Alacakapı Mahallesi’nde yer alan caminin yapımının 1224 yılı civarında Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alaeddin Keykubad döneminde başladığı düşünülse de, Malatya Evkaf Defterleri’nde yapım tarihinin Keykavus bin Keyhüsrev zamanına (1211-1220) dayandığı kayıtlı. Tuğla işçiliği Yakup bin Ebubekir el-Malati, hat işleri Ahmet bin Yakub, taş işçiliği ise Üstad Hüsrev el-Benna tarafından yapıldı.
İran’daki Büyük Selçuklu cami geleneğini Anadolu’da yansıtan tek örnek olarak öne çıkan yapı, çeşitli onarım ve eklemelerle özgün mimarisini korumaya çalıştı. 34×55 metre boyutlarındaki camide, mihrap önü kubbesi, bitişik eyvan ve 10×14 metre ölçülerindeki revaklı iç avlu planı dikkat çekiyor. Doğu-batı doğrultusunda uzanan sahınlar beşik tonozlarla kaplanmış durumda.
Caminin güney, doğu ve batı kapıları, tarih boyunca yapılan tamiratlarla bugüne kadar ulaşmış durumda. Güney kapısında 1224 tarihli kitabe, caminin inşa tarihine ışık tutarken, doğu kapısı 1274’te onarılmıştır. Batı kapısı ise 1247 yılında Emir Şahabeddin İlyas tarafından yaptırılıyor.
Kubbe ve eyvan, çini süslemeleri ve dekoratif kufi yazılarıyla dikkat çeker. Mihrap sonradan yapılmış olup, caminin asıl minberi Ankara Etnografya Müzesi’nde korunuyor. Minare ise ilk yapıda yokken, 1247’de batı duvarına tuğladan eklenmiş, şerefesi zamanla yıkıldı.
Ulu Camii, 1962’den itibaren Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından birkaç kez onarımdan geçirilmiş, 2020’de Elazığ merkezli depremde hasar gördü. Ancak 6 Şubat 2023’te Kahramanmaraş merkezli depremler camiyi bir kez daha sarsmış ve restorasyon çalışmaları halen devam ediyor.
Uzmanlar, caminin sadece dini bir yapı değil, aynı zamanda Malatya’nın Selçuklu dönemi kültürel mirasının simgesi olduğunu vurguluyor. Battalgazi halkı, tarih boyunca pek çok felakete direnmiş bu eserin ayakta kalabilmesi için restorasyon çalışmalarını büyük bir umutla takip ediyor.
MUHABİR: SİNEM HATUN DAVUT