İnönü Üniversitesi Yaşam Merkezi’nde 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın temsilcileriyle bir araya gelen İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat üniversite kıstasında önemli bilgiler verdi.  Burada yaptığı açıklamada Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, üniversitenin en büyük sıkıntısı için,

“Şu an üniversitemizin en büyük sıkıntısı fiziki mekan sıkıntısı. 20 binanın yıkılmasıyla birlikte eğitim bloklarımızın büyük bir kısmını kaybedince fiziki mekan sıkıntımız hat safhada. Bu anlamda Cumhurbaşkanımız, Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Bey ve bakanlıklar ile çok sayıda görüşmelerimiz, temaslarımız oldu. Sağ olsunlar imkanlar nispetinde destekleri oldu. Mediko Sosyal binasını öyle biz geçen sene temelini atabildik. İnşallah 2026 yılı içerisinde ya da sonunda merkezi dersliğimizi bitiriyoruz. 2027 yılı içerisinde de Mediko Sosyal binamızı bitiriyoruz. 2027 bütçesinde İktisadi İdari Bilimler ve Eğitim Fakültesi'nin binalarının temelini atmak için proje desteğine 2026 bütçesine koydurduk. 2027'de de temelini atacağız inşallah. Orası da temeli atılır, yapılır ise üniversitemizin ihtiyacının yüzde 90'ını zaten karşılamış olacağız. Yıkılan 20 binamızın yerine 90 bin m2'nin yerine şöyle üçte ikisi yapılsa, hatta yarısı yapılsa bile büyük oranda ihtiyacı karşılayacağı için eskiden olduğu kadar büyük binalara büyük sınıflara da ihtiyacımız yok. Üniversitelerin artık gelinen dijital çağda kocaman büyük binalar üzerinden değil de dijital platformlar üzerinden kendilerini planlamaları öngörmelerinin daha doğru olduğunu ve İnönü Üniversitesi olarak da biz bu şekilde kendimizi yeniden dönüştürmek de istiyoruz. Personel Yaşam Merkezinin alt katları depremden sonra Mediko Sosyal Binamızın yıkılmasıyla birlikte tamamen öğrenciye tahsis edildi. Esenlik Market'in üstündeki personel yemekhanesini de öğrenci yemekhanesine dönüştürerek öğrencilerin yemek ihtiyacını gidermeye çalıştık. Ama hala 45 dakikaya varan öğrenci kuyruklarımız devam ediyor. Depremde 20 tane binamızı kaybettik. Toplamda 20 binanın kapalı alan büyüklüğü 90 bin m2, devasa bir büyüklük. Toplam eğitim bloklarımızın yüzde 50- 55'i anlamına geliyor. Yüzde 55'ini kaybetmiş bir üniversite örgün eğitimi yüz yüze eğitimi hala sürdürmek için elinden geleni yapıyor. Ciddi bir fedakarlıkta bulunuyor herkes, hem öğrencilerimiz hem öğretim üyelerimiz bu fedakarlığa devam ediyor” 

ifadelerine yer verdi.

 

SİBER GÜVENLİK BİRİMİ KURULACAK

Üniversitenin veri güvenliğine yönelik de çarpıcı açıklamalarda bulunan Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat,

“Şu an 23 tane araştırma üniversitesi var. 10 -11 tane de aday üniversite var.  Dijital dönüşüm ofisimizin bir görevi de siber güvenlik, veri koruma. Şu an geldiğimiz dijital çağda en değerli şey veri. O veriyi koruyamazsanız o veri başınıza bela olabilir.  Bu anlamda biz dijital dönüşüm ve bilgi işlem daire başkanlığımız içerisinde siber güvenlikle alakalı çalışmalarımız devam ediyor ve bununla alakalı da bir birim kuruyoruz. Dijital Dönüşüm Ofisimiz altında yer alacak. Her yıl biz dışarıdan profesyonel destek alıyoruz. Üniversitemizin bazı odaklardan saldırılıyormuş gibi penetrasyon testleri yaptırıyoruz. Veri güvenliği içinde bu tedbirlerimiz rutin olarak devam ediyor”

diye konuştu.

“SOSYAL MEDYAYI ÇOK İYİ KULLANAN BİR KURUM DEĞİLİZ”

Sosyal medyada görünürlüğü artırmak amacıyla Sosyal Medya Birimi kurduklarını ifade eden Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat,

“Medyada görünürlük oranımızın düşük olduğu sonucunu çıkardık ve Sosyal Medya Birimi kurduk. Sosyal medyada daha iyi duruma geldik ama çok mu iyiyiz? Hayır, sosyal medyayı çok iyi kullanan bir kurum değiliz. Bunu geliştirmek için de kurumsal iletişim koordinatörlüğümüzü şimdi destekliyoruz. Son dönemde kurumsal iletişim koordinatörlüğümüze dört tane personel aldık, almaya devam ediyoruz. Hem de öğretim görevlisi düzeyinde alıyoruz. Kurumsal iletişim geçişimde bir yeni açılım, yeni dönem çalışmamız devam ediyor. Evet, Turgut Özal Tıp Merkezi'miz ve bu dört hastanemiz Malatya'da değil, İstanbul'da olsaydı, Londra'da olsaydı çok daha farklı olurdu. Ama hepinizin malumu olduğu üzere coğrafya kaderdir diye bir söz var. Biz bu kaderi yaşıyoruz. Ama buna da teslim olmuş değiliz. Bugün karaciğerde kemik iliğinde başarılar yakaladıysak yaptığınız başarılı işler bir şekilde görülüyor, duyuluyor ve dünyanın dört bir tarafından şimdi karaciğer nakli için geliyorlar, kemik iliği nakli için geliyorlar, el cerrahisi için geliyorlar. 5-6 ay önce biz tüm bölgenin şehirdeki billboardları donattık. Turgut Özal Tıp Merkezi kemik iliğinde Türkiye’de ve bilyede önder kuruluş diye.  Çünkü bize gelen hasta portföyünü analiz ettiğimizde Güneydoğu ve Doğu Anadolu'da büyük oranda geldiğini gördük. Kemik iliği için söylüyorum. Bununla alakalı çocuk kemik iliği naklinde de 100. naklimizde hemen bir tören yaptık ve bölgede tedavi ettiğimiz hasta ve hasta yakınlarını da çağırdık. Bir şekilde hastanemizi duyurmaya çalışıyoruz”

şeklinde konuştu.

“ARTIK ÜNİVERSİTEMİZDE KALİTENİN KONUŞULDUĞU BİR DÖNEM OLSUN İSTİYORUZ”

 Akademik dergi ve akademik izleme hakkında da bir takım değerlendirmelerde bulunan Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat,

“Üniversitemizin birçok akademik dergisi var. Bu dergilerin standardizasyonunu arttırmak ve Dünya İndeksleri'nde yer alması için şu an akademik dergi koordinatör ciddi faaliyetlerde bulunuyor. Bu dergilerin ulusal, uluslararası indekslerde görünürlüğünü arttırmaya çalışıyor. Bu anlamda dergilerimizin yavaş yavaş ulusal indekslere girmesi girmesini de görmeye başladık.  Şu an 16-17 tane akademik dergimiz var. Bu dergilerin sayısını gün geçtikçe de arttırmak istiyoruz. İnönü Üniversitemizin yayınevi var ve ciddi bir yayın potansiyeline ulaştı ama görünürlüğü çok düşüktü. Şimdi online satış sitesi ve online tanıtım sitesiyle yayınevimizi de görünür hale getiriyoruz. Çalışan çalışmayan akademisyen ayrımını yapacağımızı söylemiştik. Akademik İzlem Ofisi diye bir ofis kurduk. Hangi hocamız bir yıl içerisinde kaç yayın yapmış, kaç proje üretmiş? Bu projelerin bütçeleri, fonları nedir? Bunların ne kadarı dış kaynaklı, ne kadarı BAP projesi üzerinden elde edilmiş? Tüm detaylarına varıncaya kadar, yaptığı yayınların uluslararası yayınlarının Q değerleri Q1, Q2, Q3, Q4 gibi hatta onunla da kalmıyoruz. Dünyada yüzde 1'lik etki değerine sahip olan dergilerde çıkmışsa onun puantajını ayrı tutuyoruz.  Yüzde 10'lukta çıktıysa puantajını ayrı tutuyoruz. Bu anlamda ciddi bir izlem halindeyiz. Çalışan hocalarımızın BAP’ta destek miktarlarını da arttırıyoruz.  O hocalarımızın kongre desteklerini ayrı tutuyoruz. Bu şekilde taltif ederek hocalarımızı çalışan hoca rektörden randevu istediğinde o gün o saatte randevusunu oluşturuyoruz. Çalışmayan hoca olunca ne zaman müsait olursak çağırıyoruz gibi. Artı ben rektör olarak hocaların performansını birebir takip ediyorum.  Çalışan- çalışmayan ayrımını bu şekilde ödüllerle, taltiflerle yapacağız. İTÜ'nün geliştirdiği bir akademik performans yazılımı var idi. Biz o yazılımı gelir gelmez kendi üniversitemize uyarlayarak dijital dönüşüm ofisimizin de katkılarıyla şu an ben rektör olarak, akademik performans otomasyon sistemine girdiğimde hangi hoca bir yılda ne yapmış? Hepsinin analizini bir yapay zeka platformu üzerinden otomatik olarak verileri çekiyor ve bu şekilde birebir takip ediyorum. Dekanımız kendi fakültesini aynı şekilde yapıyor. Bölüm başkanımız kendi bölümünü yapıyor. Artık böyle elle yapılan bir izlemden bir yapay zeka destekli otomasyon sistemiyle yapar olduk. Bu da üniversitemize ciddi bir çağ atlatacak. Hem anlayış çağı atlatacak hem de dijital altyapı çağ atlatacak bir noktaya gelmiş bulunuyor. Aslında 5 yıl akredite oldu üniversitemiz geçen yıl. Gelir gelmez bir seferberlik halinde akredite hem üniversite kurumsal akreditasyonu kastediyorum hem de program akreditasyonu kastediyorum. Herkes seferberlik halinde 9 programdan 25 program akreditasyonuna çıktık. Kurumsal akreditasyonumuzu da 5 yıl olarak aldık. Artık üniversitemizde kalitenin, standardın konuşulduğu bir dönem olsun istiyoruz”

sözlerine yer verdi.

“MÜHENDİSLİK FAKÜLTESİNİ AKTİVE ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”

 “Üniversitemiz sadece sağlıkta değil, özellikle fizik ve kimyada çok çok iyi bir noktada”

diyen Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat,

“Üniversitemiz sadece sağlıkta değil, özellikle fizik ve kimyada çok çok iyi bir noktada. Yani fizikte şu an batarya teknolojilerini sırtlayıp götüren çok iyi bir ekip var. Onun içinde kimya hocalarımız da var. Batarya teknolojisi ki bu yükselişimiz hemen dün başlamadı. 10 yıldır 20 yıldır ama ne ile hızlandı? Batarya teknolojileri araştırma uygulama merkezini gelir gelir gelmez kurduk. Onlara çok güzel bir araştırma laboratuvarı oluşturduk. Bu ekibi el üstünde tutuyoruz. Onlar da son hız çalışmaya devam ediyorlar. Mesela bizim dünya üniversiteler sıralamasında bizi üste taşıyan en önemli şeylerden bir de fen, edebiyat, kimya. Fen, edebiyat, kimyada çok müthiş hocalarımız var. Yılların deneyimi var. Her birinin yanında uluslararası doktora öğrencileri var. Artık dünyada literatürü tarayanlar hocalarımızı görüp yanlarına geliyorlar. Bu anlamda fizik, kimya ön plana çıkıyor. Şu an yazılım olsun, bilgisayar teknolojileri olsun, kuantum teknolojisi olsun, mühendislik fakültemiz de yavaş yavaş ön plana çıkmaya başlıyor. Birçok üniversiteyi uçuran mühendislik fakülteleri, bizim mühendislik fakültesini de bu anlamda aktive etmeye çalışıyoruz, oradan da ciddi bir destek bekliyoruz”

cümlelerine yer verdi.

“MALATYA'NIN GEÇMİŞİNE ÇOK CİDDİ BİR KATKI SAĞLAYACAK”

Son olarak dijital arşiv konusuna da değinen Rektör Prof. Dr. Nusret Akpolat, şöyle konuştu:

“Biz bir öğrencimize doktora tezi olarak bu konuyu verdik. Osman Ağar hocamın fikriydi, İletişim Fakültesi'nden Ahmet Yatkın hocamızla birlikte. Şimdi başladı devam ediyor, Ankara'da Milli Kütüphane'yle görüştük. Orada biliyorsunuz tüm basın yayının birer nüshası, arşivleniyor. O arşivlerden de taramalar yaparak Malatya'nın ilk günden bugüne ne kadar yerel basınında, bilgi varsa o gazeteleri, dergileri tarayarak çok güzel bir dijital arşiv haline getiriyoruz. Bu dijital arşivi yaptıktan sonra sizlerin de ulaşımımıza açacağız.  Bu Malatya'ya ve Malatya'nın geçmişine çok ciddi bir katkı sağlayacak. Elinizdeki arşivlerinizi bizimle paylaşırsanız biz onları tarayıp dijital arşivin içerisine alabiliriz. Hem gazetelerin arşivini çıkaracağız, hem dergilerin arşivlerini çıkaracağız. Bu anlamda Malatya adına ne varsa onu da toplamaya çalışacağız.”

Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT