Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Endokrinoloji Uzmanı Doç. Dr. Lezan Keskin, Türkiye’deki obezite tablosunun artık ciddi bir halk sağlığı tehdidi haline geldiğini ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü’nün obeziteyi vücuttaki anormal veya aşırı yağ dokusu artışı olarak tanımladığını hatırlatan Keskin, bu durumun sadece estetik bir sorun değil, tedavi edilmesi gereken bir hastalık olduğunu belirtti.
TÜRKİYE'DE SADECE YÜZDE 28 İDEAL KİLODA
Yapılan son prevalans çalışmalarına göre Türkiye’de obezite oranının yüzde 35, fazla kilolu ve obez bireylerin toplam oranının ise yüzde 72’ye ulaştığını kaydeden Doç. Dr. Keskin, hedef kilosunda olan sağlıklı birey oranının yalnızca yüzde 28 civarında kaldığını söyledi. Cinsiyet dağılımındaki farka da dikkat çeken Keskin, obezite oranının kadınlarda yüzde 41, erkeklerde ise yüzde 21 olduğunu ifade ederek; doğurganlık, emzirme süreci ve ev içi kısıtlı yaşamın kadınlardaki bu yüksek seyirde etkili olabileceğini dile getirdi.
"MESELE SADECE İRADE DEĞİL"
Obezitenin nedenlerini sadece hareketsizlikle sınırlamanın yanlış olacağını savunan Doç. Dr. Keskin, modern yaşamın getirdiği risklere dikkat çekti. Teknolojik cihazlar karşısında geçirilen sürenin artması, düşük besin değerli yüksek kalorili gıdalar, uykusuzluk ve hormonal dengesizliklerin süreci tetiklediğini belirten Keskin,
"Bunu sadece bir irade meselesi olarak görmek doğru olmaz. Ailesel yatkınlık ve genetik faktörler de son derece belirleyicidir"
dedi.
BİRÇOK HASTALIĞA DAVETİYE ÇIKARIYOR
Obezitenin vücutta tek başına kalmadığını; diyabet, hipertansiyon, kalp-damar hastalıkları, karaciğer yağlanması ve bazı kanser türleri gibi çok sayıda ciddi sağlık sorununa zemin hazırladığını vurgulayan Keskin, tanı yöntemleri hakkında da bilgi verdi. Beden Kitle İndeksi’nin (BKİ) en pratik ölçüt olduğunu hatırlatan uzman, BKİ değeri 30’un üzerinde olanların obez, 40’ın üzerinde olanların ise morbid obez olarak sınıflandırıldığını söyledi. Ayrıca bel çevresi ölçümünün de metabolik risklerin belirlenmesinde kritik bir rol oynadığını ekledi.
ÇÖZÜM: YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ VE DÜZENLİ HAREKET
Obezitenin önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Doç. Dr. Lezan Keskin, tedavi sürecinde ilk basamağın yaşam tarzı değişikliği olduğunu belirtti. Porsiyon kontrolü, şekerli ve gazlı içeceklerden uzak durulması gerektiğini ifade eden Keskin, haftada en az 5 gün yapılan 30 dakikalık tempolu yürüyüşün; şeker, tansiyon ve kolesterol dengesi için hayati önem taşıdığını vurguladı. Keskin, yaşam tarzı değişikliğiyle sonuç alınamayan vakalarda ise uzman kontrolünde ilaç tedavisi veya cerrahi yöntemlerin uygun merkezlerde değerlendirilebileceğini belirterek sözlerini tamamladı. (Bülten)