Bakış Açısı programı önceki gün saat 20.00’de yayınlandı. Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı ve BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın, BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu ve Gazeteci Güler Hazar Doğan’ın konuk olduğu programda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un il ziyareti ve Malatya Çarşısı başta olmak üzere ili ilgilendiren daha birçok önemli konu gündeme taşındı.
Öncelikle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un Malatya’ya gelişini değerlendiren Gazeteci Güler Hazar, “Bu yılın sonunda 55 bin konutu teslim edeceğiz dendi. Deprem üzerinden yaklaşık 750 gün geçti, henüz ortada bir şey yok. Ben haziranda teslim edilecek bir dükkân, çarşı görmüyorum. Çünkü çok ciddi altyapı eksiklikleri var. Dükkânlar nasıl paylaşılacak? Buradaki işler Sayın Bakan Malatya'ya geldiğinde bir hızlanıyor. Bakan gitti mi yatış moduna geçiliyor ve ondan sonra her şey kalıyor. Hâlâ yıkım ihaleleri yapılıyor. 3 bin tane daha konut yıkılacağı söyleniyor. En iyimser rakamla 10 yıl veriyorum Malatya’nın toparlanmasına. Şimdi bir ilin milletvekili, özellikle de depremde yıkılmış bir ilin milletvekili saniye saniye hatta santim santim, kaldırım kaldırım şehriyle ilgili plan çalışmalarını takip eder Ankara'da. Zaten görevleri de budur. Bunun için varlardır. Bir ilde milletvekili olacak. Malatya her konuda fukara kaldı. Kanal İstanbul ile ilgili soru bir yanlışsa, bana göre Sayın Bakan şu anda bu sorunun yeri değil demesi gerekiyor. Yani şu anda Malatya'yla ilgili konuşmamız gerekiyor demeliydi. O dükkânların paylaşımında kıyametlerin kopacağını düşünüyorum. Malatya'da bir çarşı yapılmıyor. Bir ucube yapılıyor. O bir çarşı değil. Yolu yok, yolu. Altyapısının ihalesi yapılmamış. Yapılmış da olabilir belki şu aralar. Çok tartışma konusuydu yani, altyapısı yok. Bir bakın hâlâ hiç ders almadığımızı gösteriyor. Aslında tekrar olası bir depremde yeniden yıkılacağımızı gösteriyor. Toplanacağımız alanımız da kalmayacak, söylenildiği gibi yapılırsa” ifadelerine yer verdi.
“BİZ MALATYA'DA BAZI ŞEYLERE HÂKİM DEĞİLİZ”
BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu ise, “Genel bir değerlendirme yaptığımızda toparlanabilmek için on yıldan bahsediyoruz. Bakan Kurum geldi konuşmaya başladı ve olay tamamen Kanal İstanbul'a bağlandı. Semt, rezerv alanlarının ismini vererek Sayın Bakan bunlar ne oldu diye sormamız gerekirken bizim yerel medyada basın mensuplarından birisi Kanal İstanbul'u soruyor Malatya'da. Sen deprem bölgesindesin. Halk senden çok ciddi müjdeler bekliyor. Devletimizin bu konuda birinci yetkili ismiyle birisi Kanal İstanbul'dan bahsediyor. O zaman gelin biz yerel medyada kendimizi eleştirelim. Biz Malatya'da bazı şeylere hâkim değiliz” diye konuştu.
“DEPREME BÜYÜK BİR EKONOMİK KRİZLE YAKALANDIK”
Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı ve BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Aydın ise, “Biz o depreme büyük bir ekonomik krizle yakalandık. Şu an müteahhitler batıyor. Taşeron müteahhitler kaçıyor. Büyük firmalarla anlaşıyor TOKİ, o da taşerona veriyor. Büyük firma 3 liraya anlaşıyorsa taşeronu 1 liraya veriyor ve bunlar batıyor. Köy evlerini alanlar yarım bırakıyor. Dikkat edin Vali Bey'le hızlanan yıkım da durdu. Çarşı da durdu. İstanbul depremi biraz şiddetli olsaydı Malatya bitmişti, unutulurdu. Toplumda da bir talep yok Malatya'da. Deprem bitti yani. 200-250 milyon civarı 100. Yıl Parkı’na para harcadılar. Parkın hâline bir bakın, atıl durumda. İnönü Üniversitesi bizim bir markamız, 20 tane eğitim binası yıkılmış daha bir binanın yapımına başlamışlar. Talep yok. Kanal İstanbul’un yapılma ihtimali sıfır bana göre. Önce İstanbul'da hızlı bir şekilde kentsel dönüşüme girip sağlam olmayan binaları yapın. Bakın bugün yüzde 40 binanın sağlam olmadığı düşünülüyor. İstanbul'da deprem olmuş, insanların yaya gidecek yeri yok, binalar iç içe. 20 yıldır söylüyorlar, hâlâ bir kentsel dönüşümü yapmıyorlar. Ama şu var, Türkiye'de para yok, kısacası bu. Malatya'da ne toplumda bir talep var, ne yöneticilerinde bir şey var. Ankara'dan talimat geliyor, onu yayıyorlar” sözlerine yer verdi.
“HEPİMİZİN ŞİKÂYET ETTİĞİ ŞEY FIRSATÇILIK”
Malatya’da yaşanan çimento krizine yönelik de konuşan Güler Hazar, “Rekabet Kurumu Malatya'daki birçok beton firmasına ceza kesti. Bazı beton firmaları var Malatya'da, ikisi ortak, aynı firma aslında. Rekabet Kurumu diyor ki ekonomik bütünlük içinde olamazsınız. Sonuçta halk mağdur oluyor. Sonuçta Malatya mağdur oluyor. Ama biz mağduriyet olmuşsa olmuş, biz buraya getiren sebepleri konuşmalıyız. Kim buna göz yumuyor? Kim bu noktada görevini yapmıyor? Biz bunları konuşmalıyız, konuşmalıyız ki bu noktaya gelmeyelim. Kanunlar art niyeti, suistimali, kamuya karşı yanlışları önlemek için vardır. Ama bizim hepimizin şikâyet ettiği şey fırsatçılık. Bunu denetleyen mekanizma yok mu? Cezaların da çok caydırıcı olduğunu düşünmüyorum. Bir ekonomik sıkıntı süreci ülke olarak yaşıyoruz. Ama daha öncesinde bu ülkede kaynakların haksızca, eşitsiz ve denetimsiz ve bir de ranta dönük kullanımı var. Ülkede aslında bazı şeyler oluyor ki ne kadar çok zenginiz dedirtiyor bize. Kaynaklarımız da var, varmış diyoruz. Çok zengin bir ülke olduğumuzu düşünüyorum. Bu üniversitelerimizden, rektörlerimizden ben bir açıklama duymadım yapılaşma ile ilgili. Üniversiteyle toplum iç içe olmaz. Üniversite toplumun önündedir. Üniversite bilim üretir, önünü açar kentin. Kent o üniversiteyi takip eder” şeklinde konuştu.
“MALATYA MENFAATİ İÇİN İKİ SÖZ SÖYLEYİN”
Çimento krizine yönelik düşüncelerini dile getiren Mehmet Aydın ise şu cümlelere yer verdi: “Malatya'da bir çimento fabrikası yok. Antep'le, Elazığ'da var galiba. Onu kurmak da çok büyük meblağ. Malatya'da beton santralleri var. Deprem sonrası kimler açtı bu beton fabrikalarını, kim ne yaptı ona da bakmak lazım. Ne kadar denetlenebiliyor? Biz depremde ders almadık her alanda. Bütün şehir yıkımda olan usulsüzlüğü konuşuyordu, daha yeni soruşturma açıldı. Ben Malatya'da bir ceza kesildiğini bundan dolayı duymadım. İstanbul'da duydum. Çarşıya baktım, durdu birden. Hani bu haziranda teslim olacaktı, yıl sonuna atılan her şey parayla alakalı. Bir neden bulmaları lazım. Denetlemeden çok planlama da yok. Bazı dernekleri kullanıyorlar. Toplumu, bu depremzedeleri kullanarak dolandırıcılık yapıyorlar. Yardım topluyorlar, kendilerine topluyorlar. Devletin bunu takip etmesi lazım. Malatya menfaati için iki söz söyleyin. Yanlışı görüyorlar, söylemiyorlar. Evet, Türkiye'de şu an ekonomik kriz var. Ama bu şehir gitgide geriye gidiyor. Bu şehrin 15 yılda da toplanacağını düşünmüyorum. Bundan sonra esas sorunlar olacak. Bu memleketin yetiştirdiği insanlar bu memleketi terk etmeye başlayacak. Bunun bütün sebebi, nedeni bu şehri yönetenler. Ne bir plan, ne bir denetim var. İnsanlar artık umudunu kaybediyor, gidiyor, gerçekten gidiyor. Binalar yükselir ama onun içinde kimler yaşayacak? O meçhul. Malatya'da kimsenin umudu kalmadı. Malatya'da yaşayan bir insan olarak bizi deprem psikolojisinden kurtarmaları lazım artık.”
Muhabir: HANİFE SARI
