Uzmanından “dijitale sınır koyun” uyarısı 

Uzman Klinik Psikolog Özün Altaş, teknolojinin hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelmesiyle dijital bağımlılığın özellikle çocuklar ve gençler arasında hızla arttığını belirterek, aşırı oyun ve sosyal medya kullanımının dikkat eksikliği, uyku problemleri, sosyal izolasyon ve depresyon gibi ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Ailelerin dijital kullanım konusunda sınırlar koyması gerektiğini vurgulayan Altaş, şiddet içerikli oyun ve dizilerin tek başına bir neden olmasa da çocuklar üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini ifade etti.

YAŞAM - 20-06-2026 10:00

Gelişen teknolojiyle birlikte hayatımıza giren dijital bağımlılık üzerine Uzman Klinik Psikolog Özün Altaş önemli değerlendirmeler yaptı.

Açıklamasında Özün Altaş

“Teknolojinin gelişmesiyle ve her şeyin çok kolay ulaşılabilir olmasıyla aslında hepimizde az da olsa görünen bir şey oldu dijital bağımlılık, bağımlılık düzeyinde olmasa da artık hepimizin bir eğilimi var, telefonlara, internete, yapay zekaydı, şuydu, buydu artık daha da gelişiyor olmasından kaynaklı hepimiz bir haşır neşir oluyoruz. Ama bağımlılık düzeyi çok başka. Daha çok genç nesilde aslında bağımlılık görüyoruz, özellikle oyun bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı. Sosyal medya üzerinden para kazanılıyor olması ve gençlerin buna çok özeniyor olması görünüyor. Bunun dışında konsol oyunları gibi bağımlılıkları çok görüyoruz. Yetişkinlerde de aslında sosyal medya bağımlılığını görmeye başladık. Yani sürekli her anını paylaşma isteği ya da telefondan uzak kalınca biri aradı mı, mesaj geldi mi, fotoğrafım beğenildi mi gibi ona bakma ihtiyacı duyma durumunu yaşıyoruz”

ifadelerine yer verdi.

“DİJİTAL BAĞIMLILIK DEPRESYONA KADAR GÖTÜRÜYOR”

Dijital bağımlılığın olumsuz etkilerine yönelik de konuşan Özün Altaş,

“Dediğim gibi daha çok bize başvurularda da ergenlerde, gençlerde fazlaca görüyoruz. Yani 15-16 saatlere kadar oyun oynama sürelerinin artması artık okul hayatının olumsuz etkilenmesine, hatta uykunun olumsuz etkilenmesine sebep olabiliyor.  Çok fazla dijitale maruz kalmak, dikkat eksikliğine sebep olabiliyor. Sosyal hayattan çekilmeye sebep olabiliyor.  Uyku problemlerine sebep olabiliyor. Hatta daha ileri durumlarda depresyona kadar giden bir duruma sebep oluyor aslında bağımlık düzeyi. Neden bağımlılık oluyor? Çünkü dopamin artıyor beyinde. Dopamin dediğimiz şey halk arasında mutluluk hormonu diye bilinen bir şey. Dopamin sevdiğimiz şeyleri yaptığımızda salgılanır zaten ama bağımlılıkta bu daha da artıyor ve hani arttıkça daha fazla oynama, 3 saatken 5 saatlere çıkma. Çünkü bir süre sonra işte yetmiyor daha fazla aslına ihtiyaç duyuyor bünye. Bütün bağımlılıklar da böyle zaten. O dopamin seviyesinin artması, beynin ödül haz bölümünün uyarılıyor olması aslında etkili oluyor”

şeklinde konuştu.

“AİLENİN DAHA KURALCI İLERLEMESİ GEREKİYOR”

 Dijital bağımlıkla mücadele konusunda ailenin öneminden bahseden Özün Altaş,

“Ergenlerde, özellikle gençlerde çok farkındalık gelişmiyor.  Biraz daha farkındalığın gelişmiş olması lazım. Ailenin bu konuda daha kuralcı ilerlemesi gerekiyor. Dijitale belli saatlerde izin vermek gerekiyor.  Çocuğa çok fazla teknolojik alet vermemek gerek.  Çünkü çocuğun bakıyorum hem telefonu var hem bilgisayarı var hem konsol oyunları var. Çok fazla bunları elde ediyor olmaları da etken, çok fazla bunlara imkan vermemeleri, daha kontrollü davranmaları önemli ailelerin. Zaten çocuğa en başından itibaren yetiştirilirken belli sınırlar ve kurallar koymak önemli, sadece bunun için değil”

diye konuştu.

“DENETİM SAĞLANMASI GEREKİYOR”

Oyunlar ve dizilerin insanlara ve özellikle çocuklara olan etkileri için de önemli noktalara temas eden Özün Altaş şöyle konuştu:

“Son zamanlarda artan şiddet olaylarından dolayı aslında tekrardan gündeme gelen bir konu oldu, işte oyunlar, diziler çocuklar üzerinde etkili oluyor mu diye. Tek başına ya da tek sebep olarak ele alamayız ama tabii ki de oluyor. Çünkü beyin gelişimini 21 yaşına kadar tamamlanmıyor. Yani 21 yaşında tamamlanmış oluyor beyin gelişimine baktığımız zaman. Bu nedenle 21 yaşından küçük çocukların çok fazla bunlara maruz kalıyor olması aslında bir noktada ona eğilim geliştirebiliyor. Ama dediğim gibi tek başına bir sebep kabul edemeyiz. Tekrardan evet gündeme geldi. İşte söyleniyor bizim zamanımızda da vardı siye. Doğru evet. Yani bizim zamanımızda, çocukluğumuzda, bizim ergenliğimizde de işte savaş oyunları vardı. Mafyatik diziler vardı. Ama şöyle bir şey vardı. Orada biraz daha denetimliydik. Bizim ulaşma imkanımız düşüktü. Şimdi çocuk televizyonda izlemese bile internetten açıp onu izleyebiliyor. Yani daha çabuk ulaşabiliyor aslında onlara. Biraz daha bu konuda denetim sağlanması gerekiyor. Ama dediğim gibi tek başına etkili değil tabii ki de ama etkenlerden biri çünkü şöyle bir şey iyi lanse ediliyor bu şeyler, şiddet, kötü şeyler ya da illegal şeylerle bir şey elde etmek, güç elde etmek iyi bir şey gibi lanse ediliyor. Zaten toplum olarak aslında etik ve ahlaki değerlerimizi yavaş yavaş kaybediyoruz. Yani çocuklara bir anlamda orada da çok kötü örnek oluyoruz aslında, bunlar da bir etken oluyor. Yani toplumda da zaten artık bir şey doğru ya da usulüne uygun yapıyor olmak aptallık olarak gözüküyor. Yani ne gereği var ki bunu böyle yapalım. Aptal mıyız biz? Niye uğraşıyoruz ki? Deniliyor.  Yani bu algı varken halihazırda bir de kötü bir şeyi bir güç sembolü olarak gösteriyor olmakta tabii ki etkili oluyor.”

HANİFE SARI

Günün Diğer Haberleri