TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar, İnönü Üniversitesi öncülüğünde düzenlenen "Bölgesel Krizler ve Türkiye" programına katıldı. Programın açılış konuşmasını yapan Siyonizm ve Ortadoğu Araştırmaları Topluluğu Başkanı Muhammed Said Kurhan

“Bizim topluluk olarak temel hedefimiz gençliği edilgen değil, bilinçli bir hale getirmektir. Çünkü bilinçsiz toplumlar yönlendirilir, kimliğini kaybeden milletler önce kültürel sonra da siyasal olarak yıkılırlar. İşte bu hedeflerle Güvenlik ve Terör Akademisi tam da bu ihtiyaçtan ortaya çıkmıştır. Bu akademiyle hedefimiz gençlerimizin terör örgütlerini, İngiliz savaş yöntemlerini, küresel güç mücadelelerini ve özellikle terör devleti İsrail'in din temelli, tahakkümcü ve soykırımcı politikalarını, Türkiye'nin de karşı karşıya olduğu tehditleri akademik bir bakış açısıyla değerlendirebilen bireyler haline gelmesini hedeflemekteyiz”

ifadelerine yer verdi.

İnönü Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Osman Ağır ise,

“Son yıllarda bölgesel rekabeti etkileyen çeşitli çatışmalar ülkemizin güvenlik ortamını doğrudan etkilemiş dikkat edilirse dünyada yaşanan sıcak çatışma olan rekabet alanlarının neredeyse tamamı maalesef Türkiye'mizin etrafında şekillenmektedir. Bu bize önemli görevler yüklemekte ve düşünmeye itmektedir. Türkiye jeopolitik konumu itibariyle Avrupa, Asya ve Orta Doğu'nun kesişim noktasında yer almakta. Bu stratejik konum Türkiye'mizin önemli bir satranç oyunudur aynı zamanda çok sayıda güvenlik riskini ve sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir. Bu nedenle güvenlik meselelerinin yalnızca güvenlik kurumlarının değil üniversitelerin araştırma merkezlerinde ve bilim insanlarında çalışma alanı olması büyük önem taşımaktadır. Güvenlik portallarının sağlıklı bir şekilde geliştirilmesi ancak bilimsel bilgi üretimi eleştirel düşünce ve disiplinler arası çalışmayla mümkün olabilecektir”

şeklinde konuştu.

“OLAYLARA NEREDEN BAKTIĞIMIZ, YERİMİZİ, KONUMUMUZU BELİRLEMEMİZ ÖNEMLİ”

 TBMM Milli Savunma Komisyonu Başkanı Hulusi Akar ise burada yaptığı konuşmada,

“Etrafımızda çok ciddi gelişmeler var. Dünyada gerçekten II. Dünya Savaşı'ndan sonra ortaya konan bir nizam, bir insan vardı. Kurumlar vardı, kurallar vardı. Bunların hepsi bozuldu. Bunlar etkinliğini, işlevini kaybetti. Dolayısıyla Dünya'da bir asıl gerilim, asıl kriz buradan çıkıyor. Dünyada insanların, mazlumların, mazlumların haklarını alabilecekleri bir vizyon kalmadı.  Burada ciddi bir boşluk olduğunu görmemiz lazım. Kurumların ve kurumların ciddi şekilde kaybolduğunu görmemiz lazım. Bu çerçevede bizim ne yapmamız lazım? Olaylara nereden baktığımız önemli. Yerimizi, konumumuzu belirlememiz önemli. Sevgili gençler, biz büyük bir milletin, asil bir milletin devamıyız. Bu devlet bizim, bu memleket bizim. Buna sahip çıkacağız. Dolayısıyla bizim dünya olaylarına bakışımız herhangi bir şekilde bakmak değil, biz kendi açımızdan, kendi değerlerimiz açısından, kendi hak ve menfaatlerimiz açısından bakmak ve görmek durumundayız, hiçbir şekilde ezikliğe yer yok.  Bizim asaletimizi, nezaketimizi, cesaretimizi, ferasetimizi kullanıp o şekilde bakmamız lazım. Kimseye dikleşmeyeceğiz fakat dik duracağız. Eğilmek yok. Türkiye'ye yüzyılına inanacağız. Türkiye'ye inanacağız. Bu şekilde olaylara bakmak suretiyle çalışmalarımızı, işimizi, gücümüzü yöneteceğiz”

ifadelerine yer verdi.

“DÜNYADA CİDDİ BİR REKABET VE BELİRSİZLİK VAR”

Dünyada ciddi bir rekabet olduğunun altını çizen Hulusi Akar,

“Bizim tarihimiz çok berrak, çok net. Bizde zulüm yok, sömürü yok. Allah'ın izniyle hep birlikte 86 milyon tek yumruk, tek yürek olarak hep beraber terörsüz, büyük ve güçlü Türkiye'yi inşa ve ihya edeceğiz, buna çalışacağız. Dünyada ciddi bir rekabet var. Bu rekabet bütün alanlarda var. Biz en çok savunma sanayisine dikkat ediyoruz. Silahlanma yarışına dikkat ediyoruz. Bizim bu yarışta başarılı olma mecburiyetimiz var bunun için çalışacağız. Ciddi belirsizlikler var. Ne zaman ne olacağı belli değil. İşte durup dururken Afganistan'la Pakistan savaşa girdi.  Pakistan'la Hindistan savaştı. Amerika İsrail'e saldırdı.  Uzak Doğu’da Kamboçya’da, Tayland'da savaşlar çıktı. Her türlü şey olabiliyor. Bunun için bizim hazırlıklı olmamız lazım.  Filistin kanayan yara. Orada bir zulüm var, bir soykırım var ve bunu duyan yok. Dolayısıyla hiçbir şekilde asil milletimizin 86 milyonun güvenliğini, bekasının geleceğini heba edemeyiz. Alevisi ile, Sünnisi ile, Türk'ü ile, Kürdü ile, Zazası ile kim varsa hiç bir ayrım yapmadan birbirimize sarılacağız. 86 milyon tek bir  yürek olacağız ve bu şekilde bunlara karşı koyacağız. Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs'ta, Ege'de ciddi sıkıntılar var. Anlaşmazlıklar var. Haksız, adaletsiz, hukuksuz taleplerde bulunmaktadırlar. Bunun dışında Balkanlar'da, Kafkaslar'da Azerbaycan başta olmak üzere bir takım sıkıntılar var.  Sudan'da, Somali'de bazıları bilmiyorlar, ‘ne işimiz var’ diyorlar. Somali'de ecdadımız, atalarımız, 361 yıl kaldı Somali'de. 396 yıl kaldı Sudan'da. Bunlar da orada bizim hep ayak izlerimiz var. Orada bizim şehitlerimizin kanları var. Orada bizim terimiz var”

şeklinde konuştu.

Programda gençlere de seslenen Hulusi Akar,

“Gençlere diyoruz ki Çince öğrenin. Çin'e gidin. Çin teknolojisi, oradaki bilimsel veriler, gelişmeler önemli. Teknoparklar var. Laboratuvarlar var. O nedenle gençlerimiz oraya gidecekler. 3 sene, 5 sene orada kalacaklar. Oradaki tekniği tekniği alacaklar, gelecekler. Biz inşallah bundan sonra bu dijital devrimi, robotluğunu, yapay zekâyı, AI'yı kaçırmayacağız. Bunun için çeşitli çalışmalar var.   Bunun dışında 1914'e kadar Venedik ile 1814'de bir anlaşma yapıldı. Dediler ki biraz barış olsun, huzur olsun. Bu Napolyon savaşlarından sonra 1. Dünya Savaşı önlenemedi, çıktı.  2. Dünya Savaşı çıktı. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra biraz önce bahsettiğim gibi düzen bozuldu. Tekrar düzen bozuldu ve şuan orada ciddi bir şekilde bölgede hibrit savaş var. Hibrit savaş demek bulanık savaş demek. Yani savaşla ilan etmeden herkes birbiriyle savaşıyor. Çok değişik bir savaş.  Eskiden tanklar, toplar vardı belli bir savaş vardı şimdi Ukrayna savaşıyor, Rusya savaşıyor. Ama öyle tank, top yok. Türkiye'de atılıyor. Helikopterler gidiyor, dronelar gidiyor.  İsrail, Amerika kafa kafaya verip durup dururken İran'a saldırdılar. Bunu reddettik biliyorsunuz. Yunan'a saldırıyorlar. Çevreye saldırıyorlar, Yemen'e saldırıyorlar. Bunların hepsi bir savaş şeklinde devam ediyor. Burada tabii bir de büyük devletler, büyük güçler ne yapıyorlar? Vekilleri kullanıyorlar, kendilerini taşın altına sokmuyor, birilerini kullanıyor. Bunun en tipik örneği Ukrayna.  Bize sadece bunları kullanmıyorlar, örgütleri de kullanıyorlar. Ama inşallah bunun sonu geldi, gelmek üzere. Ekonomik savaş çok ciddi boyutlarda.  AB anlaşmalarıyla arkadaşlar ciddi bir şekilde ülkeleri bağlamaya çalıştılar. Türkiye'yi de oraya dahil etmeye çalışıyorlar. Bunların önünde durmak gerekiyor. Diğer bir önemli konu da terör. Dijital dünyanın siber boyutu var vesaire. Bu konuda bizim dijital pazarımıza sahip çıkmamız lazım” diye konuştu. Konuşmasında Avrupa ve Amerika ilişkilerindeki kritik sürece de değinen Hulusi Akar, perde arkasında yürütülen gizli ve köklü küresel ittifaklara dikkat çekti. İngiltere Kralı’nın Anglikan Kilisesi'nin başı olduğunu ve gücünün Vatikan'a eş değer olduğunu hatırlatan Akar, "Dikkat çekici olan gelişme şu ki; İngiltere Kralı Charles, aralarındaki yaklaşık 500 yıllık küslüğü ve iletişimsizliği sonlandırarak iki ay önce Vatikan ile bir araya geldi ve Papa ile barıştı. Tüm bunlar, yaklaşmakta olan büyük bir savaşa karşı yapılan stratejik küresel ittifakların ve hazırlıkların birer göstergesidir” cümlelerine yer verdi. Dünyaca ünlü Profesör Jean-Cousin’in (Jian Kuyen) küresel projeksiyonlarına ve kitabındaki korkunç planlara atıfta bulunan Hulusi Akar, bölgeyi bekleyen Büyük İsrail Projesi ve Gog-Magog (Yecüc ve Mecüc) tehlikesini için “Küresel ekonomiyi çökertmek, savaş senaryosunun ilk adımı ekonomik kaos. Ortadoğu'yu haritadan silmek, İran ve Körfez ülkelerini tamamen yok etmek. Türkiye'yi savaşın içine çekmek, Türkiye'yi bir şekilde bu çatışma ortamına dahil ederek kitlesel ölümlere yol açmak. Kıyamet Savaşı (Gog ve Magog), Rusya ve İran'ın da dahil olacağı, teolojik metinlerde geçen ve adeta dünyanın sonunu getirecek bir kıyamet savaşının koşullarını yaratmak” sözlerine yer verdi.  Akabinde Akar, küresel yazarların analizlerine dayanarak, "Yazara göre her şey önceden senaryolaştırılmış ve belirlenmiş durumda; şu an sadece zamanının gelmesi bekleniyor ve sonuç tam bir felaket olacak" dedi.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın uluslararası arenada yürüttüğü aktif diplomasiye değinen Akar, Türkiye’nin bu tehditlere karşı sessiz kalmadığını belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Dünya beşten büyüktür" vizyonunun yeni bir dünya düzeninin kapısını araladığını belirten Akar, devletin zirvesinin gece gündüz demeden Türkiye'nin hak ve menfaatlerini savunmak için çalıştığını ifade etti. Küresel felaket senaryolarına karşı Türkiye'nin uygulaması gerekenleri de açıklayan Hulusi Akar son olarak şunları kaydetti: “Böyle bir küresel felaket ihtimaline karşı bizim yapmamız gereken en temel şey, içeride birlik ve beraberliğimizi korumaktır. Etnik, dini veya mezhepsel konularda hiçbir ayrımcılığa yer vermeden, bir bütün olarak kenetlenmeliyiz. Soğukkanlılığımızı korumalı, kendi işimize odaklanmalı ve ülkemizi koruyup kollamak için her zamankinden daha kararlı bir şekilde çalışmalıyız. Türkiye olarak bugüne kadar pek çok bela ve tehditle karşılaştık; bu zorlu dönemi de yine birbirimize kenetlenerek atlatacağız.”

HANİFE SARI