Cildinizde fark ettiğiniz küçük bir değişiklik, erken teşhis edilmediğinde ölümcül sonuçlara yol açabilir. Bu anlamda uzmanlar, deri kanseri konusunda tüm vatandaşlara uyarıda bulunuyor. Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yağmur Polat da bu hassas konu üzerinde önemli açıklamalarda bulundu. Dr. Polat, deri kanserlerinin yalnızca güneş gören bölgelerde değil saçlı deri, ayak tabanı ve tırnak gibi alanlarda da görülebildiğini belirterek, düzenli deri muayenesinin hayat kurtardığını vurguladı.

“CİLDİMİZDEKİ HÜCRELERİN ANORMAL ŞEKİLDE ÇOĞALMASIYLA OLUŞUR”

“Mayıs ayının deri kanserleriyle ilgili farkındalık ayı olması sebebiyle sizleri bilgilendirmek istiyorum” diyen Polat,

“Derimiz, vücudumuzu dış çevreden ayıran ve koruyan en büyük organımızdır. Deri kanserleri, cildimizdeki hücrelerin anormal şekilde çoğalmasıyla oluşur. Ancak her cilt değişikliği kanser değildir. Bu nedenle, vücudumuzda oluşan değişikliklerden hangilerinin şüpheli olduğunu anlamak son derece önemlidir. Ben deri kanserleriyle ilgili risk faktörlerinden, hangi durumlarda doktora başvurmamız gerektiğinden ve deri kanserlerinden korunmak için neler yapmamız gerektiğinden bahsedeceğim”

diye konuştu.

“SOLARYUM GİBİ YAPAY UV IŞINLARINA MARUZ KALMAK RİSK OLUŞTURMAKTADIR”

Cilt kanserlerini artıran en önemli çevresel faktörün güneş ışınları olduğunu söyleyen Dr. Polat,

“Cilt kanserlerini artıran en önemli çevresel faktör güneş ışınlarıdır. Uzun süre güneşte kalmak, açık havada uzun süre çalışmak ve solaryum gibi yapay UV ışınlarına maruz kalmak risk oluşturmaktadır. Özellikle çocukluk döneminde güneş yanığı oluşturacak şekilde güneşe maruz kalmak, açık tenli ve kolay çillenen bir cilt yapısına sahip olmak, cildimizde yüzden fazla ben bulunması, ailede cilt kanseri öyküsünün olması ya da bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanıyor olmak deri kanseri riskini artıran önemli faktörlerdir”

ifadelerini kullandı.

HANGİ DURUMLARDA DOKTORA BAŞVURULMALI?

Hangi durumlarda doktora başvurulması gerektiğini de açıklayan Dr. Polat sözlerine şöyle devam etti:

“Öncelikle cildimizi iyi tanımalı; vücudumuzda neyin normal, neyin anormal olduğunu bilmeliyiz. Her ay, iyi ışık alan bir ortamda ayna yardımıyla vücudumuzu incelemeli ve mevcut lezyonları takip etmeliyiz. Vücudumuzda zaten var olan bir lezyonun renginin, şeklinin ya da boyutunun değişmesi şüpheli bulgulardır. Ayrıca daha önce olmayan, sonradan ortaya çıkan yeni bir lezyonun varlığı durumunda mutlaka dermatoloğunuza başvurmanız gerekmektedir. Deri kanserleri yalnızca güneş gören alanlarda değil, güneş görmeyen bölgelerde de ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle saçlı deri, tırnaklar, avuç içleri, ayak tabanları ve kulaklar gibi tüm bölgeleri dikkatlice incelemeli; yeni ortaya çıkan bir lezyon varsa mutlaka doktorunuza başvurmalısınız.”

“GÜNEŞ KORUYUCUYU 3-4 SAATTE BİR YENİLEMELİYİZ”

Dışarı çıkmak zorunda kalanlar için çeşitli tavsiyelerde bulunan Dr. Polat,

“Özellikle güneşin etkisini daha fazla hissetmeye başladığımız bu günlerde, UV ışınlarının en yoğun olduğu saat 10.00 ile 16.00 arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmamanızı tavsiye ediyoruz. Eğer dışarı çıkacaksak koruyucu önlemler almalıyız. Yüksek koruma faktörlü ve geniş spektrumlu bir güneş koruyucu kullanmalı, güneş kremini dışarı çıkmadan yarım saat önce sürmeliyiz. Uzun süre dışarıda kalacaksak güneş koruyucuyu 3-4 saatte bir yenilemeliyiz. Cildimizi düzenli olarak kontrol etmeli, mevcut lezyonları takip altında tutmalıyız. Yeni çıkan bir lezyonun melanom öncüsü olabileceğini unutmamalıyız. Biz dermatologlar bu lezyonları dermatoskop dediğimiz cihazlarla inceleyip şüpheli olanları çıkararak patolojiye gönderiyor veya düzenli takibe alıyoruz. Bu yöntem sayesinde deri kanserlerini erken teşhis edebiliyoruz”

ifadelerine yer verdi.

HÜSEYİN KOCAMAN