Duruş Medya’yı ziyaret ederek hayırlı olsun temennisinde bulunan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) MYK Üyesi Mesut Samanlı burada basının öneminden bahsetti. Akabinde gerek il gerek ülke gerekse de dünya gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
“DURUŞ MEDYA MALATYA İÇİN BÜYÜK BİR ŞANS”
Yaptığı açıklamada öncelikle basının önemi için konuşan Mesut Samanlı, “ Malatya’da güçlü basına ihtiyaç var, güçlü seslere ihtiyaç var. Bazı sermayelerin el altından değil de olan şeyleri anlatacak insanlara ihtiyaç var. Duruş Medya bu konuda Malatya için büyük bir şans, Malatyalılar için bir şans olduğunu düşünüyorum. Ben inanıyorum ki bundan sonraki süreçte de Malatya’nın tekrar ayağa kalkmasında, gelişmesinde, büyümesinde ve iyi yerlere gelmesinde de Duruş Medya'nın çok büyük emekleri olacak. Çünkü basın çok önemli. Basının sağlıklı ve güçlü olmadığı yerlerde hiçbir zaman için başarı ve teşekkürü hak edecek yerlere gelemezsiniz. Bunların gelmesi için de basının iyi ve kötüyü gerçekçi anlamda dile getirmesi lazım. Ben sizlere bu aşamada başarılar diliyorum” ifadelerine yer verdi.
“ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM”
Akabinde ülke gündemine yönelik yaptığı açıklamada Mesut Samanlı, “Gerek ülke gündemi gerek Malatya gündemi gerekse de dünya gündeminde neler yaşandığını görebiliyoruz. ‘Terörsüz Türkiye’ başlığı altında sayın Genel Başkanımızın dile getirdiği süreçte başlayan dönem sonrasında işte İsrail ve İran savaşının arkadan gelmesi, bazı şeylerin tesadüf olmadığını ve ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor aslında. Biz bu vesileyle ‘Terörsüz Türkiye’nin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha dile getirmek istiyoruz. Ülke içerisinde bir birliğin olmadığı yerlerde hiçbir zaman için dışarıya karşı güçlü ve kuvvetli olamazsınız. Şu an İsrail'in İran'a saldırmasının en büyük nedenlerinden biri iç karışıklık çıkarması ve oradaki iktidarın değişmesi. Neden değiştirmek istiyor? Çünkü kendine yakın insanlar olursa işte daha önce Libya'da, Mısır'da, Suriye'de, Irak'ta yaptıkları gibi İran ve sonrasında Türkiye'yi ele geçirmeye çalışıyorlar. Büyük Orta Doğu Projesi'nden çıkıp, bunların kendilerine vaat edilmiş toprak olarak gördükleri yerlerden biri de Türkiye. Burada vatandaşa düşen en büyük şey birlik beraberlik. Burada sağcısı, solcusu, Alevisi, Sünnisi demeden, ülkemize sahip çıkmamız lazım. Sahip çıkılmayan ülkelere ne halde olduğunu işte az önce saydığım ülkelere baktığımız zaman görebiliyoruz. Bugün Irak'a gittiğiniz zaman belki 50 kişiye sorsanız, 49'u şunu diyecek ki, keşke Saddam gitmeseydi başımızda olsaydı, bugünden daha iyi olurdu. Ama o zamanlarda da işte heykeli yıkılarak, ateşe verilerek, tepkiler gösterilerek orada bir ayaklanma başlattılar ve nasıl ölüme gittiğini hep beraber gördük. İşte aynı şey Kaddafi'de oldu, Mursi’de oldu. Çevre ülkelere baktığımız zaman aslında oynanan oyunu çok net görebiliriz ama maalesef biz günlük olaylara bakıyoruz. Geniş açıdan bakmıyoruz, değerlendirmiyoruz. İşte bunun için bile şu an ‘Terörsüz Türkiye’nin ne kadar önemli olduğu bile anlatamaz hale geldik. Anlatsak da anlamak istemiyorlar” sözlerine yer verdi.
“İRAN'DAN SONRAKİ HEDEF TÜRKİYE”
“Terörsüz Türkiye’nin amacı gayet açık ve nettir” diyen Mesut Samanlı daha sonra sözlerine şu şekilde devam etti: “PKK terör örgütü 1980'li yıllarda kurulduğu zaman, 1980 darbesiyle birlikte yurtdışına çıkıp Suriye'de eğitimini almış. 1984'te ilk eylemini yaptığı zaman, dönemin liderleri 3-5 tane zibidi diye bunun çok önemsiz olduğunu dile getirmişler. Geldiğimiz noktada aslında PKK terör örgütünün zamanında önemsenseydi, bu durumlara gelebilmezdi, güçlenemezdi ve dış devletlerin etkisi altına giremeyeceğini ve zamanında başı ezilseydi binlerce şehidimizin de olmayacağını hep birlikte görmüş olacaktık ama hiçbir şey için geç kalmış değil. Bundan sonrası için de baktığımız zaman, ben inanmıyorum ki hiçbir şehit ailesi yeni bir şehit ailesinin olmasını istemez. Bu aslında bir barış süreci değildir. ‘Terörsüz Türkiye’nin amacı gayet açık ve nettir. Koşulsuz şartsız bir şekilde silahlar bırakılacak, terör örgütü ülkeyi terk edecek, hiçbir eylemde bulunulmayacak ve daha güçlü bir Türkiye olarak oraya harcanan para, bugünkü kurlara baktığımız zaman o günden bugüne yaklaşık 500 milyar dolarlardan bahsediliyor. Türkiye'nin güçlenmesi, silahlanması ve dışa karşı daha güçlü bir şekilde dik durması için önemli bir para. Bunlar terör örgütüne, terörle mücadeleye harcanacağına, yerelde bunlarla uğraşılacağımıza, aslında dışa açılıp, buradaki gücümüzü daha Ortadoğu'da göstermemiz lazım. Çünkü Ortadoğu'da Amerika 50 yıldır var, biz bin yıldır buradayız. Bizden daha iyi kimse buraları bilemez. Onun için önce içeriden başlamamız lazım. Biz iç barışı sağlarsak, içeriden bu süreci hızlandırırsak, dışa karşı daha sesli bir güç çıkar ve işte İran'dan sonraki hedef Türkiye. Bugün İsrail televizyonlarını seyrettiğimiz ya da İsrail basınını takip ettiğimiz zaman, orada dile getiriyorlar bunu aslında. Sonra iş ciddileşince işte şaka yaptık diye özür diliyorlar ama bunun şakası özrü yok. Gayet açık ve net bir şekilde görülüyor ki, İran'dan sonraki hedef Türkiye. Olası tehditlere karşı kendi iç barışımızı sağlamamız lazım. Genel Başkanımızın da aslında büyük bir sorumluluk alarak, bu açıklamayı yapmasının en büyük nedenlerinden biri de bu. İleri görerek hep konuşur, hep anlatır. Aslında Genel Başkan 5 yıl sonra, 10 yıl sonra yani 5 yıl önce bunu söylemişti, işte bak bugün ortaya çıktı diyoruz ama maalesef bunu erkenden anlarsak ve Cumhur İttifakı ve Cumhurbaşkanımız da desteklediği gibi bu süreci oturtursak hedefin Türkiye olmasından çıkartırız. Çünkü güçlü bir silahlanmaya sahip bir ülkeye hiç kimse saldırmaya cesaret edemez. Ve iç karışıklık çıkarmadan da dış devletler burada başarılı olamaz. Artık cephede savaş yok, olsa zaten Türkiye'nin gücüyle hiç kimse dayanamaz ama maalesef artık cephe savaşları olmayacağı için ve bu teknolojik savaşlar olacağı için de bu işte de ekonomi lazım, ekonomimizin güçlü olması lazım. Onun için ‘Terörsüz Türkiye’nin de bugün baktığımız zaman dıştaki ülkelerdeki savaşlara baktığımız zaman ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görebiliriz.”
MUHABİR: HANİFE SARI