Malatya’da imece, sadece iş yapmak anlamına gelmiyor. Bir evin kışlık hazırlığı yapılırken diğer evin tarlasına da el atılıyor; biri salça kaynatırken diğeri odun diziyor. Bu yardımlaşma zinciri, köyün tüm fertlerini birbirine bağlıyor.
Eylül ve ekim ayları, Malatya’da hem mevsimsel hem kültürel olarak hareketli geçer. Bahçelerde toplanan domates, biber, patlıcan gibi ürünler imece usulüyle işlenir. Evlerin avlularında kazanlar kurulur; salça kaynar, tarhana serilir.
Kadınlar sabah erkenden toplanır; kimisi domates soyarken kimisi tandırda ekmek pişirir. O sırada gençler su taşır, çocuklar da neşeyle etrafta koşar. Bu telaş, işten çok bir bayram havasındadır. İmecenin bir diğer yönü de erkeklerin yürüttüğü dayanışmadır. Kışa hazırlık sadece mutfakla sınırlı değildir. Dağlardan odun taşınır, çatılar onarılır, soba boruları temizlenir. Bir evin işi bitmeden diğerine geçilmez. Bu dayanışma, köyün bütün fertlerinin güvenle kışa girmesini sağlar.
KIŞA SICAK BİR BAŞLANGIÇ
Kış yaklaşırken Malatya’nın köylerinde, sabah dumanları tüten kazanlar, kahkahalarla karışan türküler, yanan tandırların sıcaklığıyla imece günleri birer şenliğe dönüşüyor. Her yapılan iş, sadece bir hazırlık değil; geçmişle bugün arasında kurulan bir köprü gibi.
Malatya’da imece kültürü, bu topraklarda yaşayanların paylaşma, dayanışma ve birlikte yaşama iradesini bugüne taşıyor. Kışın soğuğu bastırmadan, insanların gönlünde imecenin sıcaklığı çoktan yerini almış oluyor.
Muhabir: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ