Sütün önemi ve doğru kullanımı hakkında bilgi veren Malatya Turgut Özal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölüm Başkanı Prof. Dr. Kadir Karakuş, sağlıklı bir içecek olarak tüketilen sütün aslında çeşitli sağlık sorunlarına neden olabileceği hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Son yıllarda süt ve süt ürünlerinin sağlık üzerindeki faydaları tartışılmaya devam ederken, bu ürünlerin denetimsizliği önemli bir risk faktörü olarak öne çıkıyor. Protein alımını artırmak, sağlıklı büyümek ve yaşlılık döneminde kemik sağlığını korumak için tercih edilen süt ve süt ürünlerinin, kontrolsüz üretim süreçleri nedeniyle bazı sağlık problemlerine yol açabileceği belirtiliyor.

“ÇOK ÖNEM ARZ ETMEKTE”

Sütün faydaları hakkında bilgi veren Prof. Dr. Karakuş, “Dünya nüfusunun 2050 yılında yaklaşık 9.6 milyara ulaşması tahmin ediliyor. Bunun yanında özellikle son zamanlarda küresel ısınma, ısı stresi dolayısıyla tarımsal üretimde bir takım olumsuzlukların meydana geleceği, insan nüfusunun gerekli duyduğu gıda ihtiyacı alımında ve arzında yaklaşık bu süre zarfında hayvansal ürünlerde yüzde 70'lik bir artışın olabileceği tahmin edilmekte. Özellikle ergenlik döneminde veya çocukluk dönemindeki nüfusun büyüme ve gelişmesi için elzem olan sağlıklı bir nesil için gerekli olan hücrelerden dokuların oluşması için şart olan temel protein kaynaklarından biri olan sütün önemi insan nüfusu, dünya ve tarımsal üretim açısından çok önem arz etmekte. Süt insan sağlığı üzerinde büyük bir önemi sahip. Sütün en önemli özelliklerinden biri bağışıklık sistemi üzerinde etkisidir. Sütün içerisinde bulunan protein özellikle çocuklar için bağışıklığın sağlanmasında, büyüme ve gelişmeleri için en önemli kaynak olarak sütü görüyoruz. Sütün kemik sağlığı için protein, vitamin, mineral, bağışıklık, sindirim, daha iyi uyku, büyüme ve gelişme, diş sağlığı gibi çok faydası vardır” şeklinde konuştu.

“SAĞLIK SORUNLARI İLE KARŞILAŞABİLİRİZ”

Sütün vücudun ihtiyaç duyduğu temel besin maddeleri açısından zengin bir kaynak olduğunu dile getiren Prof. Dr. Karakuş,  “Çocuklar sütü yeterli ve dengeli bir şekilde tüketmediklerinde sağlıklı büyüme gelişme ve güçlü bir bağışıklık sistemine ulaşmaları mümkün olmayacaktır. Doğal ve organik olmak üzere iki süt bulunmaktadır.  Doğal süt hiçbir müdahale yapılmadan yani kimyasal kullanılmadan elde süttür. Organik süt ise kimyasal bir müdahalenin olmadığı ama insan müdahalesinin olduğu süttür. Organik süt biraz pahalı olduğu için piyasadaki arzı ve talebi az olabilmekte. Katkı maddeli süt işlenmiş süt ürünlerinde genellikle uzun süre saklama, tat, renk, raf ömrünü arttırmak amacıyla kullanılan çeşitli katkı maddelerin içeriyor. Bu katkı maddeleri koruyucular, renklendiriciler, tatlandırıcılar, vitamin ve mineral takviyeleri olabilmektedir. Özellikle burada renklendiricilere ve tatlandırıcılara dikkat çekmek istiyorum. Kullanılan aspartam Avrupa Birliği ülkelerinde yasaklanmış olmasına rağmen birçok gıda ürününde maalesef ve maalesef aspartamın kullandığını görüyoruz. Katkı maddeleri içeren sütler bazı kimyasalları barındırabiliyor uzun süre tüketimleri sonucunda sağlık sorunları ile karşılaşabiliriz. Katkı maddeli süt düşük besin değerine sahiptir. Katkı maddeli gıdalar ayrıca obezite ve diyabet gibi rahtsızlıklara da sebebiyet verebiliyor” ifadelerine yer verdi.

“BUNLARIN ÇOĞU DENETİMSİZ”

Sütte kullanılan katkı maddeleri ve insan sağlığına olan etkileri hakkında bilgi veren Prof. Dr. Karakuş, “Organik sütlerin sağlık açısından avantajları daha doğal ve saf, daha yüksek besin değerine sahip, alerjen riski düşük, daha az şeker ve tatlandırıcı bulunmasıdır. Katkı maddesi içeren sütlerin aşırı tüketimi kimyasal bileşiklerin birikmesine yol açabileceği için çok dikkat edilmesi gerekiyor. Sütte kullanılan katkı maddeleri genellikle sütün işlenmesi, korunması, tadının iyileştir ve raf ömrünün uzatılması amacıyla kullanılıyor. Yaygın olarak kullanılan bazı katkı maddeleri ve sağlık açısından olası riskleri hakkında bilgi vermek istiyorum. Koruyucular sütün bozulmasını engellemek ve raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılıyor. En yaygın olarak sodyum benzoat, potasyum sorbat mantarla bakterilerin büyümesini engellemek için kullanılıyor. Renklendiriciler görsel çekiciliği artırmak için kullanılıyor. Titanyum dioksit genellikle beyazlatıcı ve opaklaştırıcı olarak kullanılıyor. Bunların toplamının kanserojen etkileri olabiliyor. Vücuttaki birikimlerinden dolayı özellikle sindirim bozukluklarına, bazal metabolizma hızındaki değişimlere ve birçok hastalıklara neden olabiliyor. Stabilizatörler ve emülgatörler ise sütüm bileşenlerine özellikle yağ ve su karıştırarak homojen bir yapı almasını sağladığı için kullanılıyor. Lesitin yağ ve suyun karışmasını sağlar. Mono ve digliseritler emülgatör olarak kullanılıyor bunlarda yüksek miktarda tüketildiğinde kilo alımı, metabolizma problemleri gibi sağlık sorunlarına yol açabilir. Şeker ve tatlandırıcılar özellikle beyaz şeker şeker sütün tadını tatlılaştırmak için ekleniyor. Asetan şeker yerine kullanılıyor. Kalorisiz tatlandırıcılar ise sindirim problemleri, baş ağrıları, alerjik reaksiyonlara neden olabiliyor. A, D ve B12 vitaminleri takviye ediliyor. Bu vitaminler sütün besin değerini artırmak amacıyla kullanılıyor. A ve D vitamininin aşırı tüketilmesi ise toksik etkilere neden olabiliyor. Asidite düzenleyiciler, süt asiditesini düzenlemek için kullanılıyorlar. Sodyum sitrat, böbrek ve sindirim sorunlarına yol açabiliyor. Dipotasyum böbrek sağlığını özellikle böbreği olumsuz yönde etkiliyor. Bunların hepsi belirli amaçlarla sütün içerisine konuluyor ve tüketime sunuluyor. Bunların çoğu denetimsiz. Dolayısıyla biz protein alacağız, sağlıklı büyüyeceğiz, çocuğumuz veya kendimiz yaşlılıkta kemik sağlığımız için bazı problemlerden kurtulmak için süt ve süt ürünlerini kullanmak isterken böyle risklerle de karşı karşıya kalacağız” açıklamasında bulundu.

 

muhabir:MEHMET TEVFİK CİBİCELİ