Malatya Çölyaklılarla Dayanışma Derneği Başkanı Serpil Karslıoğlu ile çölyak hastalığını, belirtilerini, dikkat edilmesi gereken hususları ve daha fazlasını konuştuk.
“ÇÖLYAK HASTALIĞI BAŞKA HASTALIKLARLA DA KARIŞTIRILABİLİYOR”
Konuyla ilgili öncelikle çölyak hastalığı hakkında genel bilgilendirmelerde bulunan Serpil Karslıoğlu,
“Malatya'da yaklaşık 2 bine yakın bir çölyak hastası var. Her geçen gün bu sayı biraz daha artıyor. Tanı alanlar çoğalıyor. Çölyak hastalığının genetik yatkınlığı var. Ama genetik olmayanlar da çıkabiliyor. Sonradan da çıkıyor çölyak. Her yaşta çölyakla kişi tanışabilir. Yani çocukluk hastalığı da olabiliyor. Daha sonrasında yetişkinlerde de çölyak çıkabiliyor. Her yaşta tanı alabiliyor kişi. Çölyak hastalığı başka hastalıklarla da karıştırılabiliyor. Yani tanı almak biraz zorlaşıyor. Mesela bir karın ağrısı ya da ishal olabiliyor çocuklarda bu da başka hastalıklarla karıştırılıyor. Genel belirtileri arasında halsizlik, yorgunluk, vitamin eksikliği, yaşıtlarına göre boylarının kısa olması, kilolarının az olması, çocuklarda karın şişkinliği, yetişkinlerde demir eksikliği, mineral, vitamin eksikliği, kabızlık ya da ishal, saç dökülmesi, ciltte kaşıntı, kızarıklık olabiliyor. Bunun gibi çeşitli şikayetlerle gidiliyor doktora. Ama çölyak tanısı almak şu an kolaylaştı. Artık doktorlarımız da dikkat ediyorlar ve bu tür şikayetlerle gidenlerde çölyak testini istiyorlar. Çölyak önce kan testi ile bakılıyor. Orada pozitif çıkarsa endoskopi ve kolonoskopi isteniyor. Orada da pozitif çıkarsa çölyak tanısını koyuyorlar. Ailede bir kişide değil birçok kişide de çıkabiliyor çölyak”
ifadelerine yer verdi.
“BİR DİLİM EKMEK BİR BARDAK ÇAMAŞIR SUYU İÇMEYE EŞDEĞER”
Çölyak hastalığında dikkat edilmesi gerekenleri de sıralayan Serpil Karslıoğlu,
“Çölyakta glutensiz beslenmeye dikkat etmek gerekiyor. Çölyakın tek tedavisi ömür boyu glütensiz diyet. En ufak bir kaçak yapmamak gerekiyor. Kişiler evlerinde buna dikkat edebiliyorlar ama dışarıya çıktıklarında bazen çapraz bulaşmaya maruz kalıyorlar. Bu bizim için çok büyük bir risk. Özellikle restoranlarda, kafelerde veya misafirliğe gittiğiniz bir evde herhangi bir çapraz bulaşmaya maruz kalabiliyorsunuz bilmeden yediğiniz zaman. Bilinmeden yendiğinde ortaya çıkan şikayetler kişiye göre değişebiliyor. Bazen tepki vermeye de biliyorlar. Bazen de yediklerinde mide bulantısı, kusma, karın şişkinliği olabiliyor kişide. Mesela çölyak hastalarında bir dilim ekmek bir bardak çamaşır suyu içmeye eşdeğer ki o kadar tehlikeli, normal bir ekmek. Çölyak hastalığında diyete dikkat edilmediği zaman çölyak çok ilerlerse ince bağırsak kanserine de neden olabiliyor. Çölyakla birlikte eşlik eden hastalıklar var. Diyabete sebep olabiliyor. Çünkü nişasta ağırlıklı beslendiğimiz için. Romatizmal hastalıklar eşlik ediyor çölyakta, tiroit çıkabiliyor. Otoimmün bir hastalık olduğu için vücut sağlıklı hücrelere saldırabiliyor. Onun için çölyak diyetine çok dikkat etmek gerekiyor”
şeklinde konuştu.
“ÜRÜNLERİN FİYATLARI BİRAZ PAHALI”
Derneğin kurulduğu yıllar ile günümüzün kısa bir değerlendirmesini yapan Serpil Karslıoğlu,
“Derneğimizi 2016 yılında kurduk. O yıldan beri de görevi yürütüyoruz. Derneği kurduğumuzda çölyak çok bilinmiyordu. Gittiğimiz yerlerde Çölyak Derneği diyorduk, çölyak hastalığı o nedir diyorlardı ya da orası neresi diyorlardı, nereye bağlı diyorlardı. Böyle zorluklardan geçerek bugüne geldik. O zamanlar çok bilinmiyordu. Ürünlerimizi ilimizde bulamıyorduk, dışarıdan getirtiyorduk. Şu an marketlerde ürünleri bulabiliyoruz. Tabii ki ürünlerin fiyatları biraz pahalı ama gönül istiyor ki daha ucuz olsun. Alım gücü zayıf olan kişilerimiz var ve ürünler çok pahalı. Normal ürünlerin 2-3 katı fiyatları var. O günden bugüne geldiğimizde MEGSAŞ Halk Ekmek Fabrikası bizler için önce ekmek çıkarmaya başladı. Ondan sonrasında belediye başkanının eşinin katkılarıyla simit, poğaça, kek çocuklar için çıkmaya başladı. Ondan sonrasında ürünler artırarak kurabiyeler, tatlılar çıkmaya başladı MEGSAŞ’ta. Sonrasında büfe açıldı, glütensiz büfe orada ürünlerimiz satılmaya başlandı. Daha sonrasında da bizler belediye başkanımızdan ve valimizden glütensiz kafe açılmasını talep etmiştik. Birkaç gün öncesinde de glütensiz kafe açıldı, belediye başkanımız, valimiz tarafından bu da bizleri çok mutlu etti. Yani aradığımız ürünleri kafede bulabiliyoruz şu anda. Bizler için çok büyük bir gelişme şu anda. Burada sadece çölyak hastaları değil, sağlıklı beslenmek isteyen birçok kişi de gidip bu kafede oturabilir. Oradaki ürünlerden alabilirler. Kafede de dikkat edilmesi gereken şey çapraz bulaşma riski. Şu an tamamen glütensiz ürün satılıyor ama dışarıdan herhangi bir yiyecek oraya getirilmemesi gerekiyor. Bizler için o çapraz bulaşma büyük bir risk. Bilmeden bir yere bulaştıysa onlara dikkat edilmesi gerekiyor. Derneğimizi ilk açtığımız zaman sayımız 200-250 civarındaydı, 300'e yakın bir çölyak hastası vardı. Şimdi günümüze geldiğimizde 2 bine yakın bir çölyak hastası var. O da bizler için üzücü. Gönül istiyor ki sayı artmasın ama maalesef bu şekilde. Bilinenler bir de bilinmeyenler var, tanı almayanlar var, çölyak olduğunu bilmeden yaşayanlar var, onlar da ayrı bir konu. Kafenin açılması çok güzel bir şey. İlerleyen dönemlerde eğer olursa tabii restoran gibi bir şeyler de olmasını talep ediyoruz. Herhangi bir lokantaya gidip yemek yiyemiyoruz. Bu restoranların, kafelerin de bir çölyak beslenmesi konusunda bilince ulaşmasını istiyoruz. Oralarda da glütensiz menülerin olmasını, glütensiz mutfakların olmasını istiyoruz, ilerleyen dönemlerde. Sektörde çalışanlar böyle şeylere önem verirlerse bizler için daha iyi olur. Çevre illere göre gelişmiş durumdayız. Çevre illerden yakın illerden de buraya hastaneye kontrollerine gelenler var. Tanılarını burada alanlar var. Alışverişlerini buradan yapan var. Çevre illerden, ilçelerden Malatya'ya geliyorlar”
cümlelerine yer verdi.
Muhabir: HANİFE SARI
