10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla basın temsilcileriyle İnönü Üniversitesi Yaşam Merkezi’nde bir araya gelen İnönü Üniversitesi Rektörü Nusret Akpolat, üniversiteye yönelik önemli değerlendirmelerde bulundu.
“ARAŞTIRMA ÜNİVERSİTESİ NİTELİĞİNİ BİZİM DE KARŞILAMAMIZ İÇİN BİR SEFERBERLİK HALİ İLAN ETTİK”
Açıklamasında aynı dönem kurulan üniversiteler ile belli alanlarda geri planda kaldıklarına vurgu yapan ve bu doğrultuda araştırma üniversitesi olma yolunda ciddi adımlar attıklarını ifade eden Rektör Nusret Akpolat,
“1975 yılında bizimle aynı dönemde kurulan Fırat Üniversitesine, Erciyes Üniversitesine bakıyoruz, bizden önce 1957’de kurulan Atatürk Üniversitesine bakıyoruz bu üç üniversite de kendi bölgemizde olup bizimle aynı şartları taşıyan üç üniversite. Rakip analizlerinde bu üç üniversitesinin belli alanlarda bizi geçtiğini görüyoruz ve araştırma üniversitesi olduklarını görüyoruz. Bu anlamda İnönü üniversitesi biraz gecikmiş ve hak etmediği bir konumda araştırma üniversitesi olmamış bir üniversite olarak gözüküyor. Araştırma üniversitesi olmanın kendi içerisinde bazı parametrelerin belirlenmesi açısından sıkıntılar doğurmakla beraber bu araştırma üniversitesi niteliğini bizim de karşılamamız için bir seferberlik hali ilan ettik. Araştırma üniversitesinin değerlendirme parametrelerinin çok da sahici olmadığı gerçekçi olmadığına bir örnek vermek istiyorum. Biz karaciğer naklinde dünyada Avrupa’da Türkiye’de birinciyiz 4 bin 200 küsur tane karaciğer nakli yapmış bulunuyoruz. Ama araştırma üniversitesi parametreleri içerisinde bu karaciğer nakli ve insanlığa yaptığımız hizmetin hiçbir değeri yok. Tam böyle sıfır. Böyle olunca insan bu parametreleri tekrar sorguluyor. İnsanlığa katkı, topluma katkı, bilime katkı anlamında demek ki bu parametrelerde bir sıkıntı var. Tüm bunlara rağmen araştırma üniversitesi olma hedefini gerçekleştirmek için biz atama yükseltme yönergemizi yeniledik, güncelledik ve atama yükseltme yönergemizde araştırma üniversitesinin bütün parametrelerini atama yükseltme parametreleri haline getirdik. Atama yükseltmede özellikle patent konusu dış kaynaklı proje konusu, Q1,Q2 yayın sayısının fazlalığı gibi doktora öğrenci sayısı, doktora mezun sayısı ve buna benzer öne çıkan parametreler var, bu parametreleri de atama yükseltme yönergemizde daha yüksek puanlar vererek biraz dikkatleri o noktaya çekmek istiyoruz. Atama yükseltmeyi zorlaştırarak işin o kadar kolay olmadığını ve hak edenlerin bir anlamda daha tok çalışmalarını ve yükselmelerini sağlamaya çalıştık. Bu anlamda araştırma üniversitesi hedefimizi tekrardan burada sizinle paylaşmak istiyoruz”
sözlerine yer verdi.
“YEŞİL KAMPÜS’TE KAMPÜSÜMÜZ KENDİNİ İSPATLAMIŞ BİR KAMPÜS”
Yeşil kampüs bağlamında Dünya sıralamasında İnönü Üniversitesinin 135. Sırada olduğunu belirten Rektör Nusret Akpolat,
“Sunumda da gördüğünüz gibi yeşil kampüs GreenMetric sıralamasında dünyada bin 750 üniversite arasında biz 135. Sıradayız. 135. Olmak gerçekten önemli bir parametre. Sadece yeşil kampüs denince aklınıza yeşil bitki örtüsü gelmesin. Bitki örtüsü 6 parametreden sadece bir tanesi. Özellikle sürdürülebilirlik anlamında hem enerji verimliliğini hem de süründürülebilir enerji kategorilerinde özellikle güneş enerjisi, rüzgar enerjisi gibi enerjiyi ne kadar verimli kullandığımızı ölçüyor. Atık yönetimini skorluyor. Atık yönetiminde atık suların nasıl değerlendirildiğini ölçüyor, puanlıyor. Buna benzer parametreler ile birlikte GreenMetric size bir puan oluşturuyor ve biz bu sıralamada dünyada 135. Sırada olarak gerçekten de kampüsümüz kendini ispatlamış bir kampüs. Şuan içinde bulunduğumuz bina yeşil bina konseptiyle inşa edilmiş üstünde güneş enerjisi panelleri var, atık suyumuz gri su olarak toparlanıyor, biriktirtiliyor ve çevre sulamasında kullanılıyor. Dışarda gördüğünüz camlarımız tamamen güneş enerjisi ile özellikle güneş ışıklarını süzen özellikleriyle buna benzer çok sayıda teknik detay içeriyor ve LEED Sertifikası dediğimiz yeşil bina sertifikasına sahip binanın içerisinde şuan bulunuyoruz. Bu bina konseptini biz tüm üniversitemizde yeni yaptığımız binalarımıza da yayarak bu sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığımızı binalarımızda da yaşatmaya çalışıyoruz”
şeklinde konuştu.
“ARTIK TÜM YAZILIMLARIMIZI KENDİMİZ GELİŞTİRİYORUZ”
Yazılım alanında da ön plan çıkan bir üniversite olma yolunda ilerlemek istediklerini söyleyen Rektör Nusret Akpolat,
“Biraz önce sunumda da vardı Dijital Dönüşüm Ofisi artık geldiğimiz noktada dijital dönüşüm dijital çağda yaşıyoruz üniversitemizin kullandığı birçok yazılım mevcut. Bu yazılımdan çoğu birbiriyle haberleşip konuşan yazılımlar değildi ve çoğu da dışarıdan belli firmalara yaptırılmış yazılımlardı. Bu böyle devam etmesi halinde üniversitemiz bir anlamda birbiriyle haberleşemeyen yazılım çöplüğüne dönüşme riski taşıyordu ve dışarıya bağımlı olmak gelişimin önünü tıkadığı için de biz bunu bir risk olarak görerek gelir gelmez bir Dijital Dönüşüm Ofisi kurduk artık tüm yazılımlarımızı kendimiz geliştiriyoruz, hatta MOTAŞ gibi kamu kurumlarına yazılımlar üreterek, onlara yazılım desteği vererek hem şehrimize hem de ülkemize katkıda bulunuyoruz. Yaptığımız yazılımları bir anlamda döner sermaye üzerinden satışını gerçekleştirerek diğer üniversitelerin ihtiyaçlarını da karşılar duruma geliyoruz. Bu da üniversitemizin ciddi bir eksikliğiydi ve bu eksikliği gidermeye çalışıyoruz. Özellikle araştırma koordinatörlüğü çok önem verdiğimiz bir konu. Araştırma koordinatörlüğü bizim araştırma üniversitesi olma hedefimizi gerçekleştirmek için kurduğumuz bir üs mahiyetinde burada da proje ofisi oldukça önem arz ediyor. Özellikle dış kaynaklı projelerimiz, Avrupa Birliği Projesi, TUBİTAK projesi, TÜSEB Projesi gibi üniversitemizin kendi kaynaklarından değil dışarıdan elde ettiğimiz, getirdiğimiz formlar ile üniversiteye katkı sağlamak istiyoruz”
diye konuştu.
“EL CERRAHİSİ BÖLÜMÜMÜZÜ GÜÇLENDİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Son olarak el cerrahisinde merkez üniversite olmayı planladıklarını aktaran Rektör Nusret Akpolat şöyle konuştu:
“Karaciğer kemik iliği ve üçüncü olan hastanemizde el cerrahisini ön plan çıkarmaya çalışıyoruz oraya yeni bir öğretim üyesi daha aldık, üçüncüsünü de, dördüncüsünü de alacağız ve el cerrahisinde Türkiye’de yapılamayan ameliyatları artık Turgut Özal Tıp Merkezi bünyesinde yapar olacağız. Şimdi oranın araştırma alt yapısını da destekleyecek şekilde BAP'tan oraya ciddi bir finans aktarıyoruz. Bu anlamda hem hastanenin imkanları hem de üniversitenin imkanlarıyla el cerrahisi bölümümüzü güçlendirmeye çalışıyoruz. Coğrafya kaderdir diye tekrar hatırlatayım, ama biz bu kadere tamamen teslim olacağız diye de düşünmüyoruz mücadeleye devam.”
Muhabir: SİNEM HATUN DAVUT