Kayısı çiftçilerinin sorun ve sıkıntıları hakkında konuşan Pütürge Ziraat Odası Başkanı Kürşat Ayaydın, Malatya Sonmanşet gazetesine önemli açıklamalarda bulundu. Çiftçilerin en büyük sorunlarının iklim değişikliği olduğunu kaydeden Ayaydın, ani sıcaklık düşüşlerinin ağaçları strese soktuğunu ifade etti.
Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından açıklanan fiyatın kabul edilebilir bir rakam olmadığını söyleyen Ayaydın, “Toprak Mahsulleri Ofisimizin açıklamış olduğu fiyat çiftçimiz içinde bizim içinde makul bir fiyat değil. Çünkü kayısı piyasası perakende de 350-400 liradan aşağı değil. Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklamış olduğu fiyat ise tabii ki beklentilerimizin altında. Bu konuda biz biraz daha devletimizden kayısı çiftçisi adına destek bekliyoruz” şeklinde konuştu.
“BİRAZ DAHA ÖZEN GÖSTERDİ”
Geçen yıllara kıyasla bu yıl Malatya’ya farklı ülkelerden kayısı getirilmemesine özen gösterildiğini dile getiren Ayaydın, “Bu sene gördük ki devletimiz bu işe biraz daha özen gösterdi fakat ilerleyen zamanlarda ne olur bilemiyoruz. Ama devletimizin almış olduğu tedbirlerle artık Malatya’ya farklı ülkelerden kayısı gelmeyecek gibi” ifadelerine yer verdi.
“HEM DE FİYATINI DÜŞÜRÜYOR”
İhracat rakamları hakkında da değerlendirmelerde bulunan Ayaydın, “Kayısı ihracatı ile ilgili açıklanan bir beklenti var. 100 bin ton kayısının ihraç edileceği ifade ediliyor. Biz bunun 100 bin ton olduğunu düşünmüyoruz. Malatya’mızda 100 bin ton kayısı yok. Çünkü stoklarımızda kayısı kalmadı. İklim değişikliğinden dolayı sıkıntı yaşadık. Bu anlamda 100 bin tonluk bir kayısımız yok. Rakamın bu şekilde açıklanması bizi biraz tedirgin ediyor. Sanki eski oyunlar tekrar oynanacakmış gibi, (İran zerdalisinin getirilmesi) bir izlenim veriliyor. Biz Malatya Ziraat Odaları olarak 65-70 bin ton civarında bir kayısı beklentimiz vardı. Özellikle dışarıda kayısı girmesi noktasında devletimizin daha dikkatli ve hassas olmasını istiyoruz. Bu yıl belirli bir rakımın altında kayısı olmadı. Sadece yüksek rakımlı yerlerde kayısı oldu, bu da Malatya tarımının küçük bir kısmını kapsar ve kaliteli kayısı olmaz. Biz devletimizin bu konuda bir tedbir almasını istiyoruz. Çünkü dışarıdan getirilecek kayısı Malatya kayısımızın hem kalitesini hem de fiyatını düşürüyor” diye konuştu.
“AMA BUNUN İÇİN GEÇ KALINDI”
Şehrin siyasi yetkilileri başta olmak üzere tüm kurum ve kuruluşların iş birliği yaparak kayısıyı hak ettiği noktaya taşımak zorunda olduklarına dikkat çeken Ayaydın, “Devletimiz kayısıya yönelik Toprak Mahsulleri Ofisinin açıklamış olduğu fiyatı biraz daha yukarı da tutmalı. Ama bunun için geç kalındı. Biz bunu Toprak Mahsulleri Ofisi Müdürümüz Ahmet Güldal ile de görüştük. Fiyat açıklaması bizim için makul değil ama bir fiyatı açıklanmasına hiç yoktan kayısının ismi konuldu derler. Yanlış isim konuldu bu ayrı mesele ama artık biliyoruz ki kayısının da bir fiyat standardı var. Biz Sayın Ahmet Güldal ile konuştuğumuzda ticaretçiler de vardı. Sayın Güldal’a şunu söyledik; ‘2 yıl önce 28 liradan alınan kayısı 2 ay sonra 90 liralara çıktı. Geçen sene 200 liraya sattığımız kayısıya bu sene 90-100 lira fiyat veriliyor’. Böyle bir fiyat oynaması nasıl olabilir? Hangi üründe böyle bir oynama var. İşçilik 500 liradan bin liranın üzerine çıktı. Mazotun durumu, giderler belli. Kayısı 200 liradan 90 liraya düştü. Bunun açıklamasını bekliyoruz. Buna kimse bir açıklama getiremez çünkü bu akıl, mantık işi değil. Kayısı eğer stratejik, Türkiye’nin ismini dünyaya tanıtan bir ürünse ve bu ürünün başkenti Malatya’ysa, çiftçilerimiz, odalarımız, ilgili kurum ve kuruluşlarımız, siyasilerimiz bu işin üstüne düşerek, kayısıyı hak ettiği yere getirmek zorundalar” ifadelerini kullandı.
“TARIMIMIZI OLUMSUZ ETKİLİYOR”
Son olarak çifçilerin en büyük probleminin iklim değişikliği olduğuna vurgu yapan Ayaydın, “Çiftçilerin en büyük problemi iklim. İklimsel olarak problemimiz var buna kimsenin bir şey yapacağı yok. Sıcaklıklar 6-12 derece birden düşüyor. Bu ağaçlarda da bir stres yaratıyor. Bunun haricinde sulama ile ilgili problemlerimiz var. Yanlış açılan kuyular, sondajlar var. MASKİ sürekli su arıyor. İnsanoğlunun yaşaması için su şart ama beslenmesi için de su şart. Suyun dengesi ile oynuyoruz, yanlış yerlerde yanlış kuyular açıyoruz. Bu bizim tarımımızı da olumsuz etkiliyor. İlerleyen yıllarda doğa bunun cezasının bize verecektir” açıklamasında bulundu.
MUHABİR: MEHMET TEVFİK CİBİCELİ