6 Şubat depremlerinin ardından yerle bir olan Malatya hakkında önemli değerlendirmelerde bulunan Mimarlar Odası Malatya Şube Başkanı Yunus Emre Fidanel, müteahhitlerin üzerine çok gidildiğini kaydederek Malatya çarşısı hakkında dikkat çeken söylemlere imza attı.
Türkiye'nin bir deprem ülkesi olduğuna vurgu yapan Fidanel, artık depremin ne zaman olacağı konusunda yapılan konuşmaların beyhude olduğunu kaydederek olması muhtemel depremlere karşı hazırlık yapılması gerektiğinin altını çizdi.
“GÜVENLİ BİNALAR İNŞA ETMELİYİZ”
Her an deprem olacakmış gibi güvenli binaların inşa edilmesi gerektiğin söyleyen Fidanel, “Fay hatları maalesef bizim bölgemizden geçiyor. Karadeniz üzerinden Marmara’ya doğru uzanıyor. Deprem olacak mı, hangi büyüklükte olacak, hangi illeri vuracak konularını konuşmak yerine depreme hazırlık yapmak gerekiyor. Depreme dayanıklı binalar inşa etmemiz gerekiyor. Avrupa, Amerika veya Japonya’da da deprem oluyor orada insanlar deprem ne zaman olur diye endişe etmiyor. Deprem her ana olacakmış gibi hazırlık yapıyorlar. Yapılarını depreme göre inşa ediyorlar ve depremden korkmuyorlar. Her zaman söylediğimiz bir söz var; deprem öldürmez, binalar öldürür. Bu anlamda Malatya’mızın 24 Ocak Sivrice depreminden bu yana 6 Şubat depremleri ile birlikte ciddi sıkıntılar yaşadığını biliyoruz bundan sonraki süreçte Bingöl Hattının Malatya’ya ne kadar zarar verip, vermeyeceğini konuşmak yerine veya yarın bir deprem olacak mı sorularını konuşmak yerine biz artık her an deprem olacakmış gibi güvenli binalar inşa etmeliyiz” şeklinde konuştu.
“VATANDAŞLARIMIZIN MÜSTERİH OLMASINI İSTİYORUZ”
Binalarda yorulma gibi bir durumun söz konusu olmadığını dile getiren Fidanel, “6 Şubat depremlerinden sonra sahada il dışından İTÜ, Yıldız Teknik Üniversitesi, KATÜ ve Bilkent Üniversitesinden gelen profesör hocalarımızla ile beraber her hafta düzenli olarak farklı ekiplerle sahada gezdik. Ağır, orta ve az hasarlı binaların tespitinin yapılması bu yapıların neden bu kadar hasar aldığını tespiti anlamında sahada ciddi incelemelerde bulunduk. Hocalarımızdan binada betonarmede yorulma diye bir durumun olmadığını öğrendik. Eğer böyle bir durum olsaydı 6 Şubat’ın ardından meydana gelen artçılarda az hasarlı binaların orta hasara dönmesi gerekirdi. Orta hasarlı bina yaralı demek o binalar artçı depremlerde ağır hasara dönmüş olabilir ama az hasarlı bina depremde yara almamış bina demektir ve onun orta veya ağır hasara dönmemesi bizim için kafidir. Bu anlamda vatandaşlarımızın müsterih olmasını istiyoruz” ifadelerine yer verdi.
“DEVLETİMİZ BURADA DOĞRU BİR HAMLE YAPTI”
Doğru yapılan güçlendirmelere karşı olmadıklarını kaydeden Fidanel, “Depremin ilk gününden sonra Sayın Cumhurbaşkanımız ‘Orta hasarlı binaları ağır hasar kapsamında yıkacağız’ dedi. Bunu söyleyen Sayın Cumhurbaşkanımız şunu biliyor eğer güçlendirme hakkıyla yapılırsa binanın sağlam olabileceğini biliyor ama kimlerin nasıl yaptığını da iyi bildiği için yapım şekline ve malzemesine güvenmediği için orta hasarlı binaların ağır hasar kapsamına geçmesini düşündüler. Devletimiz burada doğru bir hamle yaptı, biz orta hasarlı binaların güçlendirilme konusuna doğru yapılan bir güçlendirme ise asla karşı değiliz. Orta hasarlı bir bina güçlendirilirse depremden önceki halinden çok daha sağlam bir hale gelebilir. Bunlar profesör hocalarımızla gerçekleştirdiğimiz toplantılardan edindiğimiz bilgiler. Yanlış malzeme, yanlış zemin, yanlış imar, yanlış işçilik ve yanlış betondan dolayı zarar aldık. Yani birçok konu bir araya geldi ve bu kadar hasar aldık. Malatya’mızın yüzde 45’ini kaybettik. Güçlendirmede de aynı konu var yine işçilik ve malzeme ile yapılıyor ve bunların şu an doğru yapılmadığını düşünüyoruz. Çok sağlam yapılanlar var ama bir o kadarda yanlış malzeme ve yanlış işçilik ile yapılan güçlendirilmiş binalar var. Biz uyarıyoruz, Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğünün bir an önce o binaları tespit edip o binaların güçlendirmelerini durdurmaları gerekiyor. Güçlendirme dediğimiz durum binaya cerrahi bir müdahaledir. Şu an Malatya’da güçlendirme çalışmalarına bakıyorum yarısı doğruysa en az yarısı da yanlış gidiyor. Çok ucuz malzemeye kaçıyorlar” söyleminde bulundu.
“YAPI DENETİM BU İŞİ NE KADAR BİLİYOR”
Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğünün yapı denetimlere ciddi bir eğitim verip o şekilde yapıların kontrol edilmesi gerektiğini belirten Fidanel, “Normalde kağıt üstünde bir denetleme var. Yapı denetimler bu güçlendirilen binaları denetliyor ama yapı denetim bu işi ne kadar biliyor. Malatya başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde hiç kimse güçlendirme görmedi. Türkiye genelinde sadece 3-5 firma vardı bugün bir anda 300-500 firma oldu. Bu demek oluyor ki insanlar burada bir rant gördü, şirket açtı, yanlış malzeme ve yanlış işçilik ile bir şekilde bu işi yapmaya başladılar. FRP uygulaması dediğimiz bir uygulama var. Kolon ve kirişlere siyah bir karbon malzeme sarılıyor. Bu kiriş ve kolonlara sarılan karbon elyafın kolonun patlamamasını sağlaması gerekirken şu an bazı binalarda karbon elyaf daha deprem olmadan beton ile bağlantısı kesilmiş ve düşmeye başlamış. Biz bu malzemeye güvenerek binanın ayakta kalmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu intihar demek maalesef insanlarımızda biraz unutkan belki 3 yıl sonra artık orta hasarlı bina konularını konuşmayacağız. İnsanlar da bu binalarda oturacak. Bu konuda Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğünün yapı denetimlere ciddi bir eğitim verip o şekilde yapıları kontrol ettirmesi gerekiyor” diye konuştu.
“MÜTEAHHİTİN BİR SUÇU YOK”
Binalarda kullanılan beton standartlarına değinen ve bu noktada müteahhitlerin herhangi bir suçunun olmadığını vurgulayan Fidanel, “Denetleme sistemi zayıf olduğu ve çalışmadığı için biz yeni binada bu kadar hasar aldık. Bostanbaşı’nı kaybettik, en yaşlı bina 10 yaşında. Bostanbaşı’nın yarısından fazlasını kaybettik. 40 bin kişi yaşıyordu şimdi 4 bin kişiye düşmüş. Ağır hasarlı yeni binalardan aldığımız karotlarda C12, C14, C13, C18, 6 kolondan numune alınmış ortalaması C18 çıkmış. Ruhsatında en az C30 olmalı. En az C30 olması gerekende C35. Bunun nedeni de denetleme mekanizmasının çalışmaması. Bu konuda müteahhitlerin suçunun olmadığını düşünüyorum. Müteahhit gözü ile betonun hangi standartta olduğunu bilemez. Buradaki sorumlu beton firması ve betonu denetleyen laboratuvarlardır. Burada müteahhittin bir suçu yok. Şu an dökülen betonlarda da aynı problem devam ediyor. 5 Şubat 2023 tarihinde yaşanan sıkıntıların tamamı 6 Şubat’ın üzerinden 20 ay geçmiş halen devam ediyor. Sahada biz bunları gözlerimizle görüyoruz. Beton dökülürken numune alınıyor, laboratuvarlara götürülüyor belli bir beklene donma süresi var o süre sonunda kırım testi yapılıyor ve ardından rapor düzenleniyor. Karotta C12 çıkan betonun savcılık tarafından laboratuvarda çıkan sonuçları isteniyor kağıtta C35-40 yazıyor. Burada müteahhitlerin üzerine çok gidildi, haksızlık edildiğini düşünüyorum. Çünkü müteahhittin de bu konuda suçu yok C30 parası veriyor ama beton firması C12 beton döküyor” ifadelerine yer verdi.
“BU GÜÇLÜ BİR SİSTEM DEĞİL”
Kontrol mekanizmasının daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için denetlemelerin ciddi anlamda artırılması gerektiğine dikkat çeken Fidanel, “Malatya’da 26 yapı denetim var. İşler artık havuz sistemi ile atanıyor. Yaklaşık 3-4 senedir bu şekilde deva ediyor önceden müteahhit gibi kendi yapı denetim şirketi ile anlaşabiliyordu. Şimdi atama ile yapı denetimler inşaatlara atanıyor. Yapı denetim inşaatı denetliyor, Çevre, Şehircilik İl Müdürlüğü de yapı denetim firmasını denetliyor. Belli aralıklarda sahada inşaatları gezip yapı denetim şirketini çağırıp aksaklıklar varsa bununla ilgili ceza kesiyor. Böyle bir sistem var ama bu güçlü bir sistem değil. Malatya’da 3 yapı denetim firması bir yıl iş alamama cezası aldı. Burada kontrol mekanizmasının daha sağlıklı bir şekilde ilerlemesi için denetlemelerin ciddi anlamda artırılması lazım” dedi.
“ANKARA TARAFINDAN BÖYLE BİR PROJE DAYATILDI”
Malatya için Ankara tarafından ruhsuz, kent hafızasından ve şehrin kültürel yapısından uzak bir proje hazırlandığını dile getiren Fidanel “Depremden sonraki süreçlerde bizler Mimarlar Odası olarak kendi sorumluluğumuz gereği Malatya’nın yeniden planlaması noktasında elimizi ciddi anlamda taşın altına koyduk. Birçok konuda çözüm önerileri sunduk. Bunları hem dosya şeklinde bakanlara ilettik hem de her toplantı da sözlü bir şekilde ifade ettik. Ama maalesef bunlar dikkate alınmadı. Dikkate alınmadığı da sahadaki çalışmalardan belli. Bir betonarma binanın yaklaşık ömrü 50 yıl, çarşı merkezindeki binaların yüzde 70’i ömrünü tamamlamış binalardı. 24 Ocak depreminde biz bunu yaşadığımız için bu tecrübe ile 4 yıl boyunca 6 Şubat’a kadar defaatle açıklamalarımız var. Bazı mahallelerin isimlerini verdik. Bu mahallelerin hızlıca yerinde dönüşüm yapılmasını dile getirdik. Bu mahallelerimizin hiçbiri şu an yok. Bütün ölüm ve yıkımlar o mahallelerde oldu. Biz mahalle mahalle isim verdik çünkü binaların yaşlarını biliyoruz. Nasıl yapıldığını, kolon kriş sisteminin neye göre yapıldığını biliyoruz bunlar söyledik ama gerçekleştiremedik. 6 Şubat depreminden sonra daha seyreltilmiş daha vizyonel bir proje ile çarşı merkezinin ayağa kaldırarak Malatya’nın 100-200 yılını şekillendirecek bir mimari proje ile yola devam etmeliydik. Yeşil alanlarlar, geniş meydanalar, geniş yollar, ekolojik binalar bunların tamamının bir bütün şeklinde çalışılıp ona göre proje hazırlanması gerekiyordu, maalesef bugün çarşıya gittiğinizde veya birkaç yıl sonra inşaatlar bittiğinde çarşı merkeze gittiğinizde burada üstünüze gelen koca koca beton kütlelerinin olduğunu göreceksiniz. Ruhsuz, kent hafızasından uzak Malatya’nın kültürel yapısından uzak bir proje hazırlandı. Ankara tarafından böyle bir proje dayatıldı yerelde sorumlu hiçbir meslek odası, bilim insanı, dernek, STK dikkate alınmadı ve bugün proje ortada” açıklamasında bulundu.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ