Malatya Valisi Seddar Yavuz’un himayelerinde başlatılan Özel Nedenlerin Engelleriyle Mücadele (ÖNEM) Projesinin Gala Programı gerçekleştirildi. Malatya Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi’nde (MABESEM) gerçekleştirilen gala programına Vali Seddar Yavuz’un yanı sıra Malatya Cumhuriyet Başsavcısı Ömer Mete, Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, 7'nci Anajet Üs Komutanı Hv.Plt.Tuğg. Hüseyin Sabri Akyol, il müdürleri ve vatandaşlar katıldı.

 

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunması başlayan programda konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, “Bugün burada toplumsal sorumluluğun en önemli örneklerinden birine tanıklık etmek ve bu iyilik halkasının bir parçası olmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Sayın Valimiz Seddar Yavuz Bey’in himayelerinde büyük bir özen ve hassasiyetle yürütülen ÖNEM projesi bizlere bir kez daha gösteriyor ki bir çocuğun kalbine dokunmak geleceğe umutla bakabilmenin en güçlü yoludur. Toplamda 8 bin 675 çocuğumuza sosyal destek sunmayı hedefleyen bu kıymetli proje, dezavantajlı çocuklarımızın, ebeveynler cezaevinde olan ya da çeşitli psikolojik zorluklar yaşayan evlatlarımızı kapsamakta. Bu çocuklarımızın en çok ilgi, sevgi ve şefkate ihtiyaç duyan aynı zamanda toplumsal dayanışma ve kalkınma açısından en büyük potansiyele sahip bireyler. Malatya Büyükşehir Belediyesi olarak bizlerde bu anlamlı projenin bir paydaşı olmaktan büyük bir onur ve sorumluluk duyuyoruz. Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımız için elimizi taşın altına koymak yalnızca bir görev değil aynı zamanda vicdani ve insani bir sorumluluktur. Çünkü inanıyoruz ki bir çocuğun elinden tutmak sadece onun değil tüm toplumun kaderine yön vermektir bu vesileyle başta Sayın Valimiz olmak üzere projeye emek veren tüm kurum ve kuruluşlara en içten teşekkürlerimi sunuyorum. ÖNEM projesinin ülkemize örnek teşkil edecek nice güzel sonuçlara vesile olmasını diliyorum. Unutmayalım ki, her çocuk özeldir, her çocuk önemlidir ve her çocuğa uzanan bir el daha güçlü, daha adil ve daha umut dolu bir toplumun teminatıdır” ifadelerini kullandı.   

“AİLELER ÇOCUKLARINDA DA BOŞANMAYA BAŞLADI”

Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in ardından bir konuşma gerçekleştiren Malatya Valisi Seddar Yavuz ise, “Bugün oldukça heyecanlıyım. Çünkü belki ‘Bir çocuğun elinden tutmakla bir şey olmaz’ denebilir ama bütün başarılarda sadece ilk başlangıçlarla başlar. Dolayısıyla milletimizin geleceği olan sevgili evlatlarımızın kimlik ve kişilik inşasında onların yanında olduk. Onlara destek olabilmek, onların yüzündeki tebessümün sebebi olmak herhalde iyilik hareketinin de en güzel örneklerinden biri olsa gerek. 2009 yılında başladığımız bu yolculuk bize birçok evladımızın hayatında önemli değişiklikler yapma imkan ve fırsatını bahşetti. Özellikle kalabalıklar içerisinde yalnızlığın arttığı ve sorun çözme becerisinin giderek azaldığı, tüm imkanlara rağmen insanların imkansızlıklar içerisinde bocaladığı, modern çağın belki yüzleştiği en büyük sorunlarla karşı karşıyayız. Parçalanmış aileler ve aileler parçalandığı gibi artık insanlar çocuklarından da boşanmaya, çocuklarından da ilgisizleşmeye tamamen ben ne olacağım kaygısı ve endişesi, diğer taraftan dijital çağın getirdiği tüm olumsuzluklar hepimizi derinden sarsıyor ama özellikle sevgi ve şefkat yoksunluğu içinde büyüyen, hak ettiği ilgiyi göremeyen diğer taraftan da diğer akranlarına göre çeşitli dezavantajlarda bulunan evlatlarımız mevcut. Sorunun aslında tespiti ve çözümü bir arada olduğunda daha iyi netice verebileceğine inandığımız bir husus var. Dolayısıyla eğer bir sorun varsa bu sorunu kabul edip nasıl çözülebileceğini yoğunlaşırsak da çözmemiz mümkün” söyleminde bulundu.

“KAYBEDECEK HİÇBİR EVLADIMIZ YOK”

Bağımlıkla mücadeleye de dikkat çeken Vali Yavuz, “Çağımızın en büyük bulaşıcı hastalığı da maalesef bağımlılık. Giderek artan bağımlılık zihinleri ve bedenleri esir almakta, akılları ve iradeyi yok etmekte ve geleceğimizi karartmaktadır. Bu anlamda erken çocukluk döneminde kişilik ve kimlik inşası, sevgi ve şefkat yoksunluğunun insanda getirdiği olumsuzlukları ortadan kaldırabilmek de bizim temel hedefimiz. Biz 86 milyon bir aileyiz. Malatya'da 750 bin aileyiz. Dolayısıyla ben çocuğumu yetiştirdim, rahat ederim demeniz mümkün değil. Böyle bir şansınız da yok. Çünkü çocuklarınızı çok iyi koşullar da yetiştirebilirsiniz ama çocuklarımızı sokağa bırakacağınızı, yarın bu toplumla iş yapacağını, çalışacağını unutmayalım. O yüzden bizim kaybedecek hiçbir evladımız yok. Her bir evladımızın elinden sımsıkı tutmaya, onları hayata hazırlamaya ve onların her bir derdini kendi derdimiz gibi görmeye ihtiyacımız var. İşte tam da bu anlayıştan hareketle hamilerimiz var. Hamilerimiz, evlatlarımızla eşleşmek suretiyle onların doğru rol modellerle buluşmasını sağlamak istiyoruz. Çocuklarımız eskiden sınıf öğretmenlerini, babasını,  başarılı bir bilim insanı ya da üniformalı gördüğü kaymakamı, valiyi örnek alıyordu şimdi ise hayatında hiçbir iş başarmamış, herhangi bir ürün ortaya koyamamış, neredeyse serseri diye tabir edilecek insanların ortada dolaştığı bir dünyada gençlerimiz bunlarla yüzleşiyor ve bunların davranışlarını örnek alıyor. Bağımlılığın bu denli arttığı çağımızda biz ÖNEM projesinin sadece bir iyilik hareketi değil aynı zamanda önleyici bir anlayış olarak da düşünüyoruz” ifadelerine yer verdi.

“BİZ BUNA DA HAYIR DERDİK”

Son olarak Türk milletinin yardımseverliğine vurgu yapan Vali Yavuz, “Bir işi yapmış olmak için yapmak değil de gerçekten bir insanın hayatında değişiklik yapmak için yapmalıyız. Nasıl bizim mesleklerimiz atanmışlıkla yapılmaz, adanmışlıkla yapılırsa, biz eğer bir olumsuzluk gördüğümüzde ya da yardım edecek bir insan gördüğümüzde gözümüzden bir yaş gelmiyorsa, kalbimizde bir kopukluk olmuyorsa biz kamil bir insan değiliz. Egoizmin, bencilliğin alabildiğini arttığı, insanların kendisinden başka hiç kimseyi düşünmediği bir ortamda bizim Türk milletinin yeni bir sesi dünyaya haykırması gerekir. Gazze'de çocuklar diri diri katledilirken ‘Bana ne’ diyen bir anlayışı reddediyorum. Bugün yarın sıra kime geleceğini belli olmayan katillerin, gözü dönmüşlerin, kimi katledileceğine dair tahminlerimiz var ama bana ne diyebilir misiniz? Dolayısıyla bir masum çocuk sokakta üşüyorsa bana ne diyebilir misiniz? Birisi açken ben keyfime bakarım, keyfimden ödün veremem diyebilir misiniz? O zaman insanın tanımı ne olmalı? Bencil, egoist, kendisinden başka hiç kimseyi düşünmeyen batı düzeni mi ya da insani değerleri öne çıkaran, inancı ne olursa olsun insandan yanasınız. O yüzden eğer Yahudiler de böyle katlediliyor olsaydı emin olun biz buna da hayır derdik. Aynı anlayışı ortaya koyardık ki ecdadımız bunu defaatle ortaya koymuştur. İspanya'dan kaçan Yahudileri de, Almanya'dan kaçan Yahudileri de yine biz himaye ettik. O yüzden Nazım Hikmet’in dedeleri Polonya'dan kaçıp Osmanlı'ya sığındığında da biz Polonya'yla savaştı göze alarak Nazım Hikmet’in dedeleri Polonya’ya teslim etmeyen anlayışta bizim anlayışımızdır. O yüzden Türk tarihini derinlemesine okumayan sadece Türk tarihinin 100 yıla sıkıştıran ve 100 yıldan ibaret sayanların bizim medeniyetimizi anlaması asla mümkün değildir. Hiç şüphesiz ki bu medeniyet büyük bir medeniyettir ve Türk, kültür ve medeniyetini bir tek sözcükle ifade et derseniz ben bu medeniyetin adını sevgi medeniyeti koyarım” açıklamasında bulundu.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ