Malatya’da arıcılar, bereketli geçmesi beklenen sezon için umutla yayla hazırlıklarını sürdürürken, sektörün içinden yükselen çarpıcı iddialar gündem oldu. Karın bol yağdığı, baharın yağmurla bereketlendiği bu yılda doğadaki çiçek çeşitliliği arıcıların yüzünü güldürse arıcılar hem ekonomik yüklerle hem de yaylalarda yaşadıkları baskılarla mücadele ediyor. Devletten yeterli destek alamadıklarını söyleyen Malatya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Çolak, özellikle yaylalarda tehdit ve zorbalıklarla karşılaştıklarını ileri sürdü. Yaşadıkları ve duyanları şaşkına çeviren olayları Malatya Sonmanşet gazetesine anlatan önemli iddialarda bulundu.
Malatyalı arıcıların yaylalara çıkmak için hazırlık yaptığını dile getiren Malatya İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ali Çolak, arıların hazırlandığını, haziran ayının başında yaylalara çıkılacağını söyledi.
“REKOLTENİN İYİ OLACAĞINI UMUT EDİYORUZ”
Bu yıl bereketli bir rekolte olacağı yönünde tahminde bulunan Çolak,
“Bereketli bir yıl görünüyor. Doğa güzel, çiçekler güzel. İnşallah bize de sirayet eder, güzel bal alırız, tüketicilerimize sağlıklı bal yediririz. Rekoltenin iyi olacağını umut ediyoruz. Bu sene daha fazla umutluyuz. Kar yağdı, çok güzel bir kış geçti. Bahar da güzel yağmur aldı. Bu da doğada çiçek çeşitliliğini artırdı. Renkli çiçekler var. Bu da bize olumlu yönde yansıyacak”
diye konuştu.
“ARICILARI YAYLAYA BIRAKMIYOR”
Arıcıların yaşadığı zorluğu anlatan Çolak,
“Devletimiz tarafından arıcılara destek yok. Hayvancılığı öldürdüler, diriltemiyorlar. Sağdan soldan destekle olmuyor. Bize ‘Siz daha canlısınız” diyorlar. Bizi de öldürmeyin, rahat üretim yapalım. Tüketiciler adına üretim yapalım diyoruz ama bu isteğimiz yerine gelmiyor. Ucuz mazot desteği talep ediyoruz. Nakliyeler çok pahalı. Bir de bu meralarda konaklama sorunumuz var. Gidiyorsun, biri çıkıyor ‘Buralar benim’ diyor. Birisi çıkıyor ‘Bu yaylalar benim’ diyor, diğer arıcıları yaylaya bırakmıyor. Hepimiz bu vatanın merasına, doğasına ortak değil miyiz? Ama bazı yerlerde insanlar ‘Buralar bizim, kimse konaklayamaz’ diyor. Biz bu zorbalığın üstesinden gelemiyoruz”
iddialarına yer verdi.
“NE YAPALIM?”
“Devlet ne yapsın?” diyen Çolak iddialarına şöyle devam etti:
“Arıcılar kovanlarını yaylaya götürüyor. Yaylaya sahip çıkanlar gece geliyorlar, arıları deviriyorlar, malzemeleri yakıyor, arıcıyı taciz ediyorlar. Ne yapalım? Devlet herkesin başına bir görevli koyamaz ki. Burada insanların eğitilmesi lazım. İlkokuldan itibaren eğitim önemli. Yaylayı sahiplenenler devletin hazinesine sahip çıkıyor gibi davranıyor ama kimseyi bırakmıyor. ‘Burada benim sözüm geçer, bu yörenin sahibi benim, buraya kimse giremez’ diyor. Hâlbuki orada 10 bin arı konaklayabilir. Bu durum Malatya yaylalarının genelinde, Beydağı’nda, Yama Dağı’nda, Sarıçiçek’te de var. Oranın yerlileri, dışarıdan gelenleri istemiyor. Tarım İl Müdürlüğü ne yapsın, Jandarması mı var? Arıcı korkudan arılarını götüremiyor. Malzemesini yakıyorlar, arısını deviriyorlar. Bunlar yaşanmış şeyler. Onun için arıcılar birilerini araya koyup gönül yaptırmaya çalışıyor ki gidip o yaylalarda konaklayabilsin. Bu sorun için devlet büyüklerini göreve çağırıyorum.”
“BİZ YERELDE ONLARIN DİLİNDEN ANLIYORUZ”
Birliklere yetki verilmesini talep eden Çolak,
“Bir de birliklerle ilgili problem var. Devlet birliklere ne yetki veriyor ne de destek sağlıyor. Birlikler bal paketlemede yoklar, bal pazarında yoklar. Bu birliklere destek çıksınlar, yetki versinler. Sahada üreticiyle iç içe olan birliklere yetki verilsin. Elimizde yetki olursa bu yetkiyi sahada kullanırız. Devletle el ele verip daha rahat çalışırız. Yetkimiz olsa yaylalarda arıcıların yaşadığı zorbalıkların önüne de geçebiliriz. Biz yerelde onların dilinden anlıyoruz. Devlet onların diliyle konuşamıyor. Bizim elimizde yetki olsa onların diliyle konuşur, onları da anlarız. Çok yetkimiz yok. Her şeyi devlet almış”
söylemlerine yer verdi.
SİNEM HATUN DAVUT