Yıkımın ardından yeniden kurulan Malatya, şimdi sadece fiziksel değil, kültürel bir sınavdan geçiyor. Şehir planlamasında sanatın geri planda kalmasının büyük bir eksiklik olduğuna dikkat çeken Malatya Kültür Yaşam Derneği Başkanı Atilla Kantarcı Malatya Sonmanşet gazetesine konuşarak sanatın önemini vurguladı. Kantarcı, önemli açıklamalarda bulundu.
Ruhunu kaybetmiş, her şeyiyle yabancılaşmış bir şehirde yaşamanın bir süre sonra herkese zor gelecek ve şehre aidiyet duymakta zorlanılacağını ifade eden Malatya Kültür Yaşam Derneği Başkanı Atilla Kantarcı, kentlerin yüzyıllar süren sosyal, kültürel, siyasal etkileşimlerin ürünü olarak ortaya çıkan sadece binalardan ibaret olmayan, ruhu olan, aynen insan gibi nefes alıp veren varlıklar olduğunu söyledi.
“BİR YAPILANMA İÇİNE GİRMEMİZ LAZIM”
“Malatya sadece sağlam ve güzel binalar, parklar, bahçeler, dinlenme alanları, geniş cadde ve meydanlarla değil, tarihsel ve kültürel dokunun ayağa kaldırılmasıyla güzelleşir, yücelir ve de anlam kazanır” diyen Kantarcı sözlerine şöyle devam etti:
“Günümüzde uygarlık diye adlandırılan ‘medeniyet’, kavramı şehirle ilgili olan anlamında Medine şehrinden gelmektedir. Medeniyetin yansımalarına ise şehirlerde rastlanır. Mimari, resim, heykel, musiki ve edebiyat ürünlerinin üretildiği mekânlar öncelikle şehirlerdir. Hacı Bayram Veli, bir dörtlüğünde şöyle diyor; ‘Nâgehân ol şâra vardım, Ol şârı yapılır gördüm, Ben dahi bile yapıldım, Taş’u toprak arasında’ Hacı Bayram Veli, bu şiirinde inşa edilmekte olan bir şehre ansızın vardığında, bir yandan şehir yapılırken kendi varlığının da yeniden yapılanıp varlık kazandığını söyler. Tam da bu sırada şehrimiz yeniden inşa edilirken, bizim de tekrar inşa olmamız için sanat ve kültürü ihmal etmeden bir yapılanma içine girmemiz lazım. Şehrin mimarisinde mabetler, kent halkının anısının olduğu mekanlar, hanlar, kervansaraylar, sanat sokakları, yapılmalı ve bir an evvel canlandırılmalıdır.”
“SANAT, ÇOCUKLAR İÇİN BİR ÜRETKENLİK ARACIDIR”
Sanatın çocuklar üzerindeki etkisine değinen Kantarcı, “Sanatın insanlara faydaları olduğu kadar çocuklar için de önemli etkileri vardır. Sanat yapmak, çocukların problem çözme becerilerini geliştirmelerini, organize olmalarını ve kendilerini ifade etme kabiliyetlerini geliştirmektedir. Ayrıca sanatın çocuklara faydalarından bir diğeri de odaklanma ve konsantrasyon kabiliyetini artırmasıdır. Erken dönemde sanatla tanışan çocukların okul hayatında daha başarılı olduğu, araştırmalarla kanıtlanmıştır. Sanat, çocuklar için bir üretkenlik aracıdır. Eğitimciler, sanatı bir öğrencinin eğitimine dahil etmenin tüm öğrenme alanlarında fayda sağladığına şahit olmuşlardır” ifadelerini kullandı.
“HER ŞEHİR KENDİ KÜLTÜRÜNÜN VE MEDENİYETİNİN YANSIMASIDIR”
Sanatın şehir kültürü olgusunu da beraberinde getireceğini söyleyen Kantarcı, “Gelelim şehirlerin sanat üzerindeki etkilerine; sanat şehir kültürü olgusunu da beraberinde getirmektedir. Medeniyetlerin barındırdığı kültürel yapının maddi ve manevi unsurları, kentler de ve kent yaşamında şekillenmektedir. Bu yapı içerisinde şekillenen sanat da şehir kültürü içerisinde etkileşime girerek kendini geliştirme ve ifade etme olanağı bulmaktadır. Her şehir kendi kültürünün ve medeniyetinin yansımasıdır. Dolayısıyla şehirler içinde barındırdığı insanlara benzemektedirler. Şehrin mimarisinin insanlara sunduğu yaşam biçimi, sanatçıyı ve dolayısıyla sanatı da şekillendirmektedir. Kentlerin bize sunduğu görsel yansımaların yanı sıra önemli işlevleri de vardır. Kentler, müzeler, galeriler aracılığıyla kültürel belleğimizi de muhafaza eder. Sanat her zaman kendisini ifade edecek geniş kitlelere ihtiyaç duyar. Dolayısıyla şehirler, sanat ve sanatçı için uygun zemin oluşturmaktadır. Bu pencereden baktığımızda da sanat gelişmek için şehirlere, şehirler de gelişimini devam ettirebilmek için sanata ihtiyaç duyar. Bu etkileşim gelişmiş uygarlıkların ortaya çıkmasının yanı sıra evrensel kültüre de katkı sağlar” söylemlerine yer verdi.
İKİNCİ SANAT SOKAĞI ŞART
Malatya’ya ikinci bir sanat sokağının yapılması gerektiğine dikkat çeken Kantarcı, “Şehrimizde, ritimlerin dans ettiği, resimlerin canlandığı, renklerin şarkı söylediği, insanların ürettiği, kitapların yazıldığı, satıldığı ve okunduğu, insanların sanatsal konularda tartıştığı kitap kafelerin olduğu, her yaştan yerel sanatçılarımıza ulaşıp, sanatsal üretimi teşvik etmek için onların sanatının halkımızla istikrarlı bir şekilde buluşması için gerekli altyapısı oluşturulmuş mekanların olduğu, salt sanatsal üretimin değil aynı zaman sanatsal tüketimin de nitelikli yapılması için kültürel bir atmosfer oluşturup halkımızın, özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin sanatla etkileşim içinde olduğu ikinci bir sanat sokağı yapılması gerekmektedir. Bu iş için doğal yapısı ve tarihi konaklarıyla Sinema Caddesi (Beş Konaklar) biçilmiş kaftandır” diye konuştu.
SİNEM HATUN DAVUT