Depremin üzerinden yaklaşık dört yıl geçmesine rağmen bölgede tamamlanmış tek bir konutun bulunmadığını ifade eden mahalle sakinleri, konteyner yaşamının devam ettiğini, belirsizliğin ise her geçen gün daha da arttığını söylüyor. Vatandaşların ortak görüşü ise yapılan çalışmaların ve projelerin kendilerine yeterince anlatılmadığı yönünde.35 yıldır Gündüzbey'de esnaflık yapan Ünal Akın, depremden sonra geçen süreye rağmen mahallede kayda değer bir değişim yaşanmadığını belirterek en büyük sorunun iletişim eksikliği olduğunu söyledi.

Akın,
“Depremden önceki Gündüzbey ile bugünkü Gündüzbey'i kıyasladığımızda değişen çok fazla bir şey göremiyoruz. Deprem konutlarımızın hiçbiri tamamlanmadı. Dört yıl olmuş ama hâlâ bitmiş bir binamız yok. İş yerim depremde yıkıldı. Ben 35 yıllık esnafım ve şu anda bir konteyner içerisinde hizmet vermeye çalışıyorum. Vatandaş ne yapılacağını bilmiyor, yetkililer de yeterince bilgi vermiyor. Buradaki en büyük eksiklik diyalog eksikliği”
dedi.
Rezerv alan kapsamında bazı binalara yıkım tebligatlarının yapıştırıldığını ancak çeşitli itirazlar nedeniyle sürecin yeniden geciktiğini ifade eden Akın, Gündüzbey'in özellikle yaz aylarında yoğun ziyaretçi ağırlayan bir bölge olduğuna dikkat çekti. Çalışmaların daha planlı yürütülmesi gerektiğini belirten Akın, gecikmelerin esnafı da ekonomik olarak zor durumda bıraktığını söyledi.
“GÜNDÜZBEY YIKIK DÖKÜK BİR MEMLEKET OLDU”
Mahalle sakinlerinden Mehmet Coşkun ise Gündüzbey'in deprem sonrasında hak ettiği ilgiyi göremediğini savundu. Bölgede yeniden yapılanmanın hızlanmasını beklediklerini ancak beklenen gelişmenin yaşanmadığını ifade eden Coşkun, vatandaşların yaşadığı belirsizliğin temel nedeninin projelerin yeterince anlatılmaması olduğunu dile getirdi. Coşkun,
“Gündüzbey'i anlatacak bir durum kalmadı. Yıkık dökük bir memleket oldu. Yapılaşmanın hızlı olmasını isterdik ama sürekli gecikmeler yaşanıyor. İnsanlar evlerinin yerine ne yapılacağını, nerede hak sahibi olacaklarını bilmiyor. Vatandaş gelip ‘Benim evim buradaydı, bana nerede ev vereceksiniz?’ diye soruyor ancak net cevap alamıyor. Eğer projeler başından itibaren halka anlatılmış olsaydı bugün bu sorunların çoğu yaşanmazdı”
diye konuştu.
“TOZUN, TOPRAĞIN VE YIKINTININ İÇİNDE YAŞIYORUZ”
Mahalle sakinlerinden Abuzer Akbulut ise yaşanan süreç nedeniyle Gündüzbey'in büyük zarar gördüğünü söyledi. Deprem sonrası yapılacak çalışmaların gecikmesinde bazı itirazların etkili olduğunu savunan Akbulut, bugün gelinen noktada herkesin mağdur olduğunu belirtti. Akbulut,
“Halimiz ortada. Tozun, toprağın, yıkıntının içinde yaşıyoruz. Eğer süreç zamanında ilerleseydi insanlar bugün evlerinde oturuyor olurdu. Birkaç kişinin kendi çıkarlarını düşünerek yaptığı girişimler yüzünden bütün mahalle zarar gördü. Ama devlet de rezerv alan ilan ettiyse tamamını yapmalıydı. Sonuçta bugün geldiğimiz noktada herkes mağdur durumda”
dedi.
“ESKİNİN EN KÖTÜ GÜNÜ BUGÜNÜN EN İYİ GÜNÜNDEN DAHA İYİYDİ”
Ekonomik sıkıntıların her geçen gün daha da ağırlaştığını belirten Hüseyin Koşar ise deprem sonrası yaşam koşullarının giderek zorlaştığını söyledi. Koşar,
“Eski günlerimizi arar hale geldik. Eskinin en kötü günü bugünün en iyi gününden daha iyiydi. İnsanların alım gücü düştü, geçim şartları ağırlaştı. Bizi savunacak, sesimizi duyuracak insanların yetersiz kaldığını düşünüyoruz. Milletvekillerimizden, bakanlarımızdan daha fazla ilgi bekliyoruz. Çünkü burada insanlar gerçekten zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyor”
ifadelerini kullandı.
“KADERİMİZLE BAŞ BAŞA KALDIK”
Deprem sonrası konteyner yaşamının devam ettiğini belirten İdris Güney ise yaşadıkları belirsizliğin psikolojik olarak da yıpratıcı olduğunu söyledi. Güney,
“Yerimiz yurdumuz belli değil. Bir konteynerden çıkıp başka bir yere geçiyoruz. Her taraf dağınık durumda. Yapacak bir şey bulamıyoruz. Kaderimizle baş başa kaldık. Devlet burada büyük bir proje hazırlamıştı ancak bazı kesimler bunu kabul etmedi. Sonuçta olan yine vatandaşa oldu. İnsanlar yıllardır ne olacağını bekliyor”
diye konuştu.
“DEĞİŞEN HİÇBİR ŞEY YOK”
Mahalle sakinlerinden Yasin Polat ise rezerv alan sürecinin sürekli ertelendiğini ileri sürdü. Mahallede hâlâ konteynerlerin bulunduğunu ve vatandaşların kalıcı konutlarına kavuşamadığını belirten Polat, sürecin sürekli ileri tarihlere bırakıldığını söyledi. Polat,
“Bugün etrafa baktığınızda hâlâ konteynerlerin ortada olduğunu görüyorsunuz. Değişen bir şey yok. Sürekli yeni tarihler veriliyor. ‘İki ay sonra başlayacak’, ‘birkaç ay sonra bitecek’ deniliyor ama süreç hep erteleniyor. Ağır hasarlı binalarla ilgili de birçok tartışma yaşandı. İtirazlar oldu, vatandaşlar karşı çıktı. Sonuçta yine bekleyen biz olduk”
dedi.
VATANDAŞLAR NETLİK VE HIZLI ADIM BEKLİYOR
Gündüzbey'de yaşayan vatandaşlar, depremden sonra geçen yıllara rağmen belirsizliğin sona ermemesinden şikâyetçi. Mahalle sakinleri bir yandan rezerv alan çalışmalarının tamamlanmasını beklerken diğer yandan yetkililerden daha fazla bilgilendirme yapılmasını istiyor. Vatandaşlar, Gündüzbey'in Malatya'nın en önemli yaşam ve turizm alanlarından biri olduğunu hatırlatarak, bölgenin bir an önce yeniden ayağa kaldırılması gerektiğini vurguluyor. Dört yılın sonunda hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veren mahalle sakinleri, artık söz değil somut adım görmek istediklerini ifade ediyor.
SİNEM HATUN DAVUT





