“Yeterli Şehir Planlaması Yapılmadı”

Gazeteci-yazar Asım Demirkök, Malatya’nın geçmişine dair yaptığı değerlendirmelerde; kentin ilk simit fırınından eski çarşı kültürüne, deprem sonrası plansız kentleşmeden güçlü komşuluk ilişkilerine kadar birçok konuyu ele aldı. Deprem sonrası yapılan inşa ve ihya çalışmaları için Demirkök, Malatya’nın yeniden tek merkezli yapıya sürüklendiğini ve yeterli şehir planlamasının yapılamadığını ifade etti.

YAŞAM - 07-05-2026 10:38

Malatya’nın geçmiş yıllardaki komşuluk ilişkileri, ilk simit fırını ve daha fazlası için Gazeteci-Yazar Asım Demirkök önemli değerlendirmelerde bulundu.

Öncelikle Malatya’nın ilk simit fırınından bahseden Asım Demirkök, “Bizim mahallede evimize aşağı yukarı 100 metre mesafesi vardı, Malatya’daki ilk simit fırınının. Fırın sahibinin ismi Sait’ti. Onun ustası da Yusuf ustaydı. Bize kiracı olarak oturdu. Erzurumlu muhacir derdik. O fırın 3.50, 4'te açılır. Yani 5'te simitler verilirdi ve ben onu alır dağıtıma başlardım. Dikkat ettiğim bir şey vardı simit dağıtımında yoksul olana öncelik verilirdi.  Simit satanın küçük bir tepsisi var. Tepsiyi tutmak için simitçi kafasına yuvarlak bir bez sarardı. Tepsideki simitler düşmesin diye.  Simitçi aldığı simitleri hemen götürür satardı sonra koşarak gelirdi yine sıraya girerdi ki yeniden simit alsın ve o simitleri tekrardan götürüp satsın. İstasyon Durağı'nın orada simit sarayı vardı simit fırınlarından simit saraylarına geldik. Bir tane de hükümetin arkasındaydı.  Bunu kimse pek hatırlamıyor bir tane tavuk sütü derdik. O biraz daha şekerliydi. Şöyle yumurta büyüklüğündeydi ve şekerliydi. Bu simit fırını Kız Meslek Lisesi’nin ordaydı” ifadelerine yer verdi.

“KENTİMİZ İÇİN ÇOK İYİ BİR PLANLAMA YAPILMASI GEREKİRKEN YAPILMADI”

Malatya’da yapılan inşa ve ihya çalışmalarını da değerlendiren Asım Demirkök, “ Yeni Cami’nin tam kuzeyinde Mısır Çarşısı diye bir yer vardı. Ayakkabı filan satarlardı.  Onun yeri Demirciler pazarıydı. Orası esas Demirciler pazarıydı, 1945-46 yılları arasında. Depremden sonra şehrin simge noktaları yok oldu. Deprem olmadan önce evden çıkarken "Nereye gidiyorsun?" denildiği zaman biz "Çarşıya gidiyoruz" derdik. Yani İnönü Heykeli'nin orası, Teze Cami'nin o araları, Temelli Pasajı, o Tüccarlar Pazarı falan oraları gezerdik. Malatya artık tek merkezlikten kurtarıldı. Yani tek merkezli değil. Biz o zaman da hep kızıyorduk. Malatya tek merkezli diye kızıyorduk. Bunu eleştiriyorduk. Malatya tek merkezli. Mesela bir Ankara'dan örnek verelim, bir İstanbul'dan örnek verelim. Var bir daha gelişmiş büyük şehirlerden örnek verelim. Ankara'da hiç kimse demez ki ben Çarşı'ya gidiyorum, ben Kızılay'a gidiyorum, ben Demetevler'e gidiyorum, ben Yeni Mahalle'ye gidiyorum. Şimdi size soruyorum ben İkizce’dekiler nereye gidecek yarın? Buraya gelecekler, "Çarşıya gidiyoruz" diyecekler. Gelinciktepe var onlar nereye gelecekler? Malatya merkeze. Şimdi yine tek merkezli olduk. Biz onu beceremedik. Mesela biz tuttuk Bakıcılar Çarşısı dedik, Kuyumcular Çarşısı dedik, Şire Pazarı dedik. Biz onlara ait eski çarşı merkezine ait şeyleri oraya yerleştirdik. Yine aynı yere yerleştirdik. Hükümet binası da orada. O da orada, istasyon da orada. Çarşı merkezi haline getirdik. İkizce'dekiler, diğerleri çarşı olarak burayı yine kullanacak. Yazık oldu. Kentimiz için çok iyi bir planlama yapılması gerekirken yapılmadı. Biz ona ada merkezli yapılanma diyoruz. Yani büyük bir çevre düzenleme planı yerine mesela Saray Mahallesi'ne ilişkin, Fuzuli'ye ilişkin ondan sonra Emeksiz’e ilişkin, İsmetiye Mahallesi'ne ilişkin, Çarşı'ya ilişkin kendine ilişkin şeyler oldu, planlamalar oldu.  Kışla Caddesi’nin yapılmayan kısmının da yıkılması ve yeniden yapılması gerekiyor.  Tekke Cami yerinde kalır. Çünkü bizim önemli bir simgemiz. Çoğu da oraya yanlış değerlendiriyor. Hüseyin Bey Köprüsü dediği zaman Saat Kulesi'nin orayı gösteriyorlar. Orası yanlış. Aslında Derme Deresi çok uzatmadan geçeceğim. Fuzul'inin orada aşağıda Beşkonak'ların aşağısında evler vardı, oradan gelirdi” şeklinde konuştu.

MALATYA’NIN ESKİ KOMŞULUK İLİŞKİLERİ

Malatya’nın geçmişteki komşuluk ilişkileri hakkında da önemli değerlendirmeler yapan Asım Demirkök, “Komşuluk ilişkileri deyince çok güzel örnekleri var. Bizim komşularla her hâlükârda iyi sohbetlerimiz olurdu. Evimizin önünde bahçede eyvan vardı. Bahçenizde havuz vardı.  O eyvanın içerisinde bizim su kuyumuz vardı. Yani avlulu bir yer. 3 metrelik bir kuyumuz vardı. Su çıkardı orada. Mesela bizim 1944-45 yılına, 46 yılına doğru bir dışarıdan çeşme suyu dediğimiz yani şeyden gelen şebeke suyu diyelim. Gündüzbey'den, Pınarbaşı'ndan gelen su hatları çekilince biz de oradan şey yaptık. O zamana kadar hep biz o 3 metrelik havuzdan kovayla su çekerdik.   Bakıcılar Çarşısının altı ora tarlaya döndü. İsmetiye Mahallesi’nin altı tamamen su. Bizim eyvanımız orasıydı. Her evin avlusunda iki tane mutlaka kayısı ağacı vardı. Bir de asma vardı. Bir de tandır örtmesi vardı bizim.  Bizim zamanımızda komşuluk ilişkisi çok farklıydı. Sahiplenme vardı. Yardımlaşma oldukça fazlaydı. Kul hakkına çok dikkat ederlerdi, harama asla yanaşmazlardı. Komşular birbirine çok güvenirdi” diye konuştu.

MALATYA’NIN ESKİ KENT KİMLİĞİ

Malatya’nın eski kent kimliğine dair önemli bilgilendirmelerde de bulunan Asım Demirkök, “Fuzuli’nin üst tarafından başlar, o ara sokaklarda herkes evinde inek besler. Gelir bizim mahalleden de alır. Çamlıca’ya doğru gider. Yaymaya götürürlerdi inekleri akşam da herkesin evine dağıtırlardı.45-49 yılların Malatya'sı bu şekildeydi. Beydağı’nda kar yağdığı zaman orada kuyu yaparlardı, karı bu kuyuya doldururlardı. Mayıs, Haziran ayında buzdolabı falan yok. O zaman orada eşeklerle o karlar satılırdı. Benim babamın bir çevresi vardı yani mendili, büyük bir mendil. Malatya'nın meyvelerini o çevreye doldururdu ve herkese ikram ederdi. Aslında hemen hemen herkesin çevresi vardı” cümlelerine yer verdi.

HANİFE SARI

Günün Diğer Haberleri