek zorundayız. Çünkü artık kayısı yetişmiyor. Erken çiçek açtığı için don vuruyor. Bu şartlarda belki de 11 milyon kayısı ağacını söküp yerine yem bitkisi ekmek gerekecek. Çünkü Malatya’da alternatif ürün üretmek de kolay değil. Biz burada muz, mandalina ya da portakal yetiştiremeyiz. İklim şartlarımız buna uygun değil. Çiftçiler açısından durum gerçekten çok zor. Ağaç sevgisi başka bir şeydir. İnsanlar yıllarca o ağaca emek veriyor, onu bir evlat gibi büyütüyor. Kimse ağacını sökmek istemez. Ama her yıl zarar ederek de bu iş sürdürülemez. Artık mutlaka bir adım atılması gerekiyor”

açıklamasına yer verdi.

“ÜRETİCİNİN BAŞKA ÇARESİ KALMADI”

Kayısının sadece Türkiye’de değil dünyada riskli bir meyve ağacı olduğunu dile getiren Kılınç,

“Ekolojik dengeleri değiştirmemiz mümkün değil. Bunun çözümünü bilim insanları ve uzmanlar bulmalı. Çünkü kayısı ağacı sadece Türkiye’de değil, dünyada da riskli bir meyve ağacı. Mart ayının ilk haftasında çiçek açıyor ve en küçük don olayından etkileniyor. Biz artık her yıl yetkililere gidip ‘yardım edin, mağduruz’ demekten utanıyoruz. Ama üreticinin de başka çaresi kalmadı. Ziraat odaları olarak bizim gücümüz ancak “geçmiş olsun” demeye yetiyor. En azından bu yılı atlatalım istiyoruz. Ancak iklim değişikliği bu şekilde devam ederse özellikle rakımı 900 metrenin altındaki ova kesimlerinden şahsen umudumu kestim. Benim de 500 ağacım var. Ağacıma kıyamıyorum ama her yıl zarar etmeyi de göze alamıyorum. Açıkçası ben de sökmeyi düşünmeye başladım”

şeklinde konuştu.

“BİZ ASLINDA 2 YILLIK BİR ZARAR YAŞIYORUZ”

Kılınç, geçen yıl yaşanan don olayının etkisini bu yıl hâlâ yaşadıklarına dikkat çekerek,

“Bazı kişiler ‘tozlaşma olmadı' gibi şeyler söylüyor ama öyle bir durum yok. Kayısı ağacı bir yıl eksi 7-8 derecenin altında dona maruz kaldığında ertesi yılın meyve gözleri de zarar görüyor. Geçen yıl ova kesimlerinde sıcaklık eksi 17 dereceye kadar düştü. Bu nedenle bu yıl meyve gözleri açmadı ve kayısı tutmadı. Yani biz aslında 2 yıllık bir zarar yaşıyoruz. Eğer bu şartlar devam ederse Malatya’nın kayısıdan yavaş yavaş vazgeçmek zorunda kalacağından endişe ediyoruz. Çünkü üretici artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor. Biz de yetkililerle görüşmeye, derdimizi anlatmaya devam ediyoruz. Bakalım nasıl bir çözüm bulunacak”

dedi.

SİNEM HATUN DAVUT