2025-2026 eğitim-öğretim yılının sona ermesiyle birlikte eğitim sisteminin kronikleşen sorunları yeniden gündeme taşındı. Milli Eğitim Bakanlığı okullarda yaşanan şiddet olaylarından temizlik personeli eksikliğine, Anadolu Eksen Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Kenan Akdoğan, Bakanlığın yıl boyunca sergilediği performansın beklentilerin gerisinde kaldığını savundu. Akdoğan, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak yeni dönemde güvenli okul ortamları ve öğretmenlerin özlük hakları konusunda somut adımlar atılmasını istedi.

Bir eğitim-öğretim yılının daha geride bırakıldığını ifade eden Anadolu Eksen Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Kenan Akdoğan, önce Şanlıurfa’da, sonra Kahramanmaraş’ta yaşanan elim olaylar eğitim camiasını derinden sarstığını hatırlattı.

“CAYDIRICILIK AÇISINDAN MEMNUNİYETLE KARŞILADIĞIMIZ BİR KARAR”

Okullarda eğitimcilere yönelik şiddetin artık farklı bir boyuta taşındığını belirten Akdoğan,

“Okullardaki güvenlik zafiyetlerinin ne kadar acı sonuçlara yol açtığını kötü bir şekilde tecrübe ettik. Okullarda eğitimcilere yönelik şiddet artık farklı bir boyuta taşınmış, öğrencilerimiz de şiddetin mağduru, kurbanı olmuştur. Gelinen noktada okullarda güvenlik görevlilerinin görevlendirilmesi geç kalınan bir adım olsa da tedbir açısından olumlu bir gelişmedir. Ayrıca asılsız CİMER başvurularında şikayetçinin cezai işleme tabiî tutulacak olması da caydırıcılık açısından memnuniyetle karşıladığımız bir karardır. Ayrıca had safhaya varan akran zorbalığı için de daha sert önlemlerin alınması kaçınılmazdır”

şeklinde konuştu.

“BU, ÖĞRENCİLERİ MEB KAYNAKLARI DIŞINDAKİ KAYNAKLARA YÖNLENDİRECEK”

LGS’nin zorluk düzeyini de değerlendiren Akdoğan,

“Bu seneki LGS’nin zorluk düzeyinin yüksek olması öğrencilerimizin psikolojilerini olumsuz etkileyen bir diğer gelişme olmuştur. Sayın Bakan’ın öğrencilere, sadece MEB kaynaklarından çalışmalarını salık vermesine rağmen 2026 LGS sorularının neredeyse sadece yüzde 50’lik kısmı MEB kaynakları ve MEB denemeleriyle uyumluydu. Bu da öğrencileri MEB kaynakları dışındaki kaynaklara yönlendirecektir”

dedi.

“DERSLERİN VERİMLİ İŞLENMESİNİN ÖNÜNDE BÜYÜK BİR ENGEL TEŞKİL EDİYOR”

Yıl boyunca ara tatillerin kaldırılacağı yönündeki söylemlerin kabak tadı verdiğini söyleyen Akdoğan,

“Tüm yıl boyunca ara tatillerin kaldırılacağı yönündeki söylemler de kabak tadı vermiş, alandan gelen ve ara tatillerinin kaldırılmaması yönündeki görüşlere rağmen Sayın Bakan’ın ara tatilleri kaldıracağı yönündeki olumsuz tutumu kamuoyunda tepkilere neden olmuştur. Bu konuda da en sonunda aklıselim galip gelmiş, ara tatillerin kaldırılması düşüncesinden vazgeçilmiştir. Fakat bu yıl olduğu gibi gelecek eğitim-öğretim yılında da okulların kapanış tarihinin 24 Haziran olarak açıklanması Türkiye şartlarında yerinde bir karar olmamıştır. Sıcakların arttığı bu tarihlerde öğrenciler devamsızlık yapmakta, okula gelmemektedir. Dolayısıyla her sınıfta sadece birkaç öğrencinin bulunması derslerin verimli işlenmesinin önünde büyük bir engel teşkil ediyor”

diye konuştu.

“OKULLARIN TEMİZLİK PERSONELİ SORUNU ÇÖZÜLMELİ”

Temizlik personeli konusuna da değinen Akdoğan,

“Bir diğer konu da sık sık dile getirdiğimiz ve ne yazık ki kalıcı bir çözümün bulunmadığı temizlik personeli sorunudur. MEB, hemen hemen her yıl olduğu gibi okullar açıldıktan yaklaşık iki hafta sonra okullara temizlik personeli vermekte ve bu yıl da olduğu gibi okullar kapanmadan yaklaşık iki hafta önce de okullardan bu personeli çekmektedir. Kalabalık okullarda dahi bir iki temizlik personeli kalmakta ve bu personel koca okula yetişememekte, tuvalet ve lavabolar temizlenememekte, hijyen ikinci plâna atılmaktadır. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılı için şimdiden plânlama yapılmalı, okullar açılmadan okulların temizlik personeli sorunu çözülmelidir”

açıklamasında bulundu.

“EĞİTİMCİLER BAZINDA DA VERİMLİ BİR SENE OLMADI”

“Ne yazık ki bu yılın karnesi de pek iç açıcı değildir” iddiasına yer veren Akdoğan şunları kaydetti:

“Sadece okul bazında değil eğitimciler bazında da verimli bir sene olmadı. Yoksulluk sınırının altında olan öğretmenlerimizin ek ders ücretleri dahi enflasyona oranla devede kulak bile değildir. Enflasyon karşısında bir ek ders ücretinin net 200 TL’nin altında kalması kabul edilebilir değildir. Yine gelişim raporları gibi sadece angaryadan öteye gitmeyen, pedagojik olarak hiçbir katkısı olmayacak, alandan uzak akademisyenler tarafından kurgulanan bir uygulamadan derhal vazgeçilmelidir. Birinci dönem 1 ve 2. Sınıf düzeylerinde karne yerine verilen gelişim raporlarında Türk bayrağına, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, İstiklal Marşımıza yer verilmemesi büyük tepki toplamıştı. Umarız ki bu karne döneminde millî hassasiyetlerimize gereken önem verilir ve aynı hata tekrarlanmaz. 2026-2027 eğitim-öğretim yılı vesilesiyle Hükûmetten ve Bakanlığımızdan beklentimiz eğitimcilerimizin ekonomik, sosyal ve özlük hakları açısından insan onuruna yakışan bir yaşam ve çalışma standardı ve güvenli eğitim ortamının tesis edilmesidir.”

SİNEM HATUN DAVUT