Malatyalı usta öğreticiler kadro talibinde bulunmaya devam ediyor. Türkiye genelinde sayıları 100 bini bulan, Malatya’da ise bu sayının 450 olduğu tahmin edilen usta öğreticiler, bu konuda yetkililerden destek istediler. Hem kadro talebi hem de diğer özlük haklarıyla ilgili isteklerini Malatya Sonmanşet gazetesine anlatan Malatya Usta Öğreticiler Derneği Başkanı Halise Can, önemli açıklamalarda bulundu.
Ücretlerindeki iyileştirmeden dolayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür eden Can, az bir ücretle çalışan ücretli öğretmen ve usta öğreticilerin birçoğunun aldıkları bu ücretle evlerini döndürmeye çalıştıklarını söyledi.
“BELİRLİ AYLARINDA ÇALIŞMAKTAYIZ”
“Yapılan iyileştirme sevindirici ama yeterli değil” diyen Can, sözlerine şöyle devam etti:
“1991 yılından sonra bu kadroya atama yapılmamıştır. Son yıllarda çoğunluğu ön lisans ve lisans mezunlarından oluşan on binlerce ‘kadrosuz usta öğretici’ ve yıllarını bu işe vermiş birçok insan kadro beklemektedir. Usta öğreticilerin özlük haklarında gerekli iyileştirme ve çalışmalar yapılmalı ve en önemlisi mesleki eğitim ve becerilerin gelişmesi ve gerçek yaşama aktarılması konusunda ciddi uygulamalar içinde olunmasının ülkemiz açısından da son derece faydalı olacağı kanaatindeyiz. Bizler Milli Eğitim Bakanlığı, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğüne bağlı Halk Eğitim Merkezlerinde yıllardır eğitim-öğretim hizmeti veren usta öğreticiler olarak özellikle yılın sadece belirli aylarında çalışmaktayız. MEB’e bağlı çalışan kadrosuz usta öğreticiler, ücretli izin hakkından bile yoksun olarak çalışmaktadır; doğum, hastalık ve ölümlerde bile ücretli izin kullanamamaktadır. Kadrosuz usta öğreticilerin sigortaları 30 iş günü üzerinden yatırılmasına rağmen, ücretleri 20 ila 23 iş günü üzerinden yatırılmaktadır.”
“OMURGASI OLARAK DEĞERLENDİRİLİYOR”
Can, “Fiili olarak öğretmen olan, derse giren, ders defteri dolduran, hatta çalıştığı yere göre nöbet bile tutan, gerek halk eğitim merkezlerinde gerekse mesleki eğitim merkezlerinde kangren olmuş öğretmen açığının yarım asra yakın tek ve (hükümetlere göre) geçici çözümü, adımız usta yani bir işte yeterliği olan kişi, adımız öğretici yani bir konu ve alanda öğretmen yetkinliğine sahip kişi, ama iki kelime bir araya gelince sadece usta öğretici oluyor, usta öğretmen olamıyor, ihtiyacı gideriyor ama yeterli değil deniliyor, iki kurumun temel paydaşı ve omurgası olarak değerlendiriliyor ama değer görmüyor” diye konuştu.
“KAÇ KURUMUN MEDARI İFTİHARI OLMUŞUZ?”
Unutulduklarını ifade eden Can, “En son bundan tam 32 yıl önce hatırlandık, kadrolu hale getirildik. Sonra yine unutulduk. Bizler unutulan değil, ihtiyaç halinde hatırlanan değil, değer gören ve sahiplenilen olmak istiyoruz. Devletimiz özellikle Bakanlık arşivini güçlü bir şekilde tutar. Bir bakalım kayıtlara, son 50 yıldır kaç usta öğretici bu sistemde görev almış? Kaç kursiyer yetişirmiş, kaç kurs açmış? Kaç kurumun medarı iftiharı olmuşuz? Bizlerin emeği ile kaç Kurum kurumsallaşmış ve toplumla bağ kurmuştur?” ifadesini kullandı.
“BURADAN ALDIĞIMIZ MAAŞLA EVİMİZİ GEÇİNDİRİYORUZ”
Özlük haklarına kavuşmak istediklerini dile getiren Mediha Tunç isimli usta öğretici, “Ben yıllarca usta öğreticilik yapıyorum. Ama kadro beklentimiz maalesef gündeme gelmiyor. Bizlerin de hakkı kadro almak. Biz buradaki aldığımız maaşla ailemizi geçindiriyoruz. Yılın belirli aylarında çalışıyoruz. Bizler de diğer öğretmenler gibi çalışmak istiyoruz. Özlük haklarımıza kavuşmak istiyoruz. Bu nedenle de hükümetimizden bu konuda yardım bekliyoruz” söyleminde bulundu.
haber: TAHİR ÖZÇELİK