Malatya Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifi (ESKKK) Başkanı Ali Evren, deprem bölgesindeki esnafın finansmana erişimini kolaylaştıran yeni kredi düzenlemeleri ve Ankara’da yürüttükleri çalışmalar hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Malatya'da hali hazırda binlerce esnafın devlet destekli düşük faizli kredilerden faydalandığını belirten Evren, özellikle borçluluk nedeniyle kredi çekemeyen depremzede esnaf için önemli bir engelin kaldırıldığını duyurdu. Kredilerin kullanım koşulları, faiz oranları ve haksız kullanımların önüne geçilmesi için planlanan yeni denetim mekanizmaları hakkında da bilgi veren Evren, esnafın yaşadığı mağduriyetlerin giderilmesi adına yapılan girişimlerin detaylarını paylaştı.
Ali Evren, devlet tarafından sağlanan yeni kredi imkânlarının esnaf açısından önemli olduğunu belirterek, söz konusu kredilerin ticari ve hazine destekli olduğunu, faiz yükünün yarısının esnaf tarafından, diğer yarısının ise Hazine tarafından karşılandığını ifade etti. Kredilerin yüzde 22 faiz oranıyla verildiğini ve dört ya da beş yıl vadeyle kullanılabildiğini kaydeden Evren, esnafın iş yeri satın almak istemesi durumunda kendilerine müracaat edebildiğini, iş yerinin tapusunun ibraz edilmesiyle 3,5 milyon liraya kadar kredi kullandırıldığını ve bu kredinin beş yıl içerisinde geri ödendiğini söyledi. Evren, söz konusu uygulamanın esnafın iş yeri satın alabilmesi açısından oldukça önemli ve faydalı bir imkân olduğunu dile getirdi.
“3,5 MİLYON LİRAYA KADAR KREDİ VERİYORUZ”
Ticari araçlar için de aynı uygulama geçerli olduğunu belirten Evren, “Kamyon, otobüs ve taksi gibi ticari araç satın alan esnafımız, aracın faturasını bize getiriyor. Bunun karşılığında 3,5 milyon liraya kadar kredi veriyoruz. Bu krediler ticari araç alımları için kullanılıyor, kişisel kullanım amacıyla alınan araçları kapsamıyor. Ticari araç kredilerinin geri ödemeleri de üç ayda bir yapılıyor. Faiz oranı yüzde 22 seviyesinde. Şu anda Malatya’da yaklaşık 3 bin 500 esnafımızın kredi işlemleri bulunuyor. Faiz oranları ise değişken. Faiz oranı düşerse aşağı yönlü, yükselirse yukarı yönlü değişiklik olabiliyor. Örneğin, bir esnafımıza 2,5 milyon lira kredi verdik. Esnafımız taksitlerini üç ayda bir ödüyor. Faiz oranı daha sonra bir puan yükselirse, bu artış sonraki ödemelerine yansıyor. Faiz düştüğünde ise oranın aşağı çekilmesi gerekiyor” dedi.
“BORCU OLSA BİLE KREDİ İMKÂNINDAN YARARLANACAK”
Kredi kullanamayan esnaflar için de girişimlerde bulunduğunu ifade eden Evren, “Daha önce Bağ-Kur, SGK veya vergi borcu bulunan esnaflarımız kredi kullanamıyordu. Bu kişilerin ilgili kurumlardan borç durumlarını gösteren belgeleri getirmeleri isteniyordu. Bunun üzerine Ankara’ya gittim ve diğer illerden gelen temsilcilerle birlikte bu konuda çalışmalar yaptık. Yapılan düzenlemeyle Bağ-Kur, SGK veya vergi borcu bulunan esnafımızın da kredi kullanabilmesinin önü açıldı. Ancak borcu bulunan esnafımız krediyi iki puan daha yüksek faiz oranıyla kullanacak. Borcu olmayan esnafımız yüzde 22 faizle kredi kullanırken, borcu bulunan esnafımız için oran yüzde 24’e çıkabilecek. Böylece esnafımız, borcu olsa bile kredi imkânından yararlanabilecek” sözlerini kullandı.
“DESTEK NİTELİĞİ TAŞIYOR”
Malatya’da bugüne kadar kullandırılan kredi miktarı 544 milyon 298 bin liraya ulaştığını dile getiren Evren, “Esnafımız herhangi bir sorun yaşamıyorsa bize müracaat ediyor. Kimlik bilgilerini alıp bankaya gönderiyoruz ve bankadan değerlendirme sonucu geliyor. Bankacılık açısından bir engel bulunmuyorsa kredi süreci devam ediyor. Ancak kişinin bankalara olan borçları, kredi kartı veya çek kaynaklı sorunları varsa kredi kullanmasında sıkıntı yaşanabiliyor. Ben bu konuyu da gündeme getirdim. Özellikle deprem bölgelerinde kredi kartı ve çek borçları nedeniyle esnafımızın mağdur olmaması için düzenleme yapılması gerektiğini söyledim. Sadece Malatya’da değil, depremden etkilenen birçok ilde esnafımızın evi ve iş yeri yıkıldı. Böyle bir durumda esnafımıza kredi verilmesi gerekiyor. Borcu olduğu için kredi alamayan esnafımızın da bu imkândan yararlanabilmesi adına gerekli girişimlerde bulunduk. Sonuç olarak, belirli şartlar altında borcu bulunan esnafımızın da kredi kullanabilmesinin önünü açtık. Verilen kredilerin faiz yükünün yüzde 50’sini Hazine karşılıyor, kalan yüzde 50’lik kısmı ise esnafımız ödüyor. Piyasada bankaların uyguladığı faiz oranlarıyla karşılaştırıldığında, bu krediler esnafımız için önemli bir destek niteliği taşıyor” şeklinde konuştu.
“ALDIĞI MALIN FATURASINI GETİRECEK”
Kredilerin amacına uygun kullanılmasının önemine dikkat çeken Evren, “Esnafımız kredi çekip bu parayla altın veya arsa alırsa, kredi amacının dışına çıkılmış olur. Biz bunun önüne geçmek istiyoruz. Geçen yıl Antalya’da yapılan genel kurulda bakanlarımızla bu konuyu görüştük. Daha önceki yıllarda esnafımız kredi talebinde bulunduğunda, örneğin bir taksici aracını tamir ettirmek istediğinde, kendisinden fatura isteniyordu. Fatura getirildiğinde kredi, ilgili işin yapılması amacıyla kullandırılıyordu. Aslında istediğimiz sistem bu. Esnafımız alışverişini yapacak, aldığı malın faturasını getirecek ve kredi bu doğrultuda kullandırılacak. Örneğin, kerestecilik yapan bir esnafımız kredi almak istediğinde, aldığı kerestenin faturasını bize getirecek. Biz de kredinin iş yerinde kullanılacak ham madde alımına yönelik olduğunu göreceğiz. Böylece kredinin başka amaçlarla kullanılmasının önüne geçilecek. Ancak deprem nedeniyle bu uygulamayı bir süre erteledik. Çünkü depremde insanların evleri, iş yerleri ve araçları zarar gördü. Esnafımızın yeniden ayağa kalkabilmesi için bu konuda bir yıl esneklik sağladık. Fakat Hazine ve Maliye Bakanlığı bu uygulamanın hayata geçirilmesi konusunda yaklaşık iki yıldır ısrarcı. Genel başkanımızın girişimleriyle uygulama ertelendi. Önümüzdeki süreçte, özellikle 2027 yılında, kredi kullanımında fatura ibrazı şartının yeniden gündeme gelmesi söz konusu olabilir. Amacımız, esnafımızın aldığı krediyi gerçekten işinde kullanmasını sağlamak. Esnafımızın dükkânına gerekli malzemeyi ve ham maddeyi alması, işini büyütmesi ve ekonomik faaliyetini sürdürmesi için bu krediler veriliyor. Dolayısıyla kredilerin doğru yerde ve doğru amaçla kullanılması büyük önem taşıyor” diyerek sözlerini tamamladı.
ROJBİN ASTEKİN