'Malatyalıların buna müsaade etmemeleri lazım'

Malatya’nın en önemli tarihi değeri olan Yeni Camii’de gerçekleştirilen çalışmalar hakkında bilgi veren Malatya Kültür Yaşam Derneği Başkanı Atilla Kantarcı, yeni yapılacak caminin kesinlikle eski caminin mevcut olan özelliklerini koruması gerektiğine işaret etti. Kantarcı, “Caminin bulunduğu alan sit alanı ilan edilmişti dolayısıyla camiyi başka bir şekilde yapmaları mümkün değil. Sivas Anıtlar Kurulu buna müsaade etmez diye düşünüyorum. En azından Malatyalıların buna müsaade etmemeleri lazım” dedi.

YEREL - 14-08-2024 09:01

6 Şubat depremlerinde büyük hasar alan ve günümüzde sadece bir minaresi ayakta kalan Yeni Camii ile ilgili konuşan Malatya Kültür Yaşam Derneği Başkanı Atilla Kantarcı, Malatya Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu.

Yeni Camii ilk yapıldığı zaman zeminin ardıç ağaçları ile desteklenerek temelinin atıldığını vurgu yapan Atilla Kantarcı, Yeni Camii’nin bu özelliği ile de Türkiye’de tek olduğunun altını çizdi.

“ÇARŞI YANGININDA HASAR GÖRMÜŞTÜR”

Yeni Camii’nin tarihi hakkında bilgi veren Kantarcı, “Şehir, 1838 yılında Eskimalatya’dan Malatya’ya taşındığı zaman cami ihtiyacı hat safhaya çıkmış ve dolayısıyla yeni bir cami yapılma ihtiyacı gündeme gelmişti. 1843 yılında Hacı Yusuf Taş isminde bir hayırsever tarafından yaptırılan caminin ilk ismi Hacı Yusuf Taş Camii idi. Cami, herkesin bildiğinin aksine 1893 yılındaki depremde değil 1890-91 yıllarında meydana gelen büyük çarşı yangınında hasar görmüştür ve ondan sonra yeniden yapılmaya başlamıştır. Yani 1843 yılında yapılan cami, 1890 yılındaki çarşı yangının büyük bir hasar almış ve hasar alan bölümleri tekrar yeniden yapılmaya başlanmıştır. İmece usülü ile yapılmaya karar verilmiş fakat o yıllar kıtlık yılları olduğu için bir afyon krizi denilen bir kriz var o yıllarda insanların ekonomik durumları da çok iyi değil o yüzden imece usulü ile camiyi yapmakta zorlanmışlar ve dolayısıyla da cami yaptırma derneği paraya sıkışınca padişah Abdulhamit’e müracaat etmişler. İkinci Abdulhamit’te 10 bin altın göndererek caminin inşaatının devamını sağlamış ve bu cami 1912 yılında halkın hizmetine girmiştir” şeklinde konuştu.

“KLASİK MİMARİ ÖZELLİKLERİNİ TAŞIYAN TEK ESERİMİZ”

Yeni Camii’nin, Malatya’da Osmanlı klasik mimari özelliklerini taşıyan tek eser olduğunu dile getiren Kantarcı, “Bu caminin en büyük özelliklerinden biri bataklık bir bölgede olduğu için zemin ardıç ağaçları ile desteklenerek temeli atılmıştır. Belki Türkiye’de ilktir Yeni Camii’nin temeli ardıç ağaçlarından müteşekkildir. Ardıç ağacı rutubet ve neme karşı en büyük koruyuculuğu olan ağaç türüdür. Yeni Camii Malatya merkezde Osmanlı klasik mimari özelliklerini taşıyan tek eserimiz” ifadelerine yer verdi.

“MALATYALILARIN BUNA MÜSAADE ETMEMELERİ LAZIM”

Restorasyonu gerçekleştirilecek caminin aslına uygun bir şekilde yapılması gerektiğini kaydeden Kantarcı, “Cami, 1890 yılında yangında hasar gördükten sonra ondan 2 yıl sonra da 7.2 büyüklüğünde bir deprem geçirdi Malatya ve o depremde de cami tekrar bir hasar aldı ondan sonra 1912 yılına kadar cami onarıldı ve bu hale getirildi. Bir de 1966 yılında minarelerinde biri Varto depreminde etkilenmişti. Yeni yapılacak caminin bir kere kesinlikle eski caminin mevcut olan özelliklerini koruması lazım. Sit alanı ilan edilmişti orası başka bir şekilde yapmaları mümkün değil. Sivas Anıtlar Kurulu buna müsaaede etmez diye düşünüyorum. En azından Malatyalıların buna müsaaede etmemeleri lazım. Ben Sivas Anıtlar Kurulu’na da çok güvenmiyorum. Çünkü Sivas Anıtlar Kurulu, geçmiş yıllarda Teze Camii’nin avlusunda yapılan birtakım inşaatlarıonaylamıştı. Biz buna karşı çıkmıştık yapılan çalışmaların Teze Camii’ye uymadığını, caminin silüetini bozduğunu ifade etmiştik. Şemsiyi koymuşlar, şadırvanları değiştirmişlerdi. Bu konuda Malatyalıların çok uyanık olmaları lazım. Çünkü şehrimizde bir tek Osmanlı eseri var o da Yeni Camii, onu da göz bebeğimiz gibi korumak, kollamak durumundayız. Eğer aslına uygun bir şekilde yapılırsa yine tarihi bir cami olma özelliği gösterir. İnşaata mutlaka yeni taşlar eklenecektir ama aslına uygun eski taşlara benzer taşlar eklenirse sülüet bozulmamış olur. Fakat Türkiye’de restorasyon çalışmaları biraz vurdumduymazlık ile yapıldığı için biraz da korkmuyor değilim” diye konuştu.

“KEŞKE YIKIK VAZİYETTE BIRAKSALARDI”

Restorasyon çalışalarında işi bilen kişilerle çalışılması gerektiğine vurgu yapan Kantarcı, “Arapgir’de suceyn köprüsü isminde bir köprü vardı. 2 bin yıllık Bizans döneminden kalma bör köprüydü. Biraz harap olmuştu, restore edilmesi gerektiği söyleidk ve restore ettiler fakat keşkeler resdtore etmeselerdi yeni taşlar kullanarak o eski güzel köprüyü boğaz köprüsü gibi yeni bir köprü haline getirdiler. Öyle bir köprüye ihtiyacımız yok, biz tarihi köprü görmek istiyorduk keşke yıkık vaziyette bıraksalardı daha mantıklı olurdu. İnşallah bu restorasyon çalışamalarında bu işi bilen insanlarla çalışılır ve o camimizi de değerinden uzaklaştırmazlar diye düşünüyorum” söyleminde bulundu.

“RUHU OLMAYAN BİR ŞEHİR OLACAK”

Malatya’nın ruhunu kaybetmemesi için çok mücadele verdiklerini söyleyen Kantarcı, “Malatya’da hiç kimse, kimseye bir şey sormuyor, Malatya herkes her herşeyi biliyor herhalde. Hiç kimse, kimseye bir şey danışmıyor. Fikir sormuyor halbuki bazı şeylerin fikir birliği ile olması gerekir. Ben dernek ve şahsım olarak Malatya’nın ruhunu kaybetmemesi için çok uğraştım şimdi yepyeni bir şehir yapılıyor fakat bana kalırsa ruhu olmayan bir şehir olacak. Eski eserlerimizin en azından minyatür kopyalarının yapılmasını istemiştim faj-kat hiç kimse dinlemedi ve sadece bir süre sonra sadece binalardan oluşan bir şehrimiz olacak. Bir şehre gittiğinzi zaman o şehrin bir özelliğini görürdünüz, örneğin gözünüz kapalı Bursa’ya inseniz oranın Bursa olduğunu bilirdiniz. Fakat şimdi öyle bir şey oldu ki nereye gittiğinizi bilemez durumdasınız. Sadece binalardan müteşekkil bina yığını bir şehir olacak bu da beni ve benim gibi düşünen insanları memnun etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Son olarak meydanların şehirlerin ruhu olduğunu belirten Kantarcı, “Meydanlar şehirlerin ruhunu yansıtır, meydan şehirlerin kimliğidir. Söğütlü Camii’nin eski yerinde yapılması noktasında da çok mücadele verdk fakat birileri ne hikmetse şehrimizin tek nefes alma bölümü olan yeşillik alanı cami ile kapattılar. Bunun acısını ilelreyen yıllarda çekeceğiz. 100 yılı sonra torunlarımız bizleri iyi yad etmeyecelşer diye düşünüyorum” açıklamasında bulundu.

Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ

Günün Diğer Haberleri