Doğal taşlardan yapılan oltu taşı, kuka, sıkma kehribar, damla kehribar ve akik tespihler, Türkiye genelinde olduğu gibi Malatya’da da değerini korumaya devam ediyor. İlk ortaya çıktıkları dönemden bugüne kadar önemi giderek artan tespihler, çocuklardan yaşlılara kadar her yaş grubunun adeta bir tutkusu haline gelmiş durumda. Tespihlerin fiyatları ise kullanılan taşın cinsi, kalitesi ve özelliklerine bağlı olarak farklılık gösterirken, tespih satıcısı Hüseyin Kalaycı, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak önemli açıklamada bulundu.
Tespihin kökenin Peygamber Efendimiz dönemine kadar uzandığını dile getiren Kalaycı, Rivayete göre, bir kadının hurma çekirdeklerini delip bir ipten geçirerek ilk kez 99’luk tespihi oluşturduğunu söyledi.
“BU GİBİ DAVRANIŞLAR YAYGIN HALE GELDİ”
Günümüzde tespihin kullanım amacının farklılaştığına dikkat çeken Kalaycı, “Peygamber Efendimiz döneminde tespih, asıl amacına uygun olarak, yani tesbihat için, Allah’ı zikretmek amacıyla kullanılırdı. Ancak günümüzde tespihin bu kutsal amacı büyük ölçüde unutulmuş durumda. İnsanlar artık tespihi çoğunlukla stres atmak, oyalanmak ya da sallamak için kullanıyor. Her şeyin asıl amacına uygun kullanılması gerektiği gibi tespih de yalnızca Allah’ı anmak için kullanılmalı. Ancak günümüzde tespihlerin bu anlamda uzak bir şekilde elde sallanması ya da arka cepte taşınması gibi davranışlar yaygın hale geldi. Herkesin tespihin anlamına ve amacına uygun bir şekilde hareket etmesi, bu manevi geleneğin özünü koruması açısından büyük önem taşıyor” diye konuştu.
“KUKA TESPİHLER MİKROPLARI BARINDIRMIYOR”
“Malatya’da tespihlere olan ilgi gerçekten büyük. Her kesimden insanın ya elinde ya da cebinde tespih var. Gençlerden yaşlılara, koleksiyonculardan hobi amaçlı alanlara kadar herkes tespihlere yoğun ilgi gösteriyor. Tespih fiyatları 500 liradan başlarken, bu fiyatlar 200-300 bin liraya kadar çıkabiliyor” diyen Kalaycı, “Tespihlerin tarihine baktığımızda, her birinin farklı bir anlam ve işlev taşıdığını görüyoruz. Osmanlı Devleti döneminde tespihlerin özel bir önemi vardı. Rivayete göre, padişahın huzuruna çıkan kişiler önce sıkma kehribar tespihlerle 45 dakika boyunca tespih çekerdi. Bunun sebebi, padişahı korumaktı. Çünkü padişahın yanına gelen herkes güvenilir olmuyordu. Bazı kişiler parmaklarına kristal zehir sürerek padişahla tokalaştıklarında bu zehri bulaştırabiliyordu. Ancak kehribar, bu zehirleri etkisiz hale getiren doğal bir özellik taşıyordu. Bu, tespihin sadece dini bir araç değil, aynı zamanda bir güvenlik aracı olarak da kullanıldığını gösteriyor. Mesela kuka tespihler de mikropları barındırmayan doğal bir malzemedir. Bu nedenle sağlık açısından da tercih edilen tespih türleri arasında yer alır. Örneğin, damla kehribarın manevi huzur verdiği, oltu taşının negatif enerjiyi uzaklaştırdığı söylenir” diye konuştu.
“ÇARŞI OLMAZSA İŞ OLMAZ, İŞ OLMAZSA AŞ OLMAZ”
Bir an önce iş yerlerine dönmeyi beklediklerini kaydeden Kalaycı, şunları dile getirdi:
“Bizim depremlerden önce yerimiz vardı. Maalesef yıkıldı. Şimdi bir konteynerdeyiz. İş yapamıyoruz. Satışımız yok. Bizler en kısa zamanda Malatya’mızın tekrar ayağa kalkmasını istiyoruz. Çarşı olmazsa iş olmaz, iş olmazsa aş olmaz. Yetkililerimiz 2025 yılının Malatya için bir milat olacağını söylüyor. Bizler bu sözlere inanıyoruz. Umarım bir an önce Malatya’mız ayağa kalkar da, bizler de eski işlerimize yeniden kavuşuruz. Şimdi bir konteynerin içinde işimizi sürdürmeye çalışıyoruz, fakat eski düzenimizi kurmak bir yana, doğru düzgün iş bile yapamıyoruz. Satışlarımız neredeyse durma noktasına geldi. Böyle bir ortamda geçinmek, hayatımızı sürdürmek oldukça zor. Malatya’da bizim gibi birçok esnaf aynı sorunlarla mücadele ediyor. Bizler, bir an önce Malatya’mızın tekrar eski canlı günlerine dönmesini, ekonomisinin yeniden canlanmasını istiyoruz. Çarşıların açılması ve esnafın işine geri dönmesi şart. Bu sadece esnaf için değil, tüm Malatya halkı için geçerli bir durum. Hepimiz, şehrimizin tekrar ayağa kalkacağı günü umutla bekliyoruz.”
muhabir: TAHİR ÖZÇELİK