Malatya’da 18 Mart Çanakkale Şehitlerini Anma ve Şehitler Günü törenle anıldı. Törende konuşan Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er,

“18 Mart yalnızca bir zaferin yıl dönümü değil elbette. Aynı zamanda milletimizin imanının, cesaretinin ve vatan sevgisinin bütün dünyaya ilan edildiği kutlu bir gündür. Bugün Çanakkale Zaferi’nin yıl dönümünde vatan uğruna canlarını feda eden bütün kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla anıyoruz. Çanakkale Savaşı tarihin en zorlu, en çetin mücadelelerinden birisi biri olmuştur. O günde milletimiz büyük bir yokluk içindeydi. Cephane sınırlı, imkanlar kısıtlıydı. Ancak iman dolu yürekler dünyanın en güçlü donanmalarına ve ordularına karşı dimdik durmuştur. Siperler o kadar yakındı ki askerlerimizin çoğu düşmanla metrelerce mesafede birbirleriyle çarpıştılar. Savaşın şiddeti o kadar fazla fazlaydı ki, mermiler havada birbirine çarpıyordu. Bu durum Çanakkale'de verilen mücadelenin ne kadar çetin, ne kadar fedakarlık dolu olduğunun en çarpıcı göstergelerinden biridir. O siperlerde gençler henüz hayatlarının baharında olan delikanlılar, öğrenciler, öğretmenler çiftçiler ve işçiler omuz omuza vererek vatanı savundu. Çanakkale'de yalnızca bir savaş verilmedi. Aynı zamanda bir milletin var olma mücadelesi ortaya kondu. Bu destanın unutulmaz kahramanlarından biri de hiç şüphesiz ki Seyit Onbaşı'dır. 215 kiloluk top mermisini sırtlayarak namluya süren ve düşman zırhını vuran Seyit Onbaşı azmin, inancın ve vatan sevgisinin sembolü haline gelmiştir. Onun şahsında ismini bildiğimiz ya da bilmediğimiz bütün Çanakkale kahramanlarını saygı ve minnetle anıyoruz. Çanakkale'de yazılan bu destan en güçlü şekilde anlatan isimlerden biri de hiç şüphesiz ki büyük şairimiz Mehmet Akif Ersoy'dur. Bizlere düşen en büyük görev aziz şehitlerimizin emanetlerine sahip çıkmamızdır. Bu vatanı daha güçlü yarınlara taşımak ve onların hatırasını daima yaşatmaktır”

ifadelerine yer verdi.

“BU MİLLETİN GELECEĞİ GENÇLERİMİZİN YÜREĞİNDE TAŞIDIĞI İNANÇ VE AZİMDE SAKLANIR”

Malatya Valisi Seddar Yavuz ise törende yaptığı konuşmada şu sözleri kullandı:

“18 Mart yalnızca askeri bir zaferin yıldönümü değil bin yıldır bu toprakları vatan kılan bütün kahramanlarımızı Malazgirt’ten Çanakkale'ye, Sakarya'dan Dumlupınar'a, Kıbrıs'tan 15 Temmuz'a kadar vatan uğruna canını feda eden tüm şehitlerimizi anma günüdür. Bu aziz vatanın hikayesi yalnızca bir dönemin değil, asırlara yayılan bir inancın, kararlılığın ve fedakarlığın hikayesidir. Malazgirt'te Anadolu'nun kapılarını açan irade Niğbolu’da, Kosova'da, Mohaç'ta tarih yazan cesaret, Çanakkale'de dünyanın en güçlü ordularına karşı sarsılmaz bir imanla direnen ruh ve Kurtuluş Savaşı'nda ‘ya İstiklal ya ölüm’ diyerek ayağa kalkan millet iradesi. İşte bu bütün destanlar aynı ruhun, aynı inancın, aynı vatan sevgisinin tezahürüdür. Çanakkale'de Mehmetçik yalnızca bir cepheyi savunmamış, bir milletin haysiyetini bağımsızlığını ve geleceğini de savunmuştur. O gün cephede verilen mücadele milletimizin kaderini değiştirmiş. ‘Çanakkale geçilmez’ sözü tarihin en güçlü hakikatlerinden biri olarak hafızlara kazılmıştır. Çanakkale'de siperlerden yükselen o ruh milletimizin hafızasında hiçbir zaman sönmemiş, nesilden nesil aktarılarak yaşamaya devam etmiştir. Aynı ruh tarihimizin farklı dönemlerinde yeniden ortaya çıkmış, milletimiz her zor zamanda aynı kararlılığı göstermiştir. Kıbrıs Barış Harekatı'nda da aziz milletimiz, soydaşlarımın huzuru ve güvenliği ve onur için büyük bir irade ortaya koymuş, milletimizin mazluma sahip çıkan vicdanını, kardeşliğini ve kararlılığını tüm dünyaya göstermiştir. Bugün de aramızda bulunan ve dualarımızda yaşayan Kıbrıs Barış Harekatı şehitleri ve gazilerimiz bu milletin fedakarlıkla yorulmuş şeref nişanıdır. Onların taşıdığı hatıra bizler için daima büyük bir olur ve vefa vesilesidir. Nitekim 15 Temmuz gecesi aziz milletimiz bir kez daha istiklaline ve demokrasisine sahip çıkmış, şanlı tarihinde olduğu gibi imanıyla ve cesaretiyle tarihin akışını değiştirmiştir. O gece meydanlara koşan vatandaşlarımız tüm dünyaya şu gerçeği bir kez daha haykırmıştır. Bu millet esareti kabul etmez. Bu millet adeta bir gül bahçesine girer gibi kollarını açar ve şehadet mertebesine yürür. Yüce dinimiz İslam'da da şehadet makamı en yüce mertebelerden biridir. Vatanı, milleti ve kutsal değerleri uğruna canlarını feda edenler şehitlik makamıyla müjdelenmiş. Bu makam en şerefli mertebelerden biri olarak kabul edilmiştir. Nitekim Kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim'de yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor. "Allah yolunda öldürülenler ölüler demeyiniz. Bilakis onlar diridirler. Fakat siz onu bilemezsiniz" İşte bu inançlar Bu milletin evlatları tarih boyunca gerektiğinde gözlerini kırpmadan canlarını ortaya koymuşlardır. Onlar için vatan yalnızca üzerinde yaşanan bir toprak değil, emanet edilen kutsal bir miras olmuştur. Sevgili gençler, bu toprakların tarihi fedakarlıkla yazılmış bir tarihtir. Sizler bu büyük milletin yarınlarını inşa edecek olan nesillersiniz. Şehitlerimizin bizlere miras bıraktığı yalnızca hatırlanacak bir geçmiş değil aynı zamanda omuzlarımızdaki taşıdığımız büyük bir sorumluluktur. Sizlerden beklentimiz tarihini bilen, değerlerine sahip çıkan ilimde, bilimde, teknolojide ve her alanda ülkesini daha ileriye taşıma azmine sahip bireyler olmanızdır. Çünkü güçlü ve büyük Türkiye ancak güçlü bir gençlikle mümkündür. Unutmamalıyız ki, bu milletin geleceği gençlerimizin yüreğinde taşıdığı inanç ve azimde saklanır. İnanıyorum ki, sizler ecdadımızdan devraldığımız bu kutlu mirası daha ileri taşıyacak birlik, beraberlik ruhunu koruyacak ülkemizi daha güçlü yarınlara ulaştıracaksınız. Bu duygu ve düşüncelerle başta Cumhuriyetimizin banisi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarını, Çanakkale şehitlerimizi, istiklal mücadelemizin bütün kahramanlarını, Kıbrıs Barış Harekatı, 15 Temmuz ve terörle mücadelede şehit olan tüm şehitlerimizi ve kısacası bu vatanın topraklarını vatan yapmak için şehadete yürüyen tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yad ediyoruz, mekanları Cennet olsun. Hayatta olan gazilerimize de sağlık, afiyet, huzurlu bir ömür diliyorum”

MUHABİR: HANİFE SARI