Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un moderatörlüğünü üstlendiği BUSABAH TV YouTube kanalında yayınlanan Bakış Açısı programının bu haftaki konuğu Malatya Gazeteciler ve Televizyoncular Cemiyeti (MGTC) Başkanı Mehmet Aydın ile BUSABAH Medya Yönetim Kurulu Üyesi Umut Bozkurtoğlu oldu. Programda Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığındaki (YİKOB) usulsüzlük iddiaları geniş çerçevede ele alındı.
Söz konusu usulsüzlük iddiaları hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Umut Bozkurtoğlu,
“Her afet kendi zenginliğini yaratır. Bunu Ukrayna savaşında da siyasetçilerin gelen paraları zimmetine geçirdiği haberi yapılmıştı. Buraya istinaden de söylemiştik. O zamanlar biz bunu sürekli söylerken şöyle bir cümle kullanılıyordu. Biliyorsunuz OHAL ilan edildikten sonraki süreçte doğrudan teminler 5 milyon TL'ye çıktı. Yani ihale kanununa göre OHAL ilan edildiği için 5 milyona kadar olan şeyi doğrudan temin olarak verebiliyordun. O zaman biz gördük ki aslında doğrudan temin olarak da verilmemiş. İşte yıkımların hızlanması lazım, enkazların kaldırılması lazım gibisinden tamamen arapsaçına dönen bir süreç vardı orada. Hatta bu iddialar ki YİKOB'un başkanı Sayın Vali. Önce de soruşturmaya başlatan Ersin Yazıcı valimiz. Yani Evet Hulusi valimizden sonra gelen valimiz. Hulusi Bey'in 3-4 aylık sürecinden sonraki konuşulan ki biz bunları çok konuştuk. O süreçten bugüne ve bugün resmi soruşturmalar başlandı. Şimdi doğal olarak da şöyle bir soru sorma geliyor insanın içinden medya olarak biz bunları çok yazdık, çok söyledik. Yani 3 sene sonra bunların yeniden 500'e yakın dosyanın incelenmesi, ondan sonra mülkiye müfettişlerinin atanması, buna rağmen buna istinaden şeyin ödediği paraların tespitleri, biliyorsun o zaman tamamen bu ödemeler AFAD üzerinden ödeniyordu. İçişleri Bakanlığı kontrolünde ve AFAD nezdinde ödeniyordu. AFAD hesaplarının incelenmesi, işte soruşturmaların başlanması Abdulselam Bıçak Elazığlı biliyorsunuz bunlar yapıldıktan sonra 3 seneyi geçmiş. Burada bir şeyi irdelemek gerekiyor hem bilgi açısından hem de böyle bir beyin jimnastiği açısından. Şimdi geldiğimiz nokta itibariyle o dönemde bunlar çok konuşuldu. Bunlar yapıldı mı? Gerçi burada iddialar, iddialar da denilmiyor artık bazı şeyler yapıldı deniyor, çok ciddi paralardan bahsediliyor. Şimdi buna istinaden bakın o depremle ilgili bugün ihalelerden söz açıldı. Yani geldiğimiz noktada bunlar vardı. Bunlar yapıldı. Yerel medyaya düştü. Yakın verildiğini, doğrudan temin adı altında verildiğini, ihalelerinin yüzde en az 90'ının kanunlara uymadığı, birilerinin zengin olduğu, şu anda demirler yok. Nereye gittiği belli değil o zaman biz bunu sorduğumuz zaman şöyle bir cevap almıştık. Dediler ki: "Biz yıkımı demir karşılığı veriyoruz." Hâlbuki sonra baktığımız zaman da bir ihale bedeli var. Yani hem bir ihale bedelini alıyorsun hem de demirleri mi alıyorsun. Yani o kadar çok soru sorabiliriz ki ve 3 sene sonra bu dosyaların tekrar açılması hukukumuz açısından, adalet açısından, özellikle deprem bölgesindeki yapılan birçok hukuksuzluklar açısından çok kıymetli buluyorum. Ama sormak lazım. Niye 3 yıl sonra? Şimdi mesela Adalet Bakanlığı diyor ki faili meçhul cinayetleri araştırmak için müdürlük kurduk. Yani tamamen burası savcılarla koordinasyon halinde çalışıyor. Açılacak. Niye 20 yıl sonra, niye 15 yıl sonra, depremdeki bu yolsuzluktan niye 3 yıl sonra? Bunu 3 sene önce bağıra bağıra söyledik. Demirler nerede? Hatta o zaman bir vali yardımcısının söylediği cümle bak iddia ediyorum. 200 milyon demirden para götürdüğünü söylediler. Sonra vali yardımcısı ödüllendirildi. En güzel yere ataması yapıldı. Biz bunları duyduk. Şu anda yani bunlar konuşuldu. 3 sene sonra başladı ama çok kıymetli buluyorum onu söyleyeyim. Valimiz Ersin Yazıcı gitmeden önce bir şey başlattı, Seddar Bey şu anda devam ettiriyor. Kim haksızsa, ben de haksızsam, ben de kamuyu zarara uğratmışsam bakın Ersin Yazıcıoğlu zamanında başlatılıyor. 2.5 milyar TL ödeme yapılmış AFAD kanalıyla. Firmalara 2.5 milyar TL nakit para ödenmiş. AFAD ödüyor bunu. Ersin Yazıcı Valimiz zamanında. Şimdi biz Sayın Ersin Yazıcıoğlu için veya valimiz için farklı bir şey söyleyemiyoruz ama bunlar konuşuldu. 200 milyon TL'yi bir kalemden götüren yine şeylerden bahsedildi. Sonra tayini çıktı Vali Yardımcısının. Soruşturma kıymetli, araştırma kıymetli. Şimdi Minareyi çalan kılıfını uydurmuş yani devletin işlerliği açısından, yaptırım gücü açısından, kanunların uygulanması açısından, asayişimiz açısından, her şey için çok kıymetli. Ben Adıyaman Valisi Mahmut Bey'i çok beğenirdim. İstifa etmesinin nedeni neydi biliyor musunuz? Bunu söyleyeyim sıradan bir insan söylemiyor, yıkımın 4., 5. günü. Ondan sonra hemen valilik toplanıyor. Firmalar bulunuyor. Enkazlar kaldırılacak. Hemen başlanması lazım. Kendisine bakanlıkta gelen bir telefon diyor ki "Hiçbir ihaleyi kimseye veremezsin" diyor. Hiçbir şekilde eli kolu bağlanıyor ve Sayın Valimiz de "Görevimi yapamadım. Ben istifa ediyorum" dedi. Hâlbuki oradaki enkazlarla alakalı hiçbir şeye karışamayacaksınız diye bakanlıkta gelen İçişleri Bakanlığı'ndan gelen talimat dolayı istifa ediyor. Çünkü çok kıymetli valilerimizden bir tanesi. O vermeyip istifa etti bizde de istifaların olmadığı önümüze gelene dağıttığımız akrabayı, eşi, dostu, zengin ettiğimiz şeyi konuşuyoruz”
ifadelerine yer verdi.
“BU DA BİR HIRSIZLIK”
Konuyla ilgili konuşan ve önemli noktalara temas eden Mehmet Aydın ise,
“Bir 6 Şubat depremi oldu. Bir değil iki değil üç tane. Yani iki diyen de var, üç diyen de var. Onlarca yüzlerce 5 üstü artçı yaşadık. Bunları hepimiz canlı canlı yaşadık. Ne oldu? Bakın biz bazı şeyleri çabuk unutuyoruz. Yani burada yazarlara bakmak önemli değil. Biz bunları canlı gördük ne olduğunu. İlk 10-15 gün o enkazdaki sağ kalan insanları kurtarmaya çalıştılar. Sonraki süreçte vefat edenlerin naaşlarını almaya çalıştılar. Sonra ne oldu? Bu enkazlar kaldırıldı. Yıkımdan önce enkazlar kaldırıldı. O enkazlara numaralar verildi. Sonra da insanlar gitsin altını var neyi varsa alabilsinler diye. Aylarca durdu. ben şimdi bir şey daha söyleyeyim çoğu insan gitti bir şey de bulamadı, bunları hiç konuşmuyoruz. Bir yere gitme ihtimali var mı? Biz dönemin Malatya valisinin yanına gittik. Bu iddialar öyle konuşuluyor. Bir vali yardımcısı konuşuyorlar. Onu konuşuyorlar. İsimler ne oldu? Cemiyet olarak ziyaret ettik. Bu iddiaları söyledik. O dönemin valisi bize dedi ki "Devlet dedikoduyla hareket etmez." Biz belki yüzüne edemedik ama çıkarken ya devlet bir yerde dedikodu varsa ona da ciddi bakar devlet dedik. Yani kayıpsa, öldürülmüş demişse araştırırlar. Böyle bir şey olabilir mi? Bakın en vahim olan ne biliyor musun? Zamanlama. Şimdi bir hırsızlık vardır. Normal şartlarda hırsızlık gider yapar. İnsanlar canıyla cebelleşiyor. Evleri gitmiş, malları, canları ama birileri cebini doldurmaktan yanaydı, hatırlarsan şimdi bu da bir hırsızlık. Bakın adi hırsızlara ne oldu? Millet enkazı kaldırırken hatırlarsanız orayı soymaya gelen insanlar vardı. Çok enteresan çoğunun orada cesedini buldular. Kendiliğinden ölmüştü. O 3-4 günde asker ve polisimiz daha güvenliği sağlayamadığı bir dönem vardı ya 3-4 gün hatırlarsanız, bir kargaşa var, bir kaos vardı. Dışarıdan polisler geldi. Şimdi buradaki güvenlik görevlisinin de ailesi var. Yani o da bir insan onun çocuğu var, o var bir kaos oluştu yani. Hatta bak biz o dönemin valilerine söylüyoruz ama 4-5 tane vali atandı buraya. Bizim valilerin yetkisi bile yoktu. Bölge valisi, falan vali hatırlarsanız abi koordinat vali. Burada hatta Van Valisi galiba sorumluydu, hatırladığım kadarıyla. Bu ihalelerin çoğuna da onlar baktılar. Biz bazı şeyleri de unutuyoruz. Şimdi önce enkazlar kalktı. Sonra yıkım ihaleleri oldu. Zaten bu enkazlar kalkarken bunu yine parayla kaldırdı devlet. Parasını verdi. Enkazı kaldırdı. Ama benim bildiğim bir binayı verdiğin zaman devlet bunun karşısında para da alıyor. Kaba usulü bunu yıkıyorsun işte devlete 5 milyon veriyorsun atıyorum bu binaya. Bakıyor adam biliyor zaten o işin uzmanı. O dönem çok şikâyetler oldu. Dışarıdan gelen insanlara ihale veriliyordu denildi. Şimdi orada bir şey daha oldu. İddialar işte Malatya firması gidiyordu. Devletten inşaat yapıyor. Onlara "Gelin yıkın" demişler. Hatta alta giriyor. İşte bir yetkili, yetkilinin danışmanı diyor ki: "Komisyon vereceksiniz." Şimdi bunlar artık aleni konuşuluyordu. Yapılan bu binalarla ilgili Ankara'ya insanlar çağırılıyordu. Şu kadar komisyon ver al, 500 tane yap diye. Şimdi dava aynı, vardı. Şimdi bakın ama ne var insanlar canından olmuş, malından olmuş. Kim olursa olsun, hangi yetkili olursa olsun. Bunlar vatan haini kardeşim. Hangi görevde olursa olsun. İnsanların malı gitmiş, canı gitmiş, bu memleketi terk etmek zorunda kalmışlar. O insanlar daha o ağır hasarlı binalarından rant elde etmeye çalışıyorlar. Hırsızlık yapıyorlar yetkilerini kullanarak. Bakın bununla ilgili zaten iki tane dava farklı farklı sürüyor. Hangi davalar? Hatırlayın bunlardan cezaevine girenler de oldu. Biz unutuyoruz. Bak hangisi mesela? Hurda demir enkazına menfaat ve kamu zararı dosyası var. Diğeri sahte kefalet senedi dosyası. Adam ihaleye giriyor. Bir saatte kefalet senedi getiriyor. Sonradan o şirket diyor bizim böyle bir senet vermedik buna diyor. İşte sigorta şirketi veya banka her neyse bunu işleme sokup sahte olduğunu büyük ihtimalle o memurlar biliyordur. Demek ki bilerek onu koydular. Sonra bunlar da yargılanıyor. Dört tane soruşturma memura verildi vesaire. Bir dosyada da hurda çalıyorlar. Hurda kayıp. Milyonlarca liralık ortada. Devlet zarar ediyor. Kamu zararı var. O dönem vali yardımcısı, o kurumun müdürü YİKOB müdürü vesaire bir ton yargılanıyorlar ve buna tutuklanan insanlar da var. Yani bir tane, iki tane değil. Bunlardan sonra şikayet gidiyor. İçişleri Bakanlığı'ndan müfettişler geliyor. Diyor ki burada bir şeyler var. Burada devlet yokmuş gibi davranmışlar. Şimdi bunlar incelenecek. O incelenenlerin vicdanına kalmış yani. Bu ülkede adalet varsa biz biliyoruz ki orada neler oldu. Elazığ, Muş, Hakkari olması önemli değil. Tamamen belli firmalara verildi. Burada Malatya'daki esnaf ayaklandı. Bize iş vermiyorlar. Arkadaş ben iyi niyetli düşünmek zorunda değilim. Ben bir şeyler yapacağım. Malatyalılar olursa bu ortaya çıkacak. Dışarıdan insanlara vereyim. Onlar söylemez. İşte neyse alırım veririm gibi. Bu kadar vahim iddialar var. Bakın bu valisinden, emniyetinden, yargısından, kim varsa adliyesinden bu topluma bunlar ölen insanımıza malı giden insanımıza borçlular. Bunu ortaya çıkaracaklar ve Kim ne hak ediyorsa onu da verecekler. Çünkü siz ölü soyucusunuz. Çünkü siz bu memleket yıkılmışken, bu memlekette insanlar canının derdine düşmüşken siz başka işler peşindeymişsiniz. Bunlara en ağır neyse cezası o verilmesi lazım Malatya toplumu şunu çok iyi biliyor orada sahtekârlıklar oldu. Toplum bunların ne sahtekârlıklar yaptığı ne hırsızlıklar yaptığı, neler olduğu biliniyor. Hatta bazı firma sahipleri cezaevine düştü bundan dolayı. Onlar düşmeden önce de aslında onlara artık yıkım da vermediler. Demek ki belli bir şeyler oldu. Ama bizim memlekette şu var birileri birilerini hep kurtarıyor. Ucu ona mı dokunur diye? Kendi cemaatinde mi diye? Bu birileri kurtarıyor. İşte en son Tunceli'de değil mi? Neler olmuş. Bu iddialar doğruysa başka bir şey yoksa, biz gördüğümüzü yorumluyoruz. Yani isterse vali olsun, isterse kral olsun. İnsan değiller. İnsan empati kurar ya kendi kızın yok mu kardeşim? Bazen biri ölür, öldüğünü bilirsin, alırsın mezarına gidersin öldü dersin. Ne olduğunu da halen bilmiyorlar. Buna bakıyorsun polisler, bakıyorsun başka şeyler. Olacak iş mi? Bakın bir tane başsavcı geldi bu Adalet Bakanı onunla bununla falan değil. Çıktı, sonuna kadar gitti. Demek ki kimse etkileyemedi onu. Demek ki koltuk da önemli değildi. Ben Adalet Bakanlığı'na bunu yormuyorum. O başsavcının cesaretiyle gitti. Bugün fail meçhul bütün dosyalar açılacakmış. Hayır, böyle şeyler de incelensin. Bu da milletin malının çalınması, hırsızlık. Ben adım gibi eminim doğru şeffaf bir şekilde incelenirse adil ve adaletli bir şekilde buradan çok şey çıkacak diye düşünüyorum. Bu iddialar boş değil. Biz bunu zaten Malatya'da 2 yıl önce biliyorduk. Herkes konuşuyordu. Yıkımda neler olmuş, neler neler anlatıyorlardı. Hatay'da niye yok? Hatay'da neden böyle bir soruşturma yok? Ben hiç duymadım Malatya'dan başka yok. Neden Malatya'da var? O dönem herkes canının derdine düşmüşken birileri başka şey demiş. O enkazlarda bir şey bulup çalıp hırsızlık yapan insanlar vardı ya ağır hasarlı binalara girip milletin malını çalan insanlardan ne farkları var bunun? Ne farkları var? İnşallah bundan sonra iyi şeyler olsun. İnşallah geçmişte kim ne yapmışsa neyi hak ediyorsa onu alır. Bedelini öder. Yapmış olan varsa biz bunu duyuyorduk. Gittik biz zamanında o dönem şehrin valisiyle de konuştuk, anlattık. İddiaları bununla ilgili cemiyet olarak derler ki devlet dedikoduyla yürür mü? Bak dedikodu değilmiş. İddia bakalım sonucu ne olacak?”
şeklinde konuştu.
MUHABİR: HANİFE SARI