Mali müşavirlerden sert tepki: Bu işin yetkilisi biziz!

Malatyalı muhasebeciler ve mali müşavirler vergilendirme sistemi kapsamında basit usulden gerçek usule geçecek mükelleflere dair yapılacak değişiklikler nedeni ile bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Malatya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası Başkanı Serdar Böke, “Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de mali müşavirlerin işidir” dedi.

GÜNCEL - 17-12-2025 14:25

Mali müşavirler dün Malatya Defterdarlığı önünde bir araya gelerek 13 Aralık 2025 tarihli ve 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'ne ilişkin bir basın açıklaması gerçekleştirdiler. Açıklamayı Malatya Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası (SMMMO) Başkanı Serdar Böke yaptı.

Basın açıklamasından önce mücbir sebep halinin kaldırılmasına ilişkin bir açıklama yapan Böke,

“2025 yılı içerisinde Malatya’ya sık sık gelen Çevre ve Şehircilik Bakanımız, genel durumu gördüğünde binaların yıkımı ve sonradan yapılanması ile ilgili sürenin yetmeyeceğini kendisi bildiği halde vatandaştan 31.12.2025 tarihine kadar süre istemişti. Ancak buna rağmen Maliye Bakanımız, Ankara’daki genel durumu, Malatya’nın durumu ile karıştırdığı için ne yazık ki 30 Kasım itibariyle mücbir sebep hali Malatya dahil 4 deprem bölgesi için kaldırılmıştır. Aslında burada hepimizin de çok net gördüğü gibi binalar yapılmaya başlandı ancak daha teslim edilmeden mücbir sebep hali hayat normale döndü gerekçesiyle kaldırılmıştır. Bununla beraber 1 Ocak 2026 tarihinde nüfusu 30 binin üzerinde olan büyükşehirlerde basit usul vergi mükellefleri için işletme defterine geçişle ilgili bir süreç başlatılmıştır ancak ne yazık ki 13 Eylül’de yapılan vergi sirküsü düzenlemesi ile bu iş esnaf odalarına bırakılmak istenmiş ve mali müşavirlerin, meslek odalarımızın elinden alınmaya çalışılmıştır”

şeklinde konuştu.

“NASIL BİR AMACA HİZMET ETTİĞİNİ ANLAMAK MAALESEF MÜMKÜN DEĞİL”

Vergi sisteminin temel amaçlarından birinin adil, şeffaf, izlenebilir, sürdürülebilir mali yapının tesis edilmesi olduğunu belirten Böke,

“Bu gereklilik ve önem nedeniyle 8/9/2025 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde bulunan ve nüfusu otuz bini geçen ilçelerde anılan kararnamede belirtilen faaliyetleri yürüten mükelleflerin 01/01/2026 tarihinden itibaren basit usulden çıkarak gerçek usulde vergilendirilmeleri kararlaştırılmıştır. Ne yazık ki, 13 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan 586 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile anılan kararname kapsamında 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren gerçek usulde vergilendirilecek olan mükelleflerin, işletme hesabı esasına göre vergilendirildikleri süre zarfında defterlerinin bağlı oldukları meslek odaları/birlikler tarafından tutulmasına ve beyannamelerinin bu Odalar tarafından da gönderilebilmesine izin verilerek atılan olumlu adımların daha da gerisine gidilmesine sebebiyet verilmiştir. Hiçbir hukuki ve teknik gerekçe ile açıklanmayacak ve kendi içerisinde onlarca belirsizlik içeren hukuka aykırı bu yetkilendirmenin nasıl bir amaca hizmet ettiğini anlamak maalesef mümkün değil”

ifadelerine yer verdi.

“BU MÜCADELELERİ VE ÇABALARI ANLAMSIZLAŞTIRMAKTADIR”

Mali müşavirliğin güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren bir meslek olduğunu dile getiren Böke,

“Ülkemizde, mevcut krizden çıkış için ‘kayıt dışılıkla mücadele’ ve ‘bütçe disiplini’ ihtiyacı ortadayken ve bu kapsamda birçok mükellef ağır vergisel ödevlere katlanmak zorunda kalırken, kayıt dışılığı körükleyecek ve vergi sistemimizde gedikler açacak bu nevi uygulamaların kamuoyunda yeterince tartışılmadan ve istişare edilmeden yürürlüğe sokulması, bu mücadeleleri ve çabaları anlamsızlaştırmaktadır. Muhasebe, finansal raporlama ve beyanname birbirinden ayrılamayacak bütünlüktedir. Muhasebe yapmak, mali tabloları hazırlamak, gerçek ve doğru mali verileri sağlamak, denetlemek, raporlamak ve beyanname vermek, dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de mali müşavirlerin işidir. Mali müşavirlik bütün bu konularda güvence veren, sorumluluk alan ve hesap veren meslektir. Hiçbir teknik bilgisi olmayan ve oy kaygısıyla hareket edebilecek olan esnaf odalarına veya birliklerine muhasebe ve vergi konusunda yetki verilmesi, aslında kapsama yeni alınan bu mükelleflerin Mali İdare karşısında başıboş ve denetimsiz bırakılması dışında hiçbir anlam ifade etmemektedir”

diye konuştu.

“BU TEBLİĞ TAM BİR GARABET OLMUŞTUR”

“Meslek odalarına mali müşavir çalıştırma şartı getirilmesi olayın hukuksuzluğunu ve ciddiyetsizliğini örtmeye yetmemektedir” diyen Böke, sözlerine şu şekilde devam etti:

“Bu mükellef grubuna ayrıcalık tanınması vergide eşitlik ve adalet ilkesine aykırıdır. Bu durum, kayıt dışılığın artmasına, vergiye gönüllü uyumun azalmasına, vergi gelirlerinin azalmasına ve ayrı bir disiplin olan muhasebe ve denetim mesleğinin tahrif edilmesine neden olmaktadır. Bu ise; eğitim ve sağlık gibi kamu hizmetlerinin yürütülmesi, emekliye zam yapılması, işçinin asgari ücretine devlet desteği verilmesi gibi konularda bütçede yeterli kaynak bulunamamasının nedenleri arasına girecektir. 2026 Bütçesinin Mecliste tartışıldığı günlerde bu tebliğ tam bir garabet olmuştur. Bu sebeple, anılan düzenlemede hiçbir şekilde kamu yararı yoktur ve ülkesini seven her yurttaşın buna karşı durması gerekmektedir. Üyelerine şirin gözükmek için Türk Vergi Sisteminin yerle bir edilmesini talep edenlerin ve karar vericileri yeteri kadar bilgilendirmeyip bu çarpıklığa izin verenlerin şu sorulara cevap vermesi gerekmektedir: Esnaf odalarının yöneticileri, yanlış tutulan muhasebe kayıtlarından ve gerçeğe aykırı beyannamelerden tıpkı meslek mensuplarımız gibi tüm mal varlıkları ile sorumlu olacak mıdır? Mükelleflerin sahte belge düzenleme ve kullanma fiillerinde bu odaların yöneticilerine iştirak ve vergi suçu raporu yazılacak mıdır? Hiç değilse bu yöneticilerin bir disiplin sorumluluğu olacak mıdır? Gerçek usulde vergilendirilecek bu kadar mükellefin muhasebesi hangi teknik altyapı ve bilgi ile odalar tarafından tutulacaktır? Bu esnafların mevzuatta yer alan yükümlülüklere uyup uymadıkları kim tarafından kontrol edilecektir? Örneğin bir mükellefe vergi idaresinden izaha davet yazısı geldiğinde bu mükellefin müşavirliği Oda tarafından yapılacak mıdır? Doğru yönlendirmeler yapılmadığında esnafın uğrayacağı zararın sorumlusu kim olacaktır? Esnaftan muhasebe ücretini odalar toplayacağına ve bu durumda Kurumlar Vergisi Kanunu uyarınca iktisadi işletme oluştuğuna göre, kuruluş amaçlarına aykırı olarak devasa muhasebe ofislerine döndüreceğiniz bu meslek odalarından kurumlar vergisi beyannamesi istenecek midir? İşi ehline bırakmayı şiar edinmek gerekir iken, liyakati olmayan kişi ve kurumlara iş yaptırmaya kalkmak hangi bilim, felsefe ve inanış ile bağdaşmaktadır? Ve belki de en acı soruyu şöyle sormak gerekmektedir. ‘Kamu İdaremiz, ne zaman her türlü mali politikayı sahada uygulayan muhasebe camiasının hayrına ve lehine bir işe imza atacaktır?’ Unutulmamalıdır ki muhasebe meslek mensupları tüm mükelleflerin yanı başındadır ve siyasi bir etki değerlendirmesi yapılacak ise bu camia en başta göz önünde bulundurulmalıdır.”

TÜRMOB, odalar ve 135 bin kişilik meslek camiası olarak vergi sisteminde onarılmaz hasarlar açacak bu düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını talep ettiklerini kaydeden Serdar Böke,

“Bu düzenlemenin yürürlükten kaldırılmaması halinde her türlü hukuki mücadeleyi sürdüreceğimizi, akıl ve mantığın almadığı bu çarpık uygulamanın destekçisi olmaya tevessül edecek meslek mensupları hakkında da her türlü tedbiri alarak mesleki düzeni sağlayacağımızı buradan ilan ediyoruz”

açıklamasında bulundu.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ

 

Günün Diğer Haberleri