Tescil sadece Hacı Haliloğlu’na

Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk olan Malatya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek coğrafi işaret tesciline sahip Malatya kayısısı için çarpıcı açıklamalarda bulundu. Malatya kayısısı” adıyla yapılan yanıltıcı satışlara karşı denetim ve yaptırım eksikliğinin markaya zarar verdiğini belirten ve herkesin bu değere sahip çıkması gerektiğini ifade eden Fevzi Çiçek, ayrıca coğrafi işaretin tüm kayısıyı değil yalnızca Hacı Haliloğlu çeşidini kapsadığını vurgulayarak, “Malatya kayısısında Hacı Haliloğlu çeşidinde coğrafi işaret var. Biz bu yönlü sahip çıkacağız” dedi.

GÜNDEM - 02-05-2026 09:50

Malatya Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Fevzi Çiçek, gazeteci Berkman Dulcan ve Malatya Sonmanşet gazetesi Yazı İşleri Müdürü Sinem Hatun Davut’un sunduğu Busabah TV YouTube kanalında yayınlanan “Haftanın Nabzı” programına konuk oldu.  

Programda Malatya kayısısı ve coğrafi işaret belgesi hakkında önemli değerlendirmelerde bulunuldu.

“BU ÇIKMAZDAN DUYARLILIKLA ÇIKACAĞIZ”

Öncelikle coğrafi işaret belgesinin tam anlamıyla değerlendirilip değerlendirilemediğine yönelik önemli çıkarımlarda bulunan Fevzi Çiçek,

“Normal şartlarda bu coğrafi tescil çok önemli bir konu. Ülkeler arasında artık bunlar çok önemli. Dünya genelinde geriye doğru izlenebilirliği sağlama adına Europe Gap, Global GAP dediğimiz gibi birçok sistemler var. Burada da coğrafi tesciller, özellikle bu telif hakkı gibi markalar konur. Şimdi biz bunları aldık. Bütün bu konuda ticaret yapacak kişilerin aslında bu logoyu kullanıp bunun hakkında bir telif hakkı, olası bir aksine bir meyve ya da ürün yakalandığında buna da bir yaptırım uygulanması lazım. Ama bugüne kadar bu yönlü bir şeyimizi açıkça değerlendirmedik, değerlendiremedik, bu bir kayıp. Çünkü Haziran ayının başında büyükşehirlerde kayısı, sofralık kayısı pazarlarken Malatya kayısısı diye pazarlıyor, henüz Malatya'da kayısısı yetişmemiş iken ama tüketici de bunu Malatya kayısısı olarak alıyor. Logosuna dikkat etmeden alıyorsa bunlar zaten bir kayıptır. Gerçekten bu çıkmazdan duyarlılıkla çıkacağız. Şimdi siz birilerine atıfta bulunarak bir kurum kuruluş illa buna sahip çıksın değil, eğer bu işle yapan, bu işte para kazanan, üretiminden ticaretine kadar bu süreci içerisinde bulan herkes duyarlılığını, sorumluluğunu bilip birlikte hareket etmesi lazım. Ben kendimi kurtarayım. ‘Bana ne’yle gittiğimiz nokta buraya geliyor. Yani ben ihracatımı yaparım, logo da çok önemli değil diyorsanız memleket adına sorumluluğu üstünüzden atıyorsunuz, sorumlusunuz bundan. Olası bu pazar kayıplarında başka ürünler Malatya kayısısı diye satılıyor ise müsebbibi siz oluyorsunuz. Bu toplumsal anlamda ciddi bir sorumsuzluk noktasına geliyor”

ifadelerine yer verdi.

“HERKES TAŞIN ALTINA ELİNİ KOYMALI”

Yurt dışından pirinç adı altında yapılan kayısı alım ve satımları içinde ayrı bir parantez açan Fevzi Çiçek,

“Diğer konuda yurt dışından hani pirinç ibare edildi, kayısı geldi iddiası çok çok büyük bir iddia. Normalde bu ticarette hiledir. Yani işlem yapılması lazım. Bugüne kadar bu tür iddiaya rağmen hiç işlem yapılmaması akla şu geliyor, yani çok dile getirmek istemiyoruz ama ya böyle bir vaka olmadı ya da olduysa birileri göz yumuyor. Her ikisi de suç. Ticaret Bakanlığı dahil, Gümrükler dahil bu işe bir şekilde müdahil olması lazım. Çünkü yalan yanlış beyan. Bu çok ciddi bir iddia. Eğer buna rağmen hiç işlem yapılmıyorsa o zaman çok daha vahim bir durumdur. Bunu yapan, yapılmasına göz yuman da bu anlamda memleket anlamında da ciddi bir sorumsuzluk taşıyor anlamına gelir.  Bana kalkıp bugün geri bu işi yapıp sonra da Malatya kayısısı hikayesi samimiyetsizliğine vurur. Aslında bir de günü kurtarma politikası yapıyoruz. Yani eğer bende bir sorun yok ise, ürünümü satabiliyorsam bunu hiç sorun olarak da dile getirmiyorum. Ne zaman ki darboğaz yaşadığımızda ortalığı velveleye veriyorsak bu sorumsuzluk.  Eğer bu memleket hala kayısıyla bir marka değeri, dominant ürünü sadece tarımsal ürün statüsünde olmayıp sosyal bir ürün statüsündeyse Malatyalıyım diyen, Malatya'da yaşayan sadece kayısı üreticisi değil herkesin bu konuya sahip çıkması lazım. Hiç kimse sorumluluğu üzerinden atmaması gerekiyor. İşte coğrafi tescil işareti dahil, pazarlarımızı kaybetmeme dahil, hile hurdayla katma ürünler dahil, adın ne korsan koy, yelpazesini genişletebildiğin kadar genişletirsin. Bu konuda bütün Malatyalı, Malatyalıyım diyor. Kaysıyla ilgili bir slogan geliştiriyor. Bir marka bulmaya çalışıyoruz. Herkesin sorumluluğu altında. Şimdi ben tekrar söylüyorum bunu bakın bir zirai don, zirai afet yaşandığında, kayısı yandığında ilgili ilgisiz bütün kurum kuruluşlar, STK’lar hemen o konuda bir açıklama yapılıyor. Normal stabilizeye döndüğünde, stabil duruma geçtiğinde, normale döndüğünde ortada kimseyi bulamıyorsun. Bugün geldiğimiz noktada bu noktada geliyor. Dolayısıyla kaysı sektörünü sadece bir kuruma, kuruluşa ya da üniversiteye yıkmak doğru bir yaklaşım değil. Herkes taşın altına elini koymalı. Çünkü herkes bu anlamda sorumludur. Hatta en ufak bir şeyde hemen basın yoluyla şöyle oldu, böyle oldu demek dahi düşünmeden amaca farklı ifade edecek. O bile doğru olmayabilir. Çünkü bu farklı yerlerde farklı anlaşılabilir. Konu sadece Malatyalının sorunu ama sorun sadece Malatya coğrafyasında yaşanan bir sorun değil. Yani eğer bugün ülkenin herhangi bir ilinde Sinop'undan Adana'sına, Manisa'sından, Denizli’sine, Bursa'sına, Van'ına kadar herhangi bir yerde Malatya'dan üretilen kayısı olmamasına rağmen Malatya kayısısı olarak ticarete konu ediliyor, slogan atılıyor, satılıyor ise orada da bunun müdahale edilmesi lazım. Şimdi bizim demek istediğim coğrafi işaretteki espri bu zaten. Şimdi Malatya'da zaten Malatya kayısısı satılır. Buradaki erkler belki siyasi anlamda da bakanlıklara bu durumda o illerin bütün teşkilat bakanlık düzeylerinde ve bakanlıkların dolayısıyla da taşra düzeylerinde bütün Türkiye genelinde bu hamle yapılması gerekiyor. Şimdi siz Malatya'da kaldığınız sürece ziraat fakültesi işte valilik, ticaret sanayi odası, ticaret borsası. Şimdi bahsettiğimiz illerin herhangi bir yerinde Malatya kayısısı olmayan bir kayısıyı Malatya kaysısı olarak sattığında gidip buradan koştura koştura oradan yakalama şansı yok. Oradaki ilgili kurum buna müdahale etmesi lazım. Bunun için de etkin bir şekilde etkili olması gerekiyor. Nedir? Bunun yolu da bana göre siyasetten geçiyor. Yani siyasette gerekirse ilgili bakanlıklarla irtibat kurup bu etkinliği, bu pozitif bir ayrımcılığı diğer illerde gerçek anlamda kullanılması, bu memlekete de bunun artı değerinin sağlanması için mücadele edilmesi gerekir”

diye konuştu.

Konuyu değerlendiren Sinem Hatun Davut ise,

“Öncelikle Malatya kayısısı korunmalı. Bu çok güzel, çok ciddi bir marka. Bu markaya sahip çıkmamız gerekiyor her anlamda. Ama biz maalesef sanki olayın bilincinde değiliz. Sanki kayısı ömürlük bizimle gibi davranıyoruz”

dedi.

Berkman Dulcan ise konu için,

“Kayısıyı bir ambulans olarak düşündüğümüzde ambulansa kendi hastan varsa yol veriyorsun. Kendi hastan yoksa genelde bana neci davranıyorsun. Oysa hasta herkesin hastası. Herkesin yol vermesi gerekiyor. Herkesin o konuda endişe duyması gerekiyor. Sadece hastanız olduğu zaman endişe duymamanız gerekiyor. Bizde dediğiniz gibi sadece işte bir zira don oldu bütün muhalefet partileri başta olmak üzere milletvekilleri vesaire hemen bir birlik oldular, hemen bir basın bülteni ama biz bunu uzun zamandır dile getiriyoruz. İşte coğrafi işaret konusunda denetimci maalesef asıl söz konusu Ticaret ve Sanayi Odası. Onun koordinatörlüğünde Ziraat Odaları Birliği, Tarım İl Müdürlüğü, üniversitenin ziraat mühendisliği, bunlara denetim adı altında, mekanizması altında iş düşüyor. Ama denetim yapması gereken kurumlardan bir açıklama gelmiyor. Biz muhatap bulamadığımızda Vali Seddar Yavuz'a elimizi açıyoruz veya sayın valim siz ilgilenin ama bunlar sadece sayın valimizin ilgileneceği veya sadece bir bireyin ilgilenebileceği bir şey değil. Sivil toplum kuruluşlarının, bürokratların, oda başkanlarının herkesin bir ve birlik içerisinde bu konulara ağırlık vermesi gerekiyor diye düşünüyorum”

şeklinde konuştu.

TESCİL SADECE HACI HALİLOĞLU’NA

Coğrafi işaret ile ilgili bilinen yanlışı da düzelten Fevzi Çiçek, son olarak şu sözlere yer verdi:

“Coğrafi işareti Hacı Haliloğlu çeşidi üzerinde aldık. Dünyadaki bütün kayısılar sadece bize ait. Biz bunun coğrafyası bize ait gibi bir yanılgıya düşmüş olmayalım. Burada bir düzeltme yapalım, Hacı Haliloğlu çeşidi kurutmalık ve sofralık olarak tüketmesi anlamında Malatya kayısısı yani tescil, coğrafi tescil aldı. Diğer ürünlerde, diğer bölgelerde bahsettiğimiz gibi kayısılar yetişiyor. Şu an baktığımızda her ne kadar kurutmalık olarak 4 be tane çeşit sayabiliriz ancak kaysıda, işte Kaba Aşı, Hacı Haliloğlu falan filan, oysa dünyada 300'ün üzerinde kayısı çeşidi var. Her bölgeye adapte olmuş. O bölgenin iklim faktörlerine göre sirayet etmiş mi? Diyoruz ya bazen Malatya kayısısı işte atıyorum İran'da, Afganistan'da, Özbekistan'da üretilen kayısılar Malatya kayısısı tutmaz derken aynı çeşit değil. Farklı çeşit olduğu için rengi, şekli, aroması, şeker oranı bunlar farklı farklı, çeşitten kaynaklı, iklim faktörlerinden kaynaklı. Dolayısıyla Malatya kayısısında Hacı Haliloğlu çeşidinde coğrafi işaret var. Biz bu yönlü sahip çıkacağız. Bir de burada şunu söylerken aslında şunu söylüyorum yani ifade etme, bunu netleştirmek lazım şimdi Malatya eğer marka ise her türlü kayısıyı Malatya kayısısı diye satılıyor ise buna müdahale etmemiz lazım diyoruz, olay böyle. Bizde henüz daha yetişmemiş bir coğrafyada kalkıp da efendim bu da işte bizde nedir? 15 Temmuz'da kayısı piyasaya gelir, soframıza gelir, taze kayısımız.  Eğer Haziran ayında birileri Malatya Kayısısı diye bir yerlerde bir ürün pazarlıyorsa buna müdahale etmemiz lazım. Bununla ilgili yaptırımların olması lazım. Yasal mevzuatlar buna cevap veriyor, yeter ki siz takip edin.”

HANİFE SARI

 

 

Günün Diğer Haberleri