Piyasa Kontrol Altına Alınmalı

Asgari ücret görüşmelerinde iyi bir rakamın ortaya çıkacağını düşündüklerini ifade eden Tüketici Danışmanı Ali Düzova, görüşmeler yapılırken, hükümetin de gıda, mal ve hizmet fiyatlarındaki artışa karşı önlem alması gerektiğini söyledi. Düzova, ancak bu şekilde çalışanların yaşam standardının yükseltileceğini dile getirdi.

GÜNDEM - 15-12-2024 10:54

Geçtiğimiz gün başlayan asgari ücret görüşmelerinde herhangi bir rakam dile getirilmese de gözler 16 Aralık’ta gerçekleştirilecek olan ikinci görüşmeye çevrildi. Bu görüşmede de net bir rakamın ortaya çıkması beklenmezken, Tüketici Danışmanı Ali Düzova, Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak, asgari ücretin iyi oranda iyileştirilmesi gerektiğini söyledi.

Asgari ücret görüşmelerinin önceki günlerde başladığını hatırlatan Düzova, ancak görüşmelerde henüz kesin bir rakam telaffuz edilmediğini ifade edildi.

“PEK ÇOK MAL VE HİZMETE DE ZAM GELİYOR”

Asgari ücretle çalışanların yaşam standartlarının yükseltilebileceğini belirten Düzova şunları kaydetti:

“Görüşmelerin bu ayın son haftasında sonuçlanması ve net bir rakam açıklanması bekleniyor. Ancak belirlenecek yeni asgari ücretin, en azından açlık sınırının üzerinde ve geçim şartlarını iyileştirecek seviyede olması büyük önem taşıyor. Her yıl asgari ücrete zam yapıldığında, başta temel gıda maddeleri olmak üzere pek çok mal ve hizmete de zam geliyor. Bu durum, asgari ücret artışının etkisini büyük ölçüde azaltıyor ve çalışanların alım gücünde kayda değer bir iyileşme sağlanamıyor. Dolayısıyla yapılan zamlar, ne yazık ki beklenen faydayı sağlamaktan uzak kalıyor. Bu nedenle, asgari ücret zam görüşmeleri yapılırken, hükümetin de piyasadaki mal ve hizmet fiyatlarındaki artışları kontrol altına alacak mekanizmalar oluşturması gerektiği kanaatindeyiz. Temel tüketim ürünlerinden barınma ve ulaşım gibi temel hizmetlere kadar geniş bir yelpazede fiyat artışlarının frenlenmesi, asgari ücret zammının çalışanlara gerçek anlamda yarar sağlamasını mümkün kılacaktır. Aksi takdirde, asgari ücretle beraber gıda, mal ve hizmetlere yapılan her zam, beraberinde daha yüksek yaşam maliyetlerini getirerek çalışanların ekonomik durumunu iyileştirmek yerine, daha da zorlaştırabilir. Bu nedenle, ücret artışlarıyla birlikte enflasyonla mücadele ve piyasadaki dengesiz fiyat artışlarını önleyici adımlar atılması elzemdir. Ancak bu şekilde, yapılan zamlar toplumsal refahı artırıcı bir etki doğurabilir ve çalışanların yaşam standartlarını yükseltebilir.”

“YUMURTANIN TANESİ NEREDEYSE 10 TL’YE ÇIKTI”

Gıda fiyatlarının artması yaşam maliyetini dayanılmaz bir seviyeye çıkardığını ifade eden Düzova, “Son dönemde gıda fiyatları, kiralar ve temel ihtiyaçlara yönelik tüm harcamalar hızla arttı. Bu durum, geniş kitleler için yaşam maliyetini dayanılmaz bir seviyeye çıkarıyor. Özellikle dar gelirli aileler, artan fiyatlar karşısında temel ihtiyaçlarını karşılamakta büyük zorluk yaşıyorlar. Ekonomideki bu olumsuz gelişmelerin etkisi, toplumun her kesiminde derin bir şekilde hissediliyor. En basit örnek olarak, kahvaltı sofralarının vazgeçilmezi olan yumurtanın tanesinin 10 liraya kadar yükselmesi gösterilebilir. Yumurta, temel ve uygun fiyatlı bir gıda maddesi olarak bilinirken bu denli yüksek fiyatlara ulaşması, gıda enflasyonunun ne kadar ciddi boyutlara vardığını gözler önüne seriyor. Üstelik yumurta örneği, artış gösteren binlerce ürün arasında yalnızca bir tanesi” diye konuştu.

“MALİYETLER YÜKSELİYOR”

Gıda fiyatlarının yükselme nedenlerini söyleyen Düzova, “Bunun başlıca nedenleri arasında petrol, elektrik ve doğal gaz gibi enerji kaynaklarındaki fiyat artışları yer alıyor. Bu temel girdilerdeki artış, tarımdan sanayiye kadar birçok sektörü doğrudan etkileyerek maliyetleri yükseltiyor. Ayrıca, asgari ücrete yapılan zamlar da işletmelerin maliyetlerini artırıyor, bu da ürün ve hizmet fiyatlarına zam olarak yansıyor. Tedarik zincirindeki aksaklıklar, kur dalgalanmaları ve küresel ekonomik belirsizlikler de fiyat artışlarını hızlandıran diğer önemli etkenler arasında bulunuyor. Üreticiler ve satıcılar, maliyetlerin düşmesi halinde fiyatların da düşeceğini söylüyorlar. Ancak pratikte, fiyatlar kolay kolay geri çekilmiyor ve bu da vatandaşların satın alma gücünü daha da zayıflatıyor” şeklinde konuştu.

“ETKİLİ DÜZENLEMELER YAPILMALI”

Kira fiyatlarının yüksekliğine de değinen Düzova, sözlerine şöyle devam etti:

“Kira fiyatlarındaki artış, toplumun geniş kesimlerini etkileyen önemli bir ekonomik sorundur. Tüketiciler, kira fiyatlarına doğrudan müdahale edememekte, bu konuda bireysel düzeyde alabilecekleri tedbirler oldukça sınırlı kalıyor. Temel yaşam ihtiyaçlarından biri olan konut, gıda gibi boykot edilemez ve ertelenemez nitelikte olduğundan, bireysel protestolar bu alanda etkili olmuyor. Bu ciddi sorunun çözümü, yalnızca hükümetin değil, tüm siyasi partilerin ve ilgili kurumların ortak sorumluluğudur. Kira fiyatlarının kontrol altına alınması için iktidar ile muhalefetin bir araya gelerek acil ve kapsamlı politika önerileri geliştirmesi gerekiyor. Piyasalardaki fiyat artışlarını frenlemek, ekonomik istikrarı sağlamak ve vatandaşların temel yaşam standartlarını korumak amacıyla etkili düzenlemeler yapılmalı. İktidar ve muhalefetin, ideolojik farklılıklarını bir kenara bırakarak toplumsal fayda için ortak bir zeminde buluşmaları elzem. Mecliste kapsamlı yasal düzenlemeler yaparak, konut piyasasında dengeyi sağlayacak önlemleri hayata geçirmeleri gerekir. Bu önlemler arasında kira artışlarına yönelik yasal üst sınırlar belirlemek, sosyal konut projelerini hızlandırmak ve kiracı haklarını koruyan düzenlemeleri güçlendirmek gibi adımlar yer alabilir. Eğer siyasi partiler enflasyonla mücadelede ortak bir irade göstermez ve yalnızca birbirlerini suçlayarak zaman kaybederlerse, mevcut sorun daha da derinleşecektir. Ancak birlik ve beraberlik içinde hareket edilirse, kira fiyatlarındaki kontrolsüz artışlar önlenebilir ve toplumun geniş kesimlerinin yaşam kalitesi korunabilir.”

“ARZ VE TALEP DENGESİ BOZULUR”

Serbest piyasa ekonomisine de değinen Düzova, “Serbest piyasa ekonomisi, teoride mal ve hizmetlerin arz ve talep dengesine göre fiyatlandırıldığı, satıcıların ürünlerini serbestçe sunabildiği ve alıcıların istedikleri gibi satın alım yapabildiği bir sistemdir. Ancak, günümüzde bu anlayışın pratikte tam anlamıyla işlediğini söylemek zordur. Özellikle ‘Satıcı ürününü istediği kişiye satabilir’ gibi ifadeler, serbest piyasanın temel ilkeleriyle çelişir. Zira serbest piyasanın esası, rekabetin adil bir şekilde sürdürülmesi ve piyasa oyuncularının fırsat eşitliğine sahip olmasıdır. Rekabet ortamının bozulması, serbest piyasa ekonomisinin etkinliğini zayıflatan en önemli unsurlardan biridir. Tekelci yapılar, kartel anlaşmaları ve piyasa manipülasyonları, serbest piyasanın sağlıklı işlemesini engeller. Böyle bir ortamda, arz ve talep dengesi bozulur ve fiyatlar yapay bir şekilde yükselir veya düşer” diye konuştu.

 

muhabir:TAHİR ÖZÇELİK

Günün Diğer Haberleri