Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) tarafından gerçekleştirilen ‘Mutlu Et’ Projesi kapsamında Malatya’da yaklaşık 70 lösemili ve kanserli hastaya et dağıtımı gerçekleştirildi. Mutlu Et Projesi kapsamında öncelikle Malatya Kent Konseyi’nde lösemi ve kanser hastaları ile yakınlarına Kanser Hastalarında Sağlıklı Beslenme hakkında bir konferans verildi.
Kanser hastalarında beslemenin önemi hakkında bilgi veren Diyetisyen Selma Barut,
“Kanser tedavisi gören bireylerde metabolizma hızlanır, enerji ve protein gereksinimi artar ve bağışıklık sistemi baskılanabilir. Bu nedenle beslenme, tedavi sürecinin ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir. Yeterli ve dengeli beslenme; tedavi toleransını artırır, enfeksiyon riskini azaltır, kas kaybını önler ve yaşam kalitesini yükseltir. Bu bilimsel gerçekler, besin seçimlerimizin doğrudan vücudun işleyişini etkilediğini gösterir. Bu nedenle çoğu uzman tarafından "biz ne yiyorsak oyuz" yaklaşımı, kanser tedavisinde daha da anlam kazanır. Kanser tedavisi sürecinde yeterli ve dengeli beslenme, tedaviye toleransı artırır ve yan etkileri hafifletir. Yetersiz veya dengesiz beslenme yani malnütrisyon, kas kaybı (sarkopeni), bağışıklık fonksiyonlarında bozulma ve enfeksiyon riskinde artış gibi olumsuz sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle protein ve enerji alim, vücudun doku onanımı, bağışıklık desteği ve tedavi yan etkileriyle başa çıkma mekanizmaları için kritik öneme sahiptir. Bilimsel rehberler, kanser hastalarında doğru beslenmenin tedavi başarısı ve yaşam kalitesini artırmada vazgeçilmez olduğunu vurgulamaktadır”
şeklinde konuştu.
“BESLENME TEDAVİ SÜRECİNDE KRİTİK ÖNEME SAHİPTİR”
Kanser tedavisi sırasında metabolik hız, enerji ve protein gereksiniminin arttığını dile getiren Diyetisyen Barut,
“Çocuklarda büyüme ve gelişme devam ettiği için beslenme, tedavi sürecinde kritik öneme sahiptir. Kanser tedavisi sırasında metabolik hız, enerji ve protein gereksinimi artar. Yetersiz veya dengesiz beslenme (malnütrisyon) büyüme geriliği, kas kaybı ve bağışıklık fonksiyonlarının bozulmasına yol açabilir. Özellikle çocuklarda doku onarımı, kas kütlesinin korunması ve bağışıklık fonksiyonlarının desteklenmesi için yeterli protein alımı önemlidir. Önerilen kaynaklar: Yumurta, tavuk, balık, hindi, yoğurt, peynir gibi süt ürünleri, mercimek, nohut gibi kuru baklagilleri. Enerji ihtiyacı tedavi sürecinde arttığı için kaliteli karbonhidrat kaynaklan tercih edilmelidir. Önerilen kaynaklar: Tam tahıllar (tam buğday ekmeği, tam buğday makarna, bulgur, esmer pirinç), yulaf ve yulaf ezmesi, kepekli veya tahıllı ürünler, kinoa, karabuğday, sebzeler. Kaliteli yağlar, özellikle omega-3 yağ asitleri, kanser tedavisi gören çocuk ve yetişkinlerde iltihaplanmayı azaltmaya yardımcı olan, bağışıklık fonksiyonlarını destekleyen ve kas kaybını (kansere bağlı kaşeksi) yavaşlatabilen önemli besin öğeleridir. Omega-3'ler hücre zarlarının yapısına katılır, anti-inflamatuar (iltihap karşıtı) etkileri sayesinde vücuttaki stres yanıtını azaltır ve tedavi sürecinde daha iyi bir iyilik hali sağlar. Ayrıca iştah düzenlenmesine ve enerji dengesine katkıda bulunabilir. Önerilen kaynaklar: Ceviz, keten tohumu, chia tohumu, avokado, zeytinyağı”
ifadelerine yer verdi.
“RAFİNE ŞEKER VE İŞLENMİŞ GIDALARI SINIRLAYIN”
Pratik beslenme önerileri hakkında da bilgi veren Diyetisyen Barut,
“Enerji ve protein alımına dikkat edin: Her öğünde yeterli miktarda protein içeren besinler tüketin (yumurta, tavuk, balık, baklagiller, süt ürünleri). Ara öğünlerde kuruyemiş, yoğurt veya ev yapımı smoothielerle enerji desteği sağlayın. Anti-inflamatuar besinleri tercih edin: Omega-3 açısından zengin gıdalar (somon, sardalya, keten tohumu, chia tohumu) ve zeytinyağı kullanın. Yağlı tohumlar (ceviz, badem, fındık) inflamasyonu azaltmaya yardımcı olur. Karbonhidratları doğru seçin: Kompleks karbonhidratlar tercih edin: tam tahıllar, yulaf, bulgur, esmer pirinç, patates. Rafine şeker ve işlenmiş gıdaları sınırlayın. Meyve ve sebzeleri ihmal etmeyin: Günde en az 5 porsiyon renkli sebze ve meyve tüketin. Antioksidan, vitamin ve mineral desteği sağlar; bağışıklık sistemini destekler. Sıvı alımına özen gösterin: Günlük yeterli su tüketmeye özen gösterilmelidir. Sıvı alımı, kabızlık ve yorgunluk riskini azaltır, metabolizmayı destekler. Tuz ve İşlenmiş gıdaları sınırlayın: Fazla tuz ve işlenmiş gıdalar inflamasyonu artırabilir ve besin yoğunluğunu düşürür. Küçük, sık öğünler uygulayın: İştahsızlık veya yan etkiler varsa 3 ana öğün + 2-3 ara öğünle enerji ve besin alımını dengeleyin. Gıda güvenliğine dikkat edin: Bağışıklığı baskılanmış hastalarda iyi yıkanmış sebze/meyve ve pişmiş gıdalar tercih edilmelidir”
diye konuştu.
“GIDA GÜVENLİĞİ TEDAVİ BAŞARISI AÇISINDAN KRİTİK BİR ÖNCELİKTİR”
Son olarak gıda güvenliğinin önemine dikkat çeken Diyetisyen Barut,
“Kanser tedavisi gören bireylerde (kemoterapi, radyoterapi, kemik iliği örgüt nakli vb.) bağışıklık sistemi baskılanabilir, bu dönemlerde gıda kaynaklı enfeksiyon riski anlamlı şekilde artar. Bu nedenle gıda güvenliği, tedavi başarısı açısından kritik bir önceliktir. Burada güvenli gıda uygulamalarından bahsetmek istiyorum. Elleri sabun ve ılık su ile en az 20 saniye yıkayın. Çiğ et, tavuk, balık ve kabuklu deniz ürünlerini iyi pişirin; iç sıcaklığın güvenli seviyeye ulaşmasına dikkat edin. Çiğ veya az pişmiş yumurta içeren gıdalardan (mayonez, ev yapımı soslar) kaçının. Pastorize edilmemiş süt ve sut ürünlerini tüketmeyin. Sebze ve meyveleri akan su altında iyice yıkayın, gerekirse sebze fırçası veya soyma yöntemleri kullanın. Açık büfe, sokak satışı ve paketlenmemiş gıdalardan uzak durun. Gıdaların son kullanma tarihine dikkat edin ve şüpheli gıdaları tüketmeyin. Kanser tedavisi sürecinde vücutta hem metabolik hem de fizyolojik değişiklikler meydana gelir. Kemoterapi ve radyoterapi, hücre yenilenmesini hızlandırır ve vücudun enerji ile protein kullanımını artırır. Tedaviye bağlı iştahsızlık, bulantı, kusma, ağız yaraları ve tat değişiklikleri, günlük besin alımının azalmasına yol açabilir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi daha fazla çalıştığı için vitamin ve mineral ihtiyacı artar. Bu nedenle enerji, protein, vitamin ve mineral alımı, doku onarımının sağlanması, bağışıklık fonksiyonlarının korunması ve tedaviye yanıtın iyileştirilmesi açısından kritik önem taşır”
açıklamasında bulundu.
Program soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. Programın ardından Mutlu Et projesi hakkında bilgi verilerek Malatya’da yaklaşık 70 lösemili ve kanserli hastaya et dağıtımı gerçekleştirildi.
MUTLU ET PROJESİ NEDİR?
“Mutlu Et Projesi” ile Türkiye'nin dört bir yanındaki aileler taze kırmızı etle buluşuyor. Kurban Bayramı'nda bağışçıların vekaleten yaptığı kurban bağışlarını, yıl boyunca 81 ilde ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılıyor. On binlerce bağışçı, lösemili ve kanserli çocuklar ile yetişkin hastalara ulaşması için LÖSEV'e destek olarak bu emanetleri bırakıyor. LÖSEV bu emanetleri, en taze haliyle, en güvenilir şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyor.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ