Yıllardır özlük haklarını arayan, kadro bekleyen Malatyalı usta öğreticiler bir kez daha ayaklandı. Taleplerini dile getiren ve yetkililerin seslerini duymasını isteyen usta öğreticiler bir basın açıklaması yaparak, sorunlarını tek tek sıraladılar. Basın açıklamasını usta öğreticiler adına Malatya Usta Öğreticiler Derneği Başkanı Halise Can yaptı.
Ülkemizin en ücra noktalarından, en büyük metropollerine kadar her köşesinde, herhangi bir engel ve mâni tanımaksızın aşkla görev yapan, kadrosu ve özlük hakkı verilmeyen sayısı 100 bini aşan Usta öğreticiler olduklarını belirten Can, uzun yıllardır statü, iş güvencesi ve özlük hakları konusunda büyük mağduriyetler yaşadıklarını söyledi.
İşçi olarak tanımlandıklarını kaydeden Can, “Milli Eğitim Bakanlığı tarafından memur ya da sözleşmeli personel olarak kabul edilmiyoruz. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ise işçi olarak tanımlanmıyoruz. Yani statüsü belli olmayan emekçileriz. Bugüne kadar gelinen noktada; statüsü belli olmayan, iş güvencesinden yoksun, özlük haklarına sahip olmayan, ücretleri resmi tatil ve bayramlarda kesilen, hatta çalıştıkları dönemlerde dahi asgari ücretin çok altında maaş alan büyük bir eğitim emekçisi sınıfı ortaya çıkarılmıştı. Kıdem tazminatı dahi olmayan, sosyal güvenceden yoksun bırakıldığımız bu acı tablo, eğitimde adalet ve emek açısından kabul edilemez bir durumdur” dedi.
“ÇÖZÜM ODAKLI ÇALIŞMALAR YÜRÜTEN EMEKÇİLERİZ”
11 milyon öğrencinin eğitim alamadığını savunan Can, “Biz usta öğreticiler, yalnızca belirlenmiş müfredatı uygulayan eğitmenler değiliz. Ülkemizin karşı karşıya kaldığı olağanüstü durumlarda sahaya ilk inen ve çözüm odaklı çalışmalar yürüten emekçileriz. Örneğin; 2020 covid-19 pandemisinde, hiç kimse sokağa dahi çıkmaya cesaret edemezken bizler inisiyatif alarak ailemizi ve canımızı hiçe sayarak hızla sahaya indik ve başta kamu kurumları olmak üzere ülkemizin maske ihtiyacını hızlıca karşıladık ve ülkemizin sağlık altyapısına ve kamu düzenine büyük katkılar sunduk. 6 Şubat depremlerinde, sahaya ilk inenler yine bizler olduk. Depremzedelerin temel ihtiyaçlarını karşılamak için insanüstü gayret gösterdik. Tüm bu olağanüstü durumlarda karşılık beklemeden görevimizi yaptık. Ancak, herkesin malumudur ki ‘Marifet iltifata tabidir.’ Bizler yıllardır kadro ve özlük haklarımızı talep ederken, 2024-2025 eğitim öğretim yılında artık hiç kurs açamaz ve eğitim veremez hale geldik. 100 bini aşkın usta eğitici ve ailesi maddi ve manevi çok zor durumdadır. Yıllardır eğitim verdiğimiz ve meslek sahibi yaptığımız 11 milyon öğrencimiz eğitim alamaz durumdadır. Büyük ve güçlü Türkiye’mizin 2071 hedeflerine sağlıklı adımlarla yürüyebilmesi için mesleki eğitimin önemi yadsınamaz. Zira bizler ülke eğitiminin, sanayisinin ve üretiminin kılcal damarlarına nüfuz eden bir meleği icra eden cefakar ve vefalı adanmış öğretmenleriz. Emeğimizin bu denli göz ardı edilmesi ve yeni yönetmeliklerle iş imkanlarımızın kısıtlanması, bizi derinden yaralamaktadır” ifadelerini kullandı.
“TOPLUMSAL KALKINMAYI DA DESTEKLER”
Sorunlarının acilen çözülmesi gereken bir sorun olduğuna dikkat çeken Can, Halk Eğitimi, bireyleri güçlendirdiği gibi toplumsal kalkınmayı da destekler. Milli Eğitim Bakanlığı’nın 2023 yılı izleme raporlarına göre, 11 milyon kişiye halk eğitimi verilmiştir. Bu eğitimlerin yalnızca yüzde 3’ü kadrolu personel tarafından gerçekleştirilirken, yüzde 97’si biz usta öğreticiler tarafından sağlanmıştır. Peki, bu yüzde 97’lik açığı kim kapatacaktır? Yeni yönetmelikle kurs açma olanaklarımızın neredeyse tamamen ortadan kalkması, halk eğitimi faaliyetlerini durma noktasına getirecektir. Kısa süreli kurslarla yeterli deneyime sahip olmayan kişilere ustalık ve usta öğreticilik belgeleri verilmesi de eğitimin kalitesini düşürmekte, ciddi sorunlara yol açmaktadır. 2022 yılında 100 bin olan usta öğretici sayısı, 2023’te 200 bine çıkmıştır. Bu durum, niteliksiz eğitmenlerin artışına sebep olmuştur ve acilen çözülmesi gereken bir sorundur” şeklinde konuştu.
“MÜJDELİ HABERİ DÖRT GÖZLE BEKLİYORLAR”
“1. Mevzuatta usta öğreticilerin görev tanımının yapılması, 2. Statülerinin net olarak belirlenmesi, 3. Özlük haklarının iyileştirilmesi, 4. Sözleşmeli ya da kadrolu statüye geçirilmemiz” diye taleplerini sıralayan Can, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da seslenerek şunları kaydetti:
Halk oyunları, satranç, akıl ve zekâ oyunları gibi kültürel ve sanatsal değerlerimizin aktarılmasını sağlayan kursların okullarda ve Halk Eğitim merkezlerinde açılmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Yöresel sanatlarımızın unutulmasına asla göz yumulmamalıdır. Buradan; yıllardır sessiz çoğunluğun sesi, kimsesizlerin kimsesi olan ve her daim desteğini yanımızda hissettiğimiz Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a ve sosyal sorumluluk projelerine, kadına, çocuğa ve eğitime verdiği sonsuz destekle bilinen kıymetli eşi Sayın Emine Erdoğan’a sesleniyoruz: Sayın Cumhurbaşkanım; sizden aldığımız ilhamla, memleketine ve ülkesine hizmet aşkıyla yıllardır çalışan adanmış usta öğreticiler olarak sizleri saygıyla selamlarken, davamıza ve size olan inancımızın tam olduğunu bildirmekten büyük bir onur duyuyoruz. Bugüne kadar birçok problemimizi çözdünüz ve her daim yanımızda durdunuz. Şimdi ise yıllardır sizinle yol yürümekten şeref duyan; 100 bin usta öğreticinin ortak ve en büyük problemi olan; kapatılan ve açılması kısıtlanarak neredeyse imkânsız hale getirilen kurslarımızın açılması, kadro tahsisi ve özlük haklarımızın tesisi hususlarında yardımınızı talep ediyoruz. Kadrosuz, güvencesiz ve işsiz bırakılan yüz bin usta öğretici ve ailesi, sizden gelecek müjdeli haberi dört gözle beklemektedir. Bu sessiz ama derinden çığlığımıza kayıtsız kalmayacağınıza eminiz. Ayrıca sorunlarımızı ilk ağızdan, yani bizden dinlemenizi istiyoruz. Eğer yoğun ve yorucu gündeminiz arasında bize vakit ayırabilirseniz müşerref oluruz.”
muhabir: TAHİR ÖZÇELİK