Dur durak bilmeyen zamlar, vatandaşın alım gücünü her geçen gün biraz daha eritiyor. Ekmekten suya, mutfak harcamalarından sağlık giderlerine kadar yükselen fiyatlar karşısında milyonlar geçim mücadelesi verirken, Tüketici Danışmanı Ali Düzova, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak hem zamların nedenlerini hem de piyasadaki denetimsizlik iddialarını değerlendirdi.
Her zaman tüketicilere “pahalı ürünlerden uzak durun, tepki gösterin, almayın” dediklerini hatırlatan Tüketici Danışmanı Ali Düzova, ama tüketicilerin ekmeği, suyu nasıl almayacaklarını, bunların hayati bir ihtiyaç olduğunu söyledi.
“SÖYLEYECEK SÖZÜMÜZ NEREDEYSE KALMADI”
Sudan örnek vererek sözlerine devam eden Düzova sözlerini şöyle sürdürdü:
“5 litrelik su 45-50 liraya çıkmış. Daha önce 30 liraya satılıyordu. Her yaz aynı şey oluyor. 35 liraya, 45 liraya, 50 liraya kadar satanlar var. Ben şimdi tüketiciye nasıl ‘Su içmeyin.’ diyeyim? ‘Ekmek almayın.’ diyeyim? Şu anda hem tüketici açısından hem de esnaf açısından ciddi bir ekonomik sıkıntı var. Bizim dernek olarak söyleyecek sözümüz de neredeyse kalmadı. Ne diyelim? ‘Ekmeği boykot edin.’ mi diyelim? Bu çok zor.”
“VATANDAŞ NE YAPSIN?”
Asgari ücretin ve emekli maaşının az olduğunu ifade eden Düzova,
“Esnafla da görüşüyoruz, oda temsilcileriyle de görüşüyoruz. Onlar da ‘Giderlerimiz çok fazla, işin içinden çıkamıyoruz.’ diyorlar. Ama sadece ekmek değil. Bulgur da alsanız, başka temel gıda da alsanız yine almak zorundasınız. Çünkü beslenme temel ihtiyaçtır. Barınma temel ihtiyaçtır. Eğitim ve sağlık hizmetleri de öyle. Bugün özel bir muayene ücreti 2 bin 500 liradan başlayıp 3 bin liraya kadar çıkıyor. Asgari ücret ortada, emekli maaşı ortada. Vatandaş ne yapsın? Biz pahalı ürün ve hizmetlere karşı tepki gösterilmesi gerektiğini söylüyoruz. Ancak maalesef ülkemizde yeterince bilgili, bilinçli ve cesaretli bir tüketici toplumu oluşmuş değil. Belki insanlar cebinde ekmek alacak para kalmadığında bu bilinç oluşacak”
diye konuştu.
“DEMEK Kİ HERKES KAZANIYOR”
“Daha önce de söyledik. Eğer fırıncı gerçekten zarar ediyorsa neden fırınını kapatmıyor? Neden ‘Ben zarar ediyorum.’ demiyor? Demek ki tamamen zarar etmiyor” diyen Düzova,
“Köylü ne yapıyor, patatesini, soğanını para etmediğinde yola döküyor, meydanlara döküyor, tepki gösteriyor. Ama bugüne kadar ‘Ben kazanamıyorum.’ diyerek ürününü sokağa döken bir market, bir büyük işletme gördünüz mü? Böyle bir şey yok. Demek ki herkes kazanıyor. Ben buna inanıyorum. Hatta fazlasıyla kazanıyor. Ama burada zarar eden tüketici oluyor. Tüketici zarar ediyor. Ben esnafın zarar ettiğine inanmıyorum. Aralarında fırsatçılık yaparak malını 2-3 katına satan çok kişi var. Elbette bunun çözümü var”
ifadelerini kullandı.
“ESNAF ELBETTE Kİ KAZANACAK”
Denetiminin olmadığını ileri süren Düzova,
“Öncelikle denetim tamamen kontrolden çıkmış durumda. Denetim yok. Esnaf gerçekten zarar etse dükkânını kapatır, ‘İflas ettim.’ der. Ama böyle bir tablo görüyor muyuz, hayır. Bugün birçok işletme çok yüksek kiralar ödüyor; elektrik, su ve diğer giderlerini karşılıyor. Buna rağmen faaliyetine devam ediyorsa demek ki kazanıyor. Ben esnaf kazansın istemiyorum demiyorum. Elbette ticaret yapacak ve kazanacak. Ancak burada ciddi bir fırsatçılık var. Bunun bedelini de vatandaş ödüyor”
şeklinde konuştu.
“KONTROL VE DENETİM EKSİKLİĞİ VAR”
Mal ve hizmetlerin üzerine makul fiyat konmasını isteyen Düzova,
“Bugün isteyen istediği malı istediği fiyata satıyor. İster el arabasında satsın ister markette satsın, kimse buna ‘Bu fiyat neden böyle?’ diye hesap sormuyor. Bir ürünün alış fiyatı belli, maliyeti belli. Üzerine makul kârını koysun. Buna kimsenin itirazı olmaz. Ama yüzde kaç kâr edildiğini denetleyen yok. Asıl sorun burada. Kontrol ve denetim eksikliği var. Gerçekten ekmeğin maliyeti 17,5 lirayı gerektiriyorsa elbette o fiyat uygulanabilir. Ama eğer 12,5 ya da 15 liraya da makul bir kâr elde ediliyorsa neden 17,5 liraya çıkarılıyor? İşte bunun denetlenmesi gerekiyor. Sorun kontrol ve denetimsizliktir. Fırsatçılık da bunun bir parçasıdır. Olan da maalesef tüketiciye oluyor”
açıklamasında bulundu.
TÜRKAN YILDIZ KAYA


